Bursa Büyükşehir Belediyesi Şubat Ayı Değerlendirme Toplantısı, Büyükşehir Belediyesi Ana Hizmet Binası'nda gerçekleştirildi. Basın mensuplarının karşısına geçen Başkan Mustafa Bozbey, sadece bir aylık bir faaliyet raporu sunmakla kalmadı; aslında kentin mali durumundan sosyal projelerine, Vakıflar ile yaşanan mülkiyet krizlerinden su yönetimine kadar geniş bir yelpazede Bursa’nın "röntgenini" masaya yatırdı.
Öncelikle hakkını teslim etmek gereken bir başarı var:
Başkan Bozbey Büyükşehir Belediyesi’nin ve iştiraklerinin SGK ve vergi dairesi borçlarının tamamen bittiğini ilan etti. Yerel yönetimlerin borçlarının çok konuşulduğu bir Türkiye ikliminde, Nisan 2024’ten bu yana borçlarda sağlanan yüzde 32’lik düşüş küçümsenemez. Bu, "sosyal belediyecilik" yaparken kasanın da disipline edildiğini, ihtiyaç dışı harcamalar yerine akılcı bir bütçe yönetiminin devreye girdiğini gösteriyor.
Ancak diğer taraftan, BUSKİ’nin sırtındaki o devasa pranga duruyor:
25 milyar 200 milyon lira! Üstelik bu borcun yüzde 85’i döviz bazlı. Döviz kurlarındaki her kıpırtının Bursa’nın suyuna, yoluna, yatırımına mal olduğu bir gerçekle karşı karşıyayız. Başkan’ın "Bunu Bursa olarak hep beraber ödeyeceğiz" cümlesi, aslında geçmişten devralınan faturanın ne kadar ağır olduğunun somut kanıtı.
Toplantının en can alıcı ve belki de en çok tartışılacak kısmı ise Vakıflar Genel Müdürlüğü ile yaşanan mülkiyet gerginliğiydi. Listenin uzunluğu ürkütücü: Mahfel, Şehir Kütüphanesi, Balibey Han, Mevlevihane, Tarihi Belediye Binası gibi tam 19 farklı taşınmaz! Bozbey’in "Vakıflar el koyuyor ama yapmıyor" çıkışı, sadece bir siyasi polemik değil; Bursa’nın kültürel hafızasına sahip çıkma feryadıdır. Belediyenin milyonlarca lira harcayarak restore ettiği, yaşattığı ve halkın kullanımına açtığı mekanların, el koyma operasyonuyla Ankara’ya devredilmesi kabul edilemez. Mevlevihane’nin ziyaretçi sayısının bir yılda yüzde 66 artarak 123 binlere ulaşması, oranın "yaşayan bir merkez" olduğunu kanıtlarken; buraya "el konulması" Bursa’nın kültürel dinamizmine vurulan bir darbedir. Bu konuda açılacak "geri alma davaları", sadece hukukçuların değil, tüm Bursa kamuoyunun ortak davası olmalıdır.
Bursa’da son günlerin en büyük tartışması olan su faturalarına da net bir parantez açtı Bozbey. Trollerin ve sosyal medya manipülasyonlarının hedefindeki BUSKİ’yi savunurken, faturadaki artışın belediyeden değil, ilçe belediyelerinin "katı atık bedellerinden" kaynaklandığını rakamlarla ortaya koydu. "Bursa artık su şehri değil" uyarısı ise hepimiz için bir soğuk duş etkisi yaratmalı. Başkan, tasarruf rekoru kıran Bursalılara teşekkür ederken, Çınarcık Barajı projesinin hayati önemini bir kez daha hatırlatmış oldu.
Yazının sonuna gelirken, Bozbey’in "insan odaklı" projelerine değinmeden geçmek haksızlık olur. 10 bin öğrenciye burs, emeklilere bayram desteği, 10 bin anneye "Anne Kart" ve 3 bin öğrenciye ulaşan "Bursa Yuvam" merkezleri... Sosyal destekleri sadece yardım paketi olarak değil, bir hak olarak gören bu anlayış, ekonomik krizin altında ezilen vatandaş için en büyük can suyu.
Karşımızda şeffaf, verilerle konuşan ve Bursa’nın haklarını savunmak için "merkezi hükümetle" karşı karşıya gelmekten çekinmeyen bir yönetim var.
Bursa’nın hakkını arayanın, Bursa her zaman arkasında durur.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Sibel BARUTCU
Büyükşehir'in Şubat tablosu
Bursa Büyükşehir Belediyesi Şubat Ayı Değerlendirme Toplantısı, Büyükşehir Belediyesi Ana Hizmet Binası'nda gerçekleştirildi. Basın mensuplarının karşısına geçen Başkan Mustafa Bozbey, sadece bir aylık bir faaliyet raporu sunmakla kalmadı; aslında kentin mali durumundan sosyal projelerine, Vakıflar ile yaşanan mülkiyet krizlerinden su yönetimine kadar geniş bir yelpazede Bursa’nın "röntgenini" masaya yatırdı.
Öncelikle hakkını teslim etmek gereken bir başarı var:
Başkan Bozbey Büyükşehir Belediyesi’nin ve iştiraklerinin SGK ve vergi dairesi borçlarının tamamen bittiğini ilan etti. Yerel yönetimlerin borçlarının çok konuşulduğu bir Türkiye ikliminde, Nisan 2024’ten bu yana borçlarda sağlanan yüzde 32’lik düşüş küçümsenemez. Bu, "sosyal belediyecilik" yaparken kasanın da disipline edildiğini, ihtiyaç dışı harcamalar yerine akılcı bir bütçe yönetiminin devreye girdiğini gösteriyor.
Ancak diğer taraftan, BUSKİ’nin sırtındaki o devasa pranga duruyor:
25 milyar 200 milyon lira! Üstelik bu borcun yüzde 85’i döviz bazlı. Döviz kurlarındaki her kıpırtının Bursa’nın suyuna, yoluna, yatırımına mal olduğu bir gerçekle karşı karşıyayız. Başkan’ın "Bunu Bursa olarak hep beraber ödeyeceğiz" cümlesi, aslında geçmişten devralınan faturanın ne kadar ağır olduğunun somut kanıtı.
Toplantının en can alıcı ve belki de en çok tartışılacak kısmı ise Vakıflar Genel Müdürlüğü ile yaşanan mülkiyet gerginliğiydi. Listenin uzunluğu ürkütücü: Mahfel, Şehir Kütüphanesi, Balibey Han, Mevlevihane, Tarihi Belediye Binası gibi tam 19 farklı taşınmaz! Bozbey’in "Vakıflar el koyuyor ama yapmıyor" çıkışı, sadece bir siyasi polemik değil; Bursa’nın kültürel hafızasına sahip çıkma feryadıdır. Belediyenin milyonlarca lira harcayarak restore ettiği, yaşattığı ve halkın kullanımına açtığı mekanların, el koyma operasyonuyla Ankara’ya devredilmesi kabul edilemez. Mevlevihane’nin ziyaretçi sayısının bir yılda yüzde 66 artarak 123 binlere ulaşması, oranın "yaşayan bir merkez" olduğunu kanıtlarken; buraya "el konulması" Bursa’nın kültürel dinamizmine vurulan bir darbedir. Bu konuda açılacak "geri alma davaları", sadece hukukçuların değil, tüm Bursa kamuoyunun ortak davası olmalıdır.
Bursa’da son günlerin en büyük tartışması olan su faturalarına da net bir parantez açtı Bozbey. Trollerin ve sosyal medya manipülasyonlarının hedefindeki BUSKİ’yi savunurken, faturadaki artışın belediyeden değil, ilçe belediyelerinin "katı atık bedellerinden" kaynaklandığını rakamlarla ortaya koydu. "Bursa artık su şehri değil" uyarısı ise hepimiz için bir soğuk duş etkisi yaratmalı. Başkan, tasarruf rekoru kıran Bursalılara teşekkür ederken, Çınarcık Barajı projesinin hayati önemini bir kez daha hatırlatmış oldu.
Yazının sonuna gelirken, Bozbey’in "insan odaklı" projelerine değinmeden geçmek haksızlık olur. 10 bin öğrenciye burs, emeklilere bayram desteği, 10 bin anneye "Anne Kart" ve 3 bin öğrenciye ulaşan "Bursa Yuvam" merkezleri... Sosyal destekleri sadece yardım paketi olarak değil, bir hak olarak gören bu anlayış, ekonomik krizin altında ezilen vatandaş için en büyük can suyu.
Karşımızda şeffaf, verilerle konuşan ve Bursa’nın haklarını savunmak için "merkezi hükümetle" karşı karşıya gelmekten çekinmeyen bir yönetim var.
Bursa’nın hakkını arayanın, Bursa her zaman arkasında durur.