Bursa, sanayisiyle, tarihiyle ve doğasıyla Türkiye’nin lokomotif şehirlerinden biri. Ancak bir kentin sadece çarklarının dönmesi, o kentin "sağlıklı" olduğu anlamına gelmiyor. Geçtiğimiz günlerde Bursa Tabip Odası (BTO) Başkanı Uzman Dr. Ferda Firdin’in Tabipler Lokali’nde gerçekleştirdiği basın buluşması, tam da bu noktada hepimizi derin bir muhasebeye davet etti. Sayın Firdin’in konuşmasındaki en çarpıcı vurgu, hekimliğin sınırlarına dairdi: "Hekimlik yalnızca muayene odalarına sığdırılamaz."
Bu cümle, sadece bir meslek tanımı değil; aynı zamanda toplumsal bir manifestodur.
Modern tıp anlayışında sağlığı, sadece hastalıkların tedavi edilmesi olarak görmek büyük bir yanılgıdır. Dr. Firdin’in "koruyucu hekimlik" vurgusu ile basının "doğru bilgi ulaştırma" görevini özdeşleştirmesi, aslında sağlığın hastane kapısından girmeden önce başladığını hatırlatıyor. Eğer bir toplum, sağlık sistemindeki sorunlardan, çevre kirliliğinden ya da bilimsel gerçeklerden doğru şekilde haberdar edilmiyorsa, o toplumun sağlığını korumak imkansızlaşır.
Firdin, doğru bilginin bir panzehir olduğunu söylüyor. Gerçekten de dezenformasyonun bir virüs gibi yayıldığı günümüzde; halk sağlığını ilgilendiren bilimsel gerçeklerin şeffaf bir şekilde kamuoyuna aktarılması, en az bir cerrahi müdahale kadar hayat kurtarıcıdır.
Benim için, en can alıcı noktalarından biri ise Bursa’nın sağlık altyapısına dair paylaşılan rakamlardı. Türkiye’nin dördüncü büyük şehri olan Bursa, yatak sayısında ülke genelinde 35’inci sırada yer alıyor. Bu rakam, Bursa için kabul edilebilir bir durum değildir. Sanayinin ve nüfus yoğunluğunun bu kadar yüksek olduğu bir kentte, sağlık hizmetine erişimin bu kadar kısıtlı kalması ciddi bir planlama hatasına işaret ediyor.
Dr. Firdin’in Ali Osman Sönmez ve Memleket Hastaneleri konusundaki hassasiyeti de bu yüzden kritik. Bir yanda yatak kapasitesi yetersizliğiyle boğuşurken, diğer yanda mevcut hastane alanlarının satışa çıkarılması ya da işlevsizleştirilmesi, kentin sağlık hakkına vurulan bir darbedir. Firdin’in dediği gibi: "Bu yatak sayısıyla Bursa, tek bir hastane alanını dahi kaybetme lüksüne sahip değildir." Şehrin hafızasında yer etmiş bu sağlık kurumlarının korunması, sadece bir bina meselesi değil, kamusal bir haktır.
Toplantının bir diğer ağır başlığı ise sağlıkta şiddet ve giderek derinleşen hekim göçüydü. Genç hekimlerin yurt dışına gitmek için sıra beklediği, görev başındaki hekimlerin ise her gün şiddet korkusuyla mesaisine başladığı bir ortamda, "nitelikli sağlık hizmeti" beklemek ne kadar gerçekçidir?
Bursa Tabip Odası’nın yeni dönemde şeffaf ve yapıcı bir iletişim modelini benimseyecek olması umut verici. Eleştirmek kolaydır; ancak Dr. Firdin, sadece aksaklıkları söylemekle kalmayıp çözüm yollarını da masaya koyacaklarını belirtiyor. Bu, sivil toplum örgütçülüğünün ve meslek odalarının kente sunabileceği en büyük katkıdır.
Dr. Firdin, Hantavirüs konusunda Dünya Sağlık Örgütü verilerine dayanarak halkı teskin etti ve pandemi riskinin olmadığını vurguladı. Tehlikeyi küçümsemeden ama paniğe de geçit vermeden sergilenen bu yaklaşım, 'koruyucu hekimliğin' iletişimdeki karşılığıdır. Toplumun ihtiyacı olan şey korku tünelleri değil, bu tür bilimsel ve sağduyulu açıklamalardır.
Dr. Ferda Firdin’in konuşması, sadece gazetecilere yönelik bir teşekkür değildi; Bursa’nın tüm paydaşlarına bir çağrıydı. Sağlık hakkı, siyaset üstü bir konudur. Nefes aldığımız havanın temizliğinden, randevu alabildiğimiz poliklinik sayısına kadar her şey bu hakkın bir parçasıdır.
Bursa Tabip Odası’nın "şeffaf, ulaşılabilir ve yapıcı" olma sözü, kentin tüm dinamikleri tarafından desteklenmelidir. Daha sağlıklı ve daha umutlu bir Bursa için beyaz önlüklerin taşıdığı bu sorumluluğa ortak olmak, hepimizin vatandaşlık görevidir. Çünkü biliyoruz ki; sağlık alanında yaşanan her sorun, aslında hepimizin ortak hikayesidir.
Umarız Dr. Firdin’in temenni ettiği o "samimi ve sürdürülebilir iletişim" yolu, Bursa’nın sağlık sorunlarının çözümünde güçlü bir köprü olur.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Sibel BARUTCU
Sağlık hakkı sadece muayene odasına sığar mı?
Bursa, sanayisiyle, tarihiyle ve doğasıyla Türkiye’nin lokomotif şehirlerinden biri. Ancak bir kentin sadece çarklarının dönmesi, o kentin "sağlıklı" olduğu anlamına gelmiyor. Geçtiğimiz günlerde Bursa Tabip Odası (BTO) Başkanı Uzman Dr. Ferda Firdin’in Tabipler Lokali’nde gerçekleştirdiği basın buluşması, tam da bu noktada hepimizi derin bir muhasebeye davet etti. Sayın Firdin’in konuşmasındaki en çarpıcı vurgu, hekimliğin sınırlarına dairdi: "Hekimlik yalnızca muayene odalarına sığdırılamaz."
Bu cümle, sadece bir meslek tanımı değil; aynı zamanda toplumsal bir manifestodur.
Modern tıp anlayışında sağlığı, sadece hastalıkların tedavi edilmesi olarak görmek büyük bir yanılgıdır. Dr. Firdin’in "koruyucu hekimlik" vurgusu ile basının "doğru bilgi ulaştırma" görevini özdeşleştirmesi, aslında sağlığın hastane kapısından girmeden önce başladığını hatırlatıyor. Eğer bir toplum, sağlık sistemindeki sorunlardan, çevre kirliliğinden ya da bilimsel gerçeklerden doğru şekilde haberdar edilmiyorsa, o toplumun sağlığını korumak imkansızlaşır.
Firdin, doğru bilginin bir panzehir olduğunu söylüyor. Gerçekten de dezenformasyonun bir virüs gibi yayıldığı günümüzde; halk sağlığını ilgilendiren bilimsel gerçeklerin şeffaf bir şekilde kamuoyuna aktarılması, en az bir cerrahi müdahale kadar hayat kurtarıcıdır.
Benim için, en can alıcı noktalarından biri ise Bursa’nın sağlık altyapısına dair paylaşılan rakamlardı. Türkiye’nin dördüncü büyük şehri olan Bursa, yatak sayısında ülke genelinde 35’inci sırada yer alıyor. Bu rakam, Bursa için kabul edilebilir bir durum değildir. Sanayinin ve nüfus yoğunluğunun bu kadar yüksek olduğu bir kentte, sağlık hizmetine erişimin bu kadar kısıtlı kalması ciddi bir planlama hatasına işaret ediyor.
Dr. Firdin’in Ali Osman Sönmez ve Memleket Hastaneleri konusundaki hassasiyeti de bu yüzden kritik. Bir yanda yatak kapasitesi yetersizliğiyle boğuşurken, diğer yanda mevcut hastane alanlarının satışa çıkarılması ya da işlevsizleştirilmesi, kentin sağlık hakkına vurulan bir darbedir. Firdin’in dediği gibi: "Bu yatak sayısıyla Bursa, tek bir hastane alanını dahi kaybetme lüksüne sahip değildir." Şehrin hafızasında yer etmiş bu sağlık kurumlarının korunması, sadece bir bina meselesi değil, kamusal bir haktır.
Toplantının bir diğer ağır başlığı ise sağlıkta şiddet ve giderek derinleşen hekim göçüydü. Genç hekimlerin yurt dışına gitmek için sıra beklediği, görev başındaki hekimlerin ise her gün şiddet korkusuyla mesaisine başladığı bir ortamda, "nitelikli sağlık hizmeti" beklemek ne kadar gerçekçidir?
Bursa Tabip Odası’nın yeni dönemde şeffaf ve yapıcı bir iletişim modelini benimseyecek olması umut verici. Eleştirmek kolaydır; ancak Dr. Firdin, sadece aksaklıkları söylemekle kalmayıp çözüm yollarını da masaya koyacaklarını belirtiyor. Bu, sivil toplum örgütçülüğünün ve meslek odalarının kente sunabileceği en büyük katkıdır.
Dr. Firdin, Hantavirüs konusunda Dünya Sağlık Örgütü verilerine dayanarak halkı teskin etti ve pandemi riskinin olmadığını vurguladı. Tehlikeyi küçümsemeden ama paniğe de geçit vermeden sergilenen bu yaklaşım, 'koruyucu hekimliğin' iletişimdeki karşılığıdır. Toplumun ihtiyacı olan şey korku tünelleri değil, bu tür bilimsel ve sağduyulu açıklamalardır.
Dr. Ferda Firdin’in konuşması, sadece gazetecilere yönelik bir teşekkür değildi; Bursa’nın tüm paydaşlarına bir çağrıydı. Sağlık hakkı, siyaset üstü bir konudur. Nefes aldığımız havanın temizliğinden, randevu alabildiğimiz poliklinik sayısına kadar her şey bu hakkın bir parçasıdır.
Bursa Tabip Odası’nın "şeffaf, ulaşılabilir ve yapıcı" olma sözü, kentin tüm dinamikleri tarafından desteklenmelidir. Daha sağlıklı ve daha umutlu bir Bursa için beyaz önlüklerin taşıdığı bu sorumluluğa ortak olmak, hepimizin vatandaşlık görevidir. Çünkü biliyoruz ki; sağlık alanında yaşanan her sorun, aslında hepimizin ortak hikayesidir.
Umarız Dr. Firdin’in temenni ettiği o "samimi ve sürdürülebilir iletişim" yolu, Bursa’nın sağlık sorunlarının çözümünde güçlü bir köprü olur.