Kış kapıya dayandığında bizler için "soğuk", sadece kalın paltolar, sıcak çaylar ve korunaklı evler demek. Ancak her sabah biz sıcacık yataklarımızdan uyanırken, sokaklarda yaşam savaşı veren binlerce "dilsiz" dostumuz için kış; açlık, donma tehlikesi ve hayatta kalma mücadelesi anlamına geliyor. Onlar acıktıklarında söyleyemiyor, üşüdüklerinde kapımızı çalamıyorlar.
Aslında şehir sadece biz insanların değil; o kaldırımları, parkları ve ağaç gölgelerini paylaştığımız can dostlarımızın da evi. Onları görmezden gelmek, sadece vicdani bir eksiklik değil, aynı zamanda o şehre olan aidiyetimizden de bir şeyler eksiltiyor. Tam da bu noktada, yerel yönetimlerin merhamet ve sorumluluk bilinciyle attığı adımlar, bu zorlu kış şartlarında yüreğimize su serpiyor.
Bursa’nın kalbi Yıldırım’da, belediyenin sokak hayvanları için yürüttüğü çalışmalar tam da bu "insani" dokunuşun en güzel örneği. Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz’ın da vurguladığı gibi; şehri sadece binalardan ibaret görmeyen, yaşayan her canlıyı "emanet" kabul eden bir anlayış hakim burada.
Bu anlayış, soğuklar bastırdığında sadece kağıt üzerinde kalmıyor; sahada somut bir sevgiye dönüşüyor. Belediye ekipleri tarafından özenle hazırlanan 100 adet kedi evi, mahalle muhtarlıklarına teslim edilerek sokaktaki canlar için adeta birer "hayata tutunma noktası" haline getirildi. Ancak Yıldırım’da sunulan hizmet sadece bir çatı sağlamaktan ibaret değil. Kendi tesislerinde ürettikleri mamalarla, dilsiz dostlarımızın en büyük sorunu olan beslenme ihtiyacı da kesintisiz bir şekilde karşılanıyor.
Rakamlara baktığımızda ise bu şefkat operasyonunun büyüklüğü daha net bir şekilde karşımıza çıkıyor. Geride bıraktığımız 2025 yılında yaklaşık 10 bin sahipsiz hayvanın tedavi edilmesi, binlercesine koruyucu aşıların yapılması ve en önemlisi 1000’e yakın canın sıcak bir yuvaya kavuşturulması, belediyeciliğin sadece yol ve kaldırımdan ibaret olmadığını kanıtlıyor.
Elbette belediyelerin bu devasa yatırımları çok kıymetli, ancak her şeyi sadece belediyelerden beklemek yeterli değil. Kapımızın önüne koyacağımız bir kap su, bir kase mama ya da aracımızı çalıştırmadan önce motor kaputuna vuracağımız o küçük tıkırtı, bir canın kurtuluşu olabilir.
Yıldırım Belediyesi’nin bu duyarlı çalışmaları, dilerim tüm şehirlere ilham olur. Çünkü bir şehrin medeniyet seviyesi, sadece yükselen binalarıyla değil, sokaklarında huzurla uyuyan hayvanlarıyla ölçülür.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Sibel BARUTCU
Dilsiz dostların sesi olmak: Yıldırım örneği
Kış kapıya dayandığında bizler için "soğuk", sadece kalın paltolar, sıcak çaylar ve korunaklı evler demek. Ancak her sabah biz sıcacık yataklarımızdan uyanırken, sokaklarda yaşam savaşı veren binlerce "dilsiz" dostumuz için kış; açlık, donma tehlikesi ve hayatta kalma mücadelesi anlamına geliyor. Onlar acıktıklarında söyleyemiyor, üşüdüklerinde kapımızı çalamıyorlar.
Aslında şehir sadece biz insanların değil; o kaldırımları, parkları ve ağaç gölgelerini paylaştığımız can dostlarımızın da evi. Onları görmezden gelmek, sadece vicdani bir eksiklik değil, aynı zamanda o şehre olan aidiyetimizden de bir şeyler eksiltiyor. Tam da bu noktada, yerel yönetimlerin merhamet ve sorumluluk bilinciyle attığı adımlar, bu zorlu kış şartlarında yüreğimize su serpiyor.
Bursa’nın kalbi Yıldırım’da, belediyenin sokak hayvanları için yürüttüğü çalışmalar tam da bu "insani" dokunuşun en güzel örneği. Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz’ın da vurguladığı gibi; şehri sadece binalardan ibaret görmeyen, yaşayan her canlıyı "emanet" kabul eden bir anlayış hakim burada.
Bu anlayış, soğuklar bastırdığında sadece kağıt üzerinde kalmıyor; sahada somut bir sevgiye dönüşüyor. Belediye ekipleri tarafından özenle hazırlanan 100 adet kedi evi, mahalle muhtarlıklarına teslim edilerek sokaktaki canlar için adeta birer "hayata tutunma noktası" haline getirildi. Ancak Yıldırım’da sunulan hizmet sadece bir çatı sağlamaktan ibaret değil. Kendi tesislerinde ürettikleri mamalarla, dilsiz dostlarımızın en büyük sorunu olan beslenme ihtiyacı da kesintisiz bir şekilde karşılanıyor.
Rakamlara baktığımızda ise bu şefkat operasyonunun büyüklüğü daha net bir şekilde karşımıza çıkıyor. Geride bıraktığımız 2025 yılında yaklaşık 10 bin sahipsiz hayvanın tedavi edilmesi, binlercesine koruyucu aşıların yapılması ve en önemlisi 1000’e yakın canın sıcak bir yuvaya kavuşturulması, belediyeciliğin sadece yol ve kaldırımdan ibaret olmadığını kanıtlıyor.
Elbette belediyelerin bu devasa yatırımları çok kıymetli, ancak her şeyi sadece belediyelerden beklemek yeterli değil. Kapımızın önüne koyacağımız bir kap su, bir kase mama ya da aracımızı çalıştırmadan önce motor kaputuna vuracağımız o küçük tıkırtı, bir canın kurtuluşu olabilir.
Yıldırım Belediyesi’nin bu duyarlı çalışmaları, dilerim tüm şehirlere ilham olur. Çünkü bir şehrin medeniyet seviyesi, sadece yükselen binalarıyla değil, sokaklarında huzurla uyuyan hayvanlarıyla ölçülür.