Bazen hayatın telaşı içinde herkese yetişmeye çalışırken kendimize geç kalıyoruz. Evimize, işimize, çocuklarımıza, eşimize, ailemize… Herkesin bir ihtiyacını düşünüyor, bir derdine yetişiyor, bir işini hallediyoruz. Peki, sıra kendimize geldiğinde ne yapıyoruz? Çoğu zaman erteliyoruz. Bir başka güne, daha sakin bir zamana, işler biraz hafiflediğinde bakarız diye düşünüyoruz.
Oysa sağlık, ertelenmeye gelmeyen en önemli meselelerden biri.
Ekim ayı, meme kanserinde erken teşhisin önemini hatırlatan Meme Kanseri Farkındalık Ayı. Her yıl pembe kurdelelerle, çeşitli etkinliklerle ve farkındalık mesajlarıyla gündeme gelen bu önemli konu, aslında yalnızca ekim ayında değil, yılın her günü hayatımızın bir parçası olmalı.
Geçtiğimiz günlerde Medicana Bursa Hastanesi öncülüğünde, Bursa Büyükşehir Belediyesi ve BURULAŞ’ın desteğiyle gerçekleştirilen “Bir Sonraki Durak: Mamografi” etkinliği de bu açıdan anlamlı bir mesaj taşıyordu. Şehreküstü’den başlayan farkındalık yolculuğu, hastane önünde gökyüzüne bırakılan pembe balonlarla tamamlandı. Sivil toplum kuruluşlarının ve kadın derneklerinin de destek verdiği etkinlikte, kadın sağlığı için dayanışmanın önemi bir kez daha hatırlatıldı.
Ancak benim aklımda kalan yalnızca pembe balonlar ya da farkındalık sloganı değil. Asıl mesele, o sloganın her kadının hayatında karşılık bulması.
Bir sonraki durağımız gerçekten kendimiz olabilir mi?
Etkinlikte meme kanserini atlatan Sevgi Uymaztürk’ün anlattıkları, bu soruyu yeniden düşünmemize neden oluyor. Uymaztürk, memedeki kitleyi tesadüfen fark ettiğini, ancak pandemi döneminde ve sonrasında kontrollerini ihmal ettiğini anlatıyor. Yaklaşık bir yıl süren tedavi sürecinden geçmiş. Şimdi kontrollerine devam ediyor ve yaşadıklarını başka kadınlara umut olmak için paylaşıyor.
Onun anlattıkları, insanın içine dokunuyor. Çünkü bazen bir hastalığın hikâyesinde kendimizden, annemizden, kız kardeşimizden ya da en yakın arkadaşımızdan bir parça buluyoruz. “Bana bir şey olmaz” diye düşünüyor, bir belirtiyi önemsemiyor ya da kontrol için ayıracağımız zamanı başka işlere harcıyoruz.
Üstelik kadınlar olarak çoğu zaman kendimizden önce başkalarını düşünüyoruz. Evde birinin işi aksamasın, çocukların düzeni bozulmasın, ailemizin ihtiyaçları karşılıksız kalmasın diye çabalıyoruz. Fakat kendimize ayıracağımız bir saati bile bazen çok görüyoruz.
İşte tam da burada durup düşünmemiz gerekiyor. Kendimize iyi bakmak bencillik değil, kendimize ve sevdiklerimize karşı sorumluluğumuzdur.
Meme kanserinde erken tanı, tedavinin başarısı açısından büyük önem taşıyor. Türkiye’de ulusal tarama programı kapsamında 40-69 yaş arasındaki kadınlara iki yılda bir mamografi taraması öneriliyor. Kişisel risk durumuna göre daha farklı bir takip planı gerekebileceği için hekim önerilerini dikkate almak gerekiyor. Memede fark edilen bir değişikliği de bir sonraki kontrol tarihine kadar bekletmemek önemli.
Üstelik ailede meme kanseri öyküsü bulunmaması, bu hastalığın görülmeyeceği anlamına gelmiyor. Hiçbir şikâyetimiz olmasa bile yaşımıza ve risk durumumuza uygun kontrolleri ihmal etmemeliyiz.
Bir de utanma, korkma ve kötü bir sonuçla karşılaşma endişesi var. Bazen kadınlar muayeneden çekiniyor, bazen de duyacakları haberden korktukları için doktora gitmeyi erteliyor. Oysa korktuğumuz için uzak durduğumuz şey, sağlığımızı korumak adına atmamız gereken en önemli adım olabilir.
Elbette her kitle kanser değildir. Ancak bunun ayrımını yapacak olan hekim değerlendirmesidir. Bu nedenle memede bir değişiklik fark edildiğinde vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurmak gerekir.
Medicana Bursa Hastanesi Genel Müdürü Dr. Özcan Akan’ın da vurguladığı gibi, erken teşhis konusunda toplumsal farkındalığın artırılması büyük önem taşıyor. Etkinlikte kadınlara seslenen Dr. Nilüfer Avcı’nın sözleri ve Sevgi Uymaztürk’ün yaşadıklarını paylaşması da aynı gerçeği hatırlatıyor: Sağlığımızı ihmal etmemeliyiz.
Bursa’da gerçekleştirilen bu tür çalışmaların daha fazla kadına ulaşmasını diliyorum. Çünkü bazen bir etkinlikte duyulan tek bir cümle, bir kadının ertelenmiş randevusunu almasına vesile olabilir. Bazen bir kişinin anlattığı hayat hikâyesi, başka birinin kendi hayatını kurtaracak adımı atmasını sağlayabilir.
Pembe kurdeleler elbette güzel bir simge. Gökyüzüne bırakılan pembe balonlar da umut veriyor. Fakat farkındalık, etkinlik sona erdiğinde bitmemeli. Asıl başarı, o gün verilen mesajın günlük hayatımızda karşılık bulmasıdır.
Bu yazıyı okuyan her kadına küçük ama önemli bir hatırlatmam var: Kendinizi ihmal etmeyin. Kontrollerinizi ertelemeyin. Korkularınızın sizi sağlık hizmetlerinden uzaklaştırmasına izin vermeyin. Annenizi, kız kardeşinizi, arkadaşınızı da bu konuda teşvik edin.
Çünkü hayat yolculuğunda hepimizin yetişmesi gereken insanlar, tamamlaması gereken işler var. Ama bütün bunlardan önce kendimize de yetişmemiz gerekiyor.
Bir sonraki durak: Mamografi… Belki de bir sonraki durak, kendimize verdiğimiz değer.
Unutmayalım; sevdiklerimiz için güçlü olmaya çalışırken kendimiz için de sağlıklı kalmayı ihmal etmeyelim. Pembe kurdelenin hatırlattığı umut, korkularımızdan daha güçlü olsun.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Sibel BARUTCU
Bir sonraki durak: Kendimiz olalım!
Bazen hayatın telaşı içinde herkese yetişmeye çalışırken kendimize geç kalıyoruz. Evimize, işimize, çocuklarımıza, eşimize, ailemize… Herkesin bir ihtiyacını düşünüyor, bir derdine yetişiyor, bir işini hallediyoruz. Peki, sıra kendimize geldiğinde ne yapıyoruz? Çoğu zaman erteliyoruz. Bir başka güne, daha sakin bir zamana, işler biraz hafiflediğinde bakarız diye düşünüyoruz.
Oysa sağlık, ertelenmeye gelmeyen en önemli meselelerden biri.
Ekim ayı, meme kanserinde erken teşhisin önemini hatırlatan Meme Kanseri Farkındalık Ayı. Her yıl pembe kurdelelerle, çeşitli etkinliklerle ve farkındalık mesajlarıyla gündeme gelen bu önemli konu, aslında yalnızca ekim ayında değil, yılın her günü hayatımızın bir parçası olmalı.
Geçtiğimiz günlerde Medicana Bursa Hastanesi öncülüğünde, Bursa Büyükşehir Belediyesi ve BURULAŞ’ın desteğiyle gerçekleştirilen “Bir Sonraki Durak: Mamografi” etkinliği de bu açıdan anlamlı bir mesaj taşıyordu. Şehreküstü’den başlayan farkındalık yolculuğu, hastane önünde gökyüzüne bırakılan pembe balonlarla tamamlandı. Sivil toplum kuruluşlarının ve kadın derneklerinin de destek verdiği etkinlikte, kadın sağlığı için dayanışmanın önemi bir kez daha hatırlatıldı.
Ancak benim aklımda kalan yalnızca pembe balonlar ya da farkındalık sloganı değil. Asıl mesele, o sloganın her kadının hayatında karşılık bulması.
Bir sonraki durağımız gerçekten kendimiz olabilir mi?
Etkinlikte meme kanserini atlatan Sevgi Uymaztürk’ün anlattıkları, bu soruyu yeniden düşünmemize neden oluyor. Uymaztürk, memedeki kitleyi tesadüfen fark ettiğini, ancak pandemi döneminde ve sonrasında kontrollerini ihmal ettiğini anlatıyor. Yaklaşık bir yıl süren tedavi sürecinden geçmiş. Şimdi kontrollerine devam ediyor ve yaşadıklarını başka kadınlara umut olmak için paylaşıyor.
Onun anlattıkları, insanın içine dokunuyor. Çünkü bazen bir hastalığın hikâyesinde kendimizden, annemizden, kız kardeşimizden ya da en yakın arkadaşımızdan bir parça buluyoruz. “Bana bir şey olmaz” diye düşünüyor, bir belirtiyi önemsemiyor ya da kontrol için ayıracağımız zamanı başka işlere harcıyoruz.
Üstelik kadınlar olarak çoğu zaman kendimizden önce başkalarını düşünüyoruz. Evde birinin işi aksamasın, çocukların düzeni bozulmasın, ailemizin ihtiyaçları karşılıksız kalmasın diye çabalıyoruz. Fakat kendimize ayıracağımız bir saati bile bazen çok görüyoruz.
İşte tam da burada durup düşünmemiz gerekiyor. Kendimize iyi bakmak bencillik değil, kendimize ve sevdiklerimize karşı sorumluluğumuzdur.
Meme kanserinde erken tanı, tedavinin başarısı açısından büyük önem taşıyor. Türkiye’de ulusal tarama programı kapsamında 40-69 yaş arasındaki kadınlara iki yılda bir mamografi taraması öneriliyor. Kişisel risk durumuna göre daha farklı bir takip planı gerekebileceği için hekim önerilerini dikkate almak gerekiyor. Memede fark edilen bir değişikliği de bir sonraki kontrol tarihine kadar bekletmemek önemli.
Üstelik ailede meme kanseri öyküsü bulunmaması, bu hastalığın görülmeyeceği anlamına gelmiyor. Hiçbir şikâyetimiz olmasa bile yaşımıza ve risk durumumuza uygun kontrolleri ihmal etmemeliyiz.
Bir de utanma, korkma ve kötü bir sonuçla karşılaşma endişesi var. Bazen kadınlar muayeneden çekiniyor, bazen de duyacakları haberden korktukları için doktora gitmeyi erteliyor. Oysa korktuğumuz için uzak durduğumuz şey, sağlığımızı korumak adına atmamız gereken en önemli adım olabilir.
Elbette her kitle kanser değildir. Ancak bunun ayrımını yapacak olan hekim değerlendirmesidir. Bu nedenle memede bir değişiklik fark edildiğinde vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurmak gerekir.
Medicana Bursa Hastanesi Genel Müdürü Dr. Özcan Akan’ın da vurguladığı gibi, erken teşhis konusunda toplumsal farkındalığın artırılması büyük önem taşıyor. Etkinlikte kadınlara seslenen Dr. Nilüfer Avcı’nın sözleri ve Sevgi Uymaztürk’ün yaşadıklarını paylaşması da aynı gerçeği hatırlatıyor: Sağlığımızı ihmal etmemeliyiz.
Bursa’da gerçekleştirilen bu tür çalışmaların daha fazla kadına ulaşmasını diliyorum. Çünkü bazen bir etkinlikte duyulan tek bir cümle, bir kadının ertelenmiş randevusunu almasına vesile olabilir. Bazen bir kişinin anlattığı hayat hikâyesi, başka birinin kendi hayatını kurtaracak adımı atmasını sağlayabilir.
Pembe kurdeleler elbette güzel bir simge. Gökyüzüne bırakılan pembe balonlar da umut veriyor. Fakat farkındalık, etkinlik sona erdiğinde bitmemeli. Asıl başarı, o gün verilen mesajın günlük hayatımızda karşılık bulmasıdır.
Bu yazıyı okuyan her kadına küçük ama önemli bir hatırlatmam var: Kendinizi ihmal etmeyin. Kontrollerinizi ertelemeyin. Korkularınızın sizi sağlık hizmetlerinden uzaklaştırmasına izin vermeyin. Annenizi, kız kardeşinizi, arkadaşınızı da bu konuda teşvik edin.
Çünkü hayat yolculuğunda hepimizin yetişmesi gereken insanlar, tamamlaması gereken işler var. Ama bütün bunlardan önce kendimize de yetişmemiz gerekiyor.
Bir sonraki durak: Mamografi… Belki de bir sonraki durak, kendimize verdiğimiz değer.
Unutmayalım; sevdiklerimiz için güçlü olmaya çalışırken kendimiz için de sağlıklı kalmayı ihmal etmeyelim. Pembe kurdelenin hatırlattığı umut, korkularımızdan daha güçlü olsun.