Dışarıda bardaktan boşalırcasına yağan yağmur ve şehri esir alan şiddetli fırtına… Bursa dün sadece gökyüzünden düşenlerle değil, üzerine çöken "ihmaller bulutuyla" da dertliydi! Böyle bir atmosferde, Anahtar Parti Bursa İl Başkanı Fikret Aslan’ın 2025 Faaliyet Raporu’nu açıkladığı basın toplantısındaydım. Yağmura ve fırtınaya rağmen katılım oldukça fazlaydı.
Başkan Aslan, aktardığı rakamlarla aslında bir "şehir dramını" anlattı. Bursa, Türkiye ekonomisinin lokomotifi; yıllık 40 milyar dolara koşan bir ihracat devi. Peki, merkezi bütçeden aldığı pay ne?
İşte can yakan o kıyas: Rize’de kişi başına düşen kamu yatırımı 157 bin TL iken, üreten Bursa’da bu rakam sadece 38 bin TL! Fikret Aslan’ın deyimiyle; "Bursa veren bir şehirdir, fakat alan bir şehir değildir." Sormak lazım: Üreten şehirler cezalandırılıyor mu?
Toplantıda en çok başımı sallayarak dinlediğim bölümlerden biri ulaşımdı. Çünkü bu şehirde yaşayan herkes biliyor: Trafik artık sabah-akşam yaşanan bir çile değil; hayattan çalınan zaman, ekonomiden giden para, azalan yaşam kalitesi. Yıllardır beklenen ‘Yüksek Hızlı Tren’ meselesi ise başlı başına bir ironi. Önce hızlıydı, sonra yavaşladı, şimdi ne olduğu belli değil. Üç yıl önce açılacağı söylenen hat hala bitmedi. Bursa, yine bekliyor!
***
Malum, yıllardır Bursa’da kentsel dönüşümde kural tersine işledi. Rantsal kazanım hep öncelik arz etti. Daha çok daire, bina sayısı, hedeflendi. +0,50 emsal artışlarıyla altyapının üzerine binen devasa nüfus yükü, yarın bir gün büyük bir krizin kapısını çalacak.
Bu konuda gelişmiş toplumlardaki yatay örneklere ülkemizde de yer verilmesi gerektiğini vurgulayan Başkan Aslan’ın şöyle bir önerisi oldu: Dönüşüm sürecinin risk temelli bir önceliklendirme anlayışına dayandırılması, belediye-mülk sahibi-müteahhit-kiracı dengesini gözeten "dört paydaşlı adil model" oluşturulması.
***
Toplantının en dikkat çekici başlıklarından biri de 112 Acil servisindeki "maliyet odaklı" değişiklikti. Başkan Aslan deneyimli ambulans şoförlerinin görevden alınıp, yerlerine tıbbi müdahale yapması gereken paramediklerin getirildiğini anlattı. İşin maliyet kısmını düşünenler; sürüş eğitimi olmayan personeli o araçların direksiyonuna oturtarak, hayat kurtarmayı değil, yeni facialara davetiye çıkarabileceklerini düşünmemişler demek ki!
***
Başkan Aslan’ın eleştirdiği konu başlıklarından biri de BUSKİ’nin su faturası tarifesinde yürürlüğe koyduğu kademe sınırının 18’den 14 metreküpe düşürülmesi ve eklenen ek bedellerle faturaların yüzde 200 artması oldu. Başkan, durumun kabul edilemez olduğunu dile getirerek “vatandaş artık isyan ediyor” dedi.
***
Bu toplantıdan çıktığımda şunu düşündüm:
Bursa’nın sorunu sadece kaynak değil; adalet, planlama ve öncelik sorunu.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Sibel BARUTCU
Bu şehir daha ne kadar bekleyecek!
Dışarıda bardaktan boşalırcasına yağan yağmur ve şehri esir alan şiddetli fırtına… Bursa dün sadece gökyüzünden düşenlerle değil, üzerine çöken "ihmaller bulutuyla" da dertliydi! Böyle bir atmosferde, Anahtar Parti Bursa İl Başkanı Fikret Aslan’ın 2025 Faaliyet Raporu’nu açıkladığı basın toplantısındaydım. Yağmura ve fırtınaya rağmen katılım oldukça fazlaydı.
Başkan Aslan, aktardığı rakamlarla aslında bir "şehir dramını" anlattı. Bursa, Türkiye ekonomisinin lokomotifi; yıllık 40 milyar dolara koşan bir ihracat devi. Peki, merkezi bütçeden aldığı pay ne?
İşte can yakan o kıyas: Rize’de kişi başına düşen kamu yatırımı 157 bin TL iken, üreten Bursa’da bu rakam sadece 38 bin TL! Fikret Aslan’ın deyimiyle; "Bursa veren bir şehirdir, fakat alan bir şehir değildir." Sormak lazım: Üreten şehirler cezalandırılıyor mu?
Toplantıda en çok başımı sallayarak dinlediğim bölümlerden biri ulaşımdı. Çünkü bu şehirde yaşayan herkes biliyor: Trafik artık sabah-akşam yaşanan bir çile değil; hayattan çalınan zaman, ekonomiden giden para, azalan yaşam kalitesi. Yıllardır beklenen ‘Yüksek Hızlı Tren’ meselesi ise başlı başına bir ironi. Önce hızlıydı, sonra yavaşladı, şimdi ne olduğu belli değil. Üç yıl önce açılacağı söylenen hat hala bitmedi. Bursa, yine bekliyor!
***
Malum, yıllardır Bursa’da kentsel dönüşümde kural tersine işledi. Rantsal kazanım hep öncelik arz etti. Daha çok daire, bina sayısı, hedeflendi. +0,50 emsal artışlarıyla altyapının üzerine binen devasa nüfus yükü, yarın bir gün büyük bir krizin kapısını çalacak.
Bu konuda gelişmiş toplumlardaki yatay örneklere ülkemizde de yer verilmesi gerektiğini vurgulayan Başkan Aslan’ın şöyle bir önerisi oldu: Dönüşüm sürecinin risk temelli bir önceliklendirme anlayışına dayandırılması, belediye-mülk sahibi-müteahhit-kiracı dengesini gözeten "dört paydaşlı adil model" oluşturulması.
***
Toplantının en dikkat çekici başlıklarından biri de 112 Acil servisindeki "maliyet odaklı" değişiklikti. Başkan Aslan deneyimli ambulans şoförlerinin görevden alınıp, yerlerine tıbbi müdahale yapması gereken paramediklerin getirildiğini anlattı. İşin maliyet kısmını düşünenler; sürüş eğitimi olmayan personeli o araçların direksiyonuna oturtarak, hayat kurtarmayı değil, yeni facialara davetiye çıkarabileceklerini düşünmemişler demek ki!
***
Başkan Aslan’ın eleştirdiği konu başlıklarından biri de BUSKİ’nin su faturası tarifesinde yürürlüğe koyduğu kademe sınırının 18’den 14 metreküpe düşürülmesi ve eklenen ek bedellerle faturaların yüzde 200 artması oldu. Başkan, durumun kabul edilemez olduğunu dile getirerek “vatandaş artık isyan ediyor” dedi.
***
Bu toplantıdan çıktığımda şunu düşündüm:
Bursa’nın sorunu sadece kaynak değil; adalet, planlama ve öncelik sorunu.
Bursa çalışıyor.
Bursa üretiyor.
Ama karşılığını alamıyor.