Günümüz dünyasında baş döndürücü bir hızın, dijitalleşmenin ve her geçen gün biraz daha bireyselleşen bir yaşamın ortasındayız. Herkesin kendi derdine düştüğü, komşunun komşuyu tanımakta zorlandığı bu çağda; yalnızlığın ve çaresizliğin gölgesinde sessizce ayakta kalmaya çalışan binlerce hayat var. Kalabalıkların içinde beliren bu sessiz çığlıkları duyabilmek, görünmeyeni görebilmek ise her şeyden önce güçlü bir vicdan ve sorumluluk duygusu gerektiriyor.
Gerçek gelişmişlik; yüksek binalarla, asfalt yollarla ya da ışıltılı meydanlarla değil; bir şehrin en kimsesiz, en çaresiz insanına uzanan elin sıcaklığıyla ölçülür. Bir insanın başını soktuğu yuvanın sıcaklığı, kapısına çalınan bir kap çorbanın huzuru, dünyadaki tüm fiziki yatırımlardan çok daha değerlidir. Sosyal devlet ve sosyal belediyecilik anlayışı da tam olarak bu noktada anlam kazanır:
Bazen bir haber okursunuz ve gündemin tüm karmaşası arasında içinizi ısıtan bir umut ışığı belirir. İşte İnegöl’den gelen son haber de tam olarak böyle bir his uyandırıyor.
İnegöl’de yalnız yaşayan, bakıma muhtaç 68 yaşındaki bir teyzemizin kötü durumdaki yaşam alanına uzanan yardım eli, sadece bir evin tadilatı değil; yok olmaya yüz tutmuş bir hayatın yeniden inşasıdır. İnegöl Belediyesi Sosyal Yardım İşleri Müdürlüğü ekiplerinin ve duyarlı mahalle sakinlerinin el birliğiyle harabe durumdaki evi baştan sona yenilemesi, eşyalarını sıfırlaması ve her gün düzenli sıcak yemek hizmeti başlatması takdire şayandır. Ustaların "işçilik bizden olsun" diyerek projeye dahil olması, hayırseverlerin ve mahallelinin kenetlenmesi; Anadolu'nun o imece ruhunun halen dipdiri ayakta olduğunu bizlere bir kez daha hatırlattı.
İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban’ın "İnegöl’de hiçbir vatandaşımızın kendisini yalnız hissetmesini istemiyoruz" sözü, sadece temenni olarak kalmayıp sahada somut bir karşılık bulmuş durumda. İhtiyaç sahibi bir insanın yüzündeki tebessüme vesile olan, bu iyilik hareketine öncülük eden İnegöl Belediyesi’ni, çalışanlarını ve katkı sunan tüm hayırsever vatandaşlarımızı gönülden tebrik ediyorum.
Şehirler taşla, betonla inşa edilir; ancak toplumlar sevgiyle, merhametle ve dayanışmayla ayakta kalır.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Sibel BARUTCU
Görünmeyen hayatlar
Günümüz dünyasında baş döndürücü bir hızın, dijitalleşmenin ve her geçen gün biraz daha bireyselleşen bir yaşamın ortasındayız. Herkesin kendi derdine düştüğü, komşunun komşuyu tanımakta zorlandığı bu çağda; yalnızlığın ve çaresizliğin gölgesinde sessizce ayakta kalmaya çalışan binlerce hayat var. Kalabalıkların içinde beliren bu sessiz çığlıkları duyabilmek, görünmeyeni görebilmek ise her şeyden önce güçlü bir vicdan ve sorumluluk duygusu gerektiriyor.
Gerçek gelişmişlik; yüksek binalarla, asfalt yollarla ya da ışıltılı meydanlarla değil; bir şehrin en kimsesiz, en çaresiz insanına uzanan elin sıcaklığıyla ölçülür. Bir insanın başını soktuğu yuvanın sıcaklığı, kapısına çalınan bir kap çorbanın huzuru, dünyadaki tüm fiziki yatırımlardan çok daha değerlidir. Sosyal devlet ve sosyal belediyecilik anlayışı da tam olarak bu noktada anlam kazanır:
Kimseyi arkada bırakmamak, "buradayız" diyebilmektir.
Bazen bir haber okursunuz ve gündemin tüm karmaşası arasında içinizi ısıtan bir umut ışığı belirir. İşte İnegöl’den gelen son haber de tam olarak böyle bir his uyandırıyor.
İnegöl’de yalnız yaşayan, bakıma muhtaç 68 yaşındaki bir teyzemizin kötü durumdaki yaşam alanına uzanan yardım eli, sadece bir evin tadilatı değil; yok olmaya yüz tutmuş bir hayatın yeniden inşasıdır. İnegöl Belediyesi Sosyal Yardım İşleri Müdürlüğü ekiplerinin ve duyarlı mahalle sakinlerinin el birliğiyle harabe durumdaki evi baştan sona yenilemesi, eşyalarını sıfırlaması ve her gün düzenli sıcak yemek hizmeti başlatması takdire şayandır. Ustaların "işçilik bizden olsun" diyerek projeye dahil olması, hayırseverlerin ve mahallelinin kenetlenmesi; Anadolu'nun o imece ruhunun halen dipdiri ayakta olduğunu bizlere bir kez daha hatırlattı.
İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban’ın "İnegöl’de hiçbir vatandaşımızın kendisini yalnız hissetmesini istemiyoruz" sözü, sadece temenni olarak kalmayıp sahada somut bir karşılık bulmuş durumda. İhtiyaç sahibi bir insanın yüzündeki tebessüme vesile olan, bu iyilik hareketine öncülük eden İnegöl Belediyesi’ni, çalışanlarını ve katkı sunan tüm hayırsever vatandaşlarımızı gönülden tebrik ediyorum.
Şehirler taşla, betonla inşa edilir; ancak toplumlar sevgiyle, merhametle ve dayanışmayla ayakta kalır.
İyiliğin ve dayanışmanın çoğalması dileğiyle…