SON DAKİKA
Hava Durumu

Bir oyuncak, bin tebessüm…

Yazının Giriş Tarihi: 18.09.2026 10:31
Yazının Güncellenme Tarihi: 18.09.2026 10:36

Bir şehrin gelişmişliğini ölçerken çoğu zaman yollarına, binalarına, meydanlarına ve yaptığı büyük yatırımlara bakıyoruz. Oysa bana göre bir kentin gerçek zenginliği, çocuklarının yüzündeki tebessümde saklı.

Geçtiğimiz günlerde Demirkapı Mahallesi’nde, Osmangazi Belediyesi tarafından açılışı gerçekleştirilen Şükran Gönenç Oyun ve Oyuncak Evi’ne gittiğimde aklımdan ilk geçen de bu oldu.

Bazen çok büyük işler yapmak için çok büyük binalara, büyük bütçelere ihtiyaç olmadığını bir kez daha gördüm.

Çünkü burada aslında sadece bir oyun ve oyuncak evi açılmadı. Bir çocuğun elinden çıkan oyuncağın, başka bir çocuğun yüzünde mutluluğa dönüşeceği bir dayanışma kapısı açıldı.

Düşünsenize…

Bir çocuğun artık oynamadığı, belki de odasının bir köşesinde unutulmaya yüz tutmuş bir oyuncak; başka bir çocuğun dünyasında yepyeni bir hikâyenin kahramanı olacak.

İşte projenin en güzel tarafı da burada başlıyor.

Çünkü oyuncak paylaşılırken aslında çok daha büyük bir şey paylaşılıyor: Mutluluk.

Üstelik çocuklara paylaşmanın, yardımlaşmanın ve empati kurmanın en güzel yolu yine çocukların dünyasından anlatılıyor. Büyüklerin uzun uzun anlatmaya çalıştığı pek çok değeri, bir oyuncak tek başına anlatabiliyor.

“Benim artık ihtiyacım yok, senin olsun.”

Bir çocuğun söyleyebileceği belki de en güzel cümlelerden biri bu.

Bugün çocukların dünyası da değişiyor. Teknolojinin, ekranların ve bireyselliğin giderek hayatımızın daha büyük bölümünü kapladığı bir dönemdeyiz. Çocukların birbirleriyle yüz yüze oynayabileceği, arkadaşlık kurabileceği, paylaşabileceği güvenli alanlara her zamankinden daha fazla ihtiyaç var.

İşte Demirkapı’daki bu merkez, tam da bu noktada anlam kazanıyor.

Burada çocuklar yalnızca oyuncaklarla buluşmayacak. Yeni arkadaşlıklar kuracak, birlikte oynayacak, birlikte öğrenecek ve belki de yıllar sonra hatırlayacakları güzel çocukluk anıları biriktirecekler.

Bir de işin başka bir tarafı var…

Bu proje, çocuklara yalnızca oynamayı değil, paylaşmayı da öğretiyor.

İlk bağışı yapan küçük Defne’nin hikayesi bile bunun ne kadar güzel bir iyilik zincirine dönüşebileceğini gösteriyor. Bir çocuğun attığı küçücük bir adım, başka çocukların hayatına dokunabiliyor.

İyilik de biraz böyle değil mi zaten?

Bazen kocaman bir adım atmanıza gerek yok. Bir oyuncak, bir kitap, bir çift ayakkabı ya da bir çocuğun elinden tutmak… Küçük gibi görünen her şey, bir başka insanın hayatında kocaman bir anlam taşıyabiliyor.

Açılışta çocukların heyecanını, ailelerin ilgisini ve mahalle sakinlerinin mutluluğunu görünce insan ister istemez düşünüyor:

Keşke şehirlerimizi planlarken çocukların kahkahalarını da bir ölçü olarak kullanabilsek.

Kaç park yaptık?

Kaç yol açtık?

Kaç bina yükselttik?

Bunların yanında bir de şu soruyu sorabilsek:

Kaç çocuğun yüzünü güldürdük?

Belki de asıl mesele burada.

Sosyal belediyecilik denildiğinde benim aklıma tam da bu tür çalışmalar geliyor. Sokağın ihtiyacını görmek, mahalleyi dinlemek ve insan hayatına doğrudan dokunan projeler üretmek…

Bazen bir mahallenin ihtiyacı yeni bir bina değil, çocukların güvenle oynayabileceği bir alan oluyor.

Bazen bir ailenin ihtiyacı büyük bir destek değil, çocuğunun mutlu olduğunu görmek oluyor.

Bazen de bir çocuğun ihtiyacı pahalı bir oyuncak değil; paylaşabileceği bir arkadaş, oynayabileceği güvenli bir alan ve kendisini ait hissedebileceği sıcak bir ortam oluyor.

Demirkapı’da açılan Şükran Gönenç Oyun ve Oyuncak Evi’ni bu nedenle yalnızca bir sosyal tesis olarak görmemek gerektiğini düşünüyorum.

Burası biraz da “iyiliğin evi.”

Bir çocuğun bıraktığı oyuncağın başka bir çocuğun elinde yeniden hayat bulduğu, paylaşmanın çoğaldıkça eksilmediğinin görüldüğü bir yer…

Ve belki yıllar sonra burada oynayan çocuklardan biri, büyüdüğünde kendi çocuğunun elinden tutup bu merkeze geldiğinde şöyle diyecek:

“Ben de burada oynardım.”

İşte bir şehir için bundan daha güzel bir hatıra olabilir mi?

Osmangazi Belediyesi’ni, Başkan Erkan Aydın’ı ve bu projede emeği bulunan herkesi, çocukların dünyasına dokunan böyle anlamlı bir çalışmayı hayata geçirdikleri için kutlamak gerekiyor.

Dilerim Demirkapı’da başlayan bu güzel dayanışma, Bursa’nın başka mahallelerine de yayılır.

Çünkü çocuklara bırakacağımız en değerli miras yalnızca binalar, yollar ve parklar değil.

Paylaşmayı bilen, birbirine el uzatan ve başkasının mutluluğundan kendi mutluluğunu üretebilen bir nesil yetiştirmek.

Ve bazen bunun başlangıcı gerçekten çok küçük olabilir…

Bir oyuncak kadar küçük.

Ama bıraktığı tebessüm kadar büyük.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.