Bursa’nın doğusu ile batısı arasındaki fark, yıllardır kentin gündemindeki konulardan biri. Kültür ve sanat yatırımlarının belirli bölgelerde yoğunlaştığı dönemlerin ardından, Yıldırım’ın da artık yalnızca nüfusu, trafiği, kentsel dönüşümü ve altyapısıyla değil; kültürü, sanatı ve sosyal yaşamıyla konuşulması gerektiğini düşünüyorum.
Geçtiğimiz günlerde temel atma törenine katıldığım Duaçınarı Kültür ve Yaşam Merkezi de bu açıdan dikkat çekici bir proje.
Törene AK Parti Genel Başkan Vekili ve Bursa Milletvekili Efkan Ala’nın yanı sıra AK Parti Kocaeli Milletvekili Veysel Tipioğlu, AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan, Bursa milletvekilleri Ahmet Kılıç, Emel Gözükara Durmaz, Emine Yavuz Gözgeç, Refik Özen, Mustafa Yavuz ve Muhammet Müfit Aydın katıldı. Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Şahin Biba, Yıldırım Kaymakamı Metin Esen, AK Parti Yıldırım İlçe Başkanı İrfan Akkaya, AK Parti Osmangazi İlçe Başkanı Adnan Kurtulmuş, MHP Yıldırım İlçe Başkanı Kadir Taşçı, muhtarlar, basın mensupları ve çok sayıda vatandaş da törende yer aldı.
Kalabalık ve hareketli törende protokol konuşmaları elbette önemliydi. Ancak benim açımdan asıl dikkat çekici olan, temeli atılan bu merkezin Yıldırım’ın geleceğinde nasıl bir karşılık bulacağıydı.
Çünkü burada yalnızca yeni bir bina yükselmiyor. Bir yaşam alanı, bir kültür noktası ve farklı kesimlerin bir araya gelebileceği yeni bir şehir mekanı oluşturuluyor.
Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, törende projenin arsa ve inşaat maliyetiyle birlikte yaklaşık 2 milyar liralık bir yatırım olduğunu ve belediye bütçesinden nakit çıkışı olmadan hayata geçirildiğini açıkladı. Mülkiyet süreçleri, takas ve imar uygulamalarıyla oluşturulan finansman modeliyle belediyeye ek bir maliyet yüklenmeden projenin gerçekleştirildiğini ifade etti.
Elbette bu modelin sonuçlarını zaman gösterecek. Ancak ekonomik koşulların belediyeler açısından kaynak yönetimini daha önemli hale getirdiği bir dönemde, bu tür modellerin gündeme gelmesi dikkat çekici.
Projeye baktığımızda ise klasik bir kültür merkezinden daha fazlasını görüyoruz.
Yaklaşık 36 bin metrekarelik kullanım alanına sahip olacak merkezde 800 kişilik konferans ve tiyatro salonu, iki ayrı salon, eğitim alanları, sergi ve fuaye alanları, iki nikah salonu, ofisler, ticari alanlar, yeme-içme mekanları ve 330 araçlık otopark bulunacak.
Üstelik merkezin metroya yakın konumu ve toplu ulaşım imkanları, buranın yalnızca Duaçınarı sakinlerinin değil, Yıldırım’ın farklı mahallelerinden ve Bursa’nın diğer bölgelerinden gelecek insanların da kullanabileceği bir merkez olmasını sağlayabilir.
Bence projenin en önemli taraflarından biri de burada.
Çünkü bir kültür merkezi yapmak kadar, onu insanların kolayca ulaşabileceği ve benimseyebileceği bir noktaya dönüştürmek de önemli.
Yıldırım denildiğinde çoğu zaman yoğun yapılaşma, nüfus ve ulaşım gibi sorunlar akla geliyor. Oysa Yıldırım, Bursa’nın tarihi ve kültürel kimliğinin önemli parçalarını barındıran bir ilçe.
Bu nedenle ilçenin geleceğini yalnızca yollar, binalar ve altyapı yatırımları üzerinden düşünmemek gerekiyor.
Bir şehrin gerçek zenginliği, insanlarının kültürle, sanatla, eğitimle ve sosyal yaşamla kurduğu bağda gizli.
Duaçınarı Kültür ve Yaşam Merkezi doğru işletildiğinde, bu bağın güçlenmesine katkı sağlayabilir.
Tiyatro salonunda perde açıldığında, bir sergide gençlerin eserleri sergilendiğinde, bir eğitim programında çocuklar yeni şeyler öğrendiğinde ya da farklı fikirler aynı salonda buluştuğunda, bugün atılan temel gerçek anlamını bulacaktır.
Başkan Oktay Yılmaz törende “Duaçınarı’nda nice dualı çınarlar yetiştireceğiz” dedi.
Aslında bu cümle, projenin beton ve mimarinin ötesinde taşıdığı anlamı da anlatıyor.
Çünkü bir şehrin en büyük eseri, yetiştirdiği insandır.
Bugün Duaçınarı’nda bir binanın temeli atıldı. Ama mesele yalnızca binanın ne zaman tamamlanacağı değil. Asıl mesele, tamamlandığında Yıldırım’ın sosyal ve kültürel hayatına ne katacağı.
Temel atma töreninden ayrılırken aklımda kalan da buydu.
Duaçınarı’nda yükselmeye başlayan yalnızca bir bina değil; Yıldırım’ın geleceğine dair yeni bir iddia.
Bunun nasıl bir karşılık bulacağını zaman gösterecek. Ancak bugün için şunu söylemek mümkün:
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Sibel BARUTCU
Duaçınarı’nda yeni bir başlangıç
Bursa’nın doğusu ile batısı arasındaki fark, yıllardır kentin gündemindeki konulardan biri. Kültür ve sanat yatırımlarının belirli bölgelerde yoğunlaştığı dönemlerin ardından, Yıldırım’ın da artık yalnızca nüfusu, trafiği, kentsel dönüşümü ve altyapısıyla değil; kültürü, sanatı ve sosyal yaşamıyla konuşulması gerektiğini düşünüyorum.
Geçtiğimiz günlerde temel atma törenine katıldığım Duaçınarı Kültür ve Yaşam Merkezi de bu açıdan dikkat çekici bir proje.
Törene AK Parti Genel Başkan Vekili ve Bursa Milletvekili Efkan Ala’nın yanı sıra AK Parti Kocaeli Milletvekili Veysel Tipioğlu, AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan, Bursa milletvekilleri Ahmet Kılıç, Emel Gözükara Durmaz, Emine Yavuz Gözgeç, Refik Özen, Mustafa Yavuz ve Muhammet Müfit Aydın katıldı. Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Şahin Biba, Yıldırım Kaymakamı Metin Esen, AK Parti Yıldırım İlçe Başkanı İrfan Akkaya, AK Parti Osmangazi İlçe Başkanı Adnan Kurtulmuş, MHP Yıldırım İlçe Başkanı Kadir Taşçı, muhtarlar, basın mensupları ve çok sayıda vatandaş da törende yer aldı.
Kalabalık ve hareketli törende protokol konuşmaları elbette önemliydi. Ancak benim açımdan asıl dikkat çekici olan, temeli atılan bu merkezin Yıldırım’ın geleceğinde nasıl bir karşılık bulacağıydı.
Çünkü burada yalnızca yeni bir bina yükselmiyor. Bir yaşam alanı, bir kültür noktası ve farklı kesimlerin bir araya gelebileceği yeni bir şehir mekanı oluşturuluyor.
Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, törende projenin arsa ve inşaat maliyetiyle birlikte yaklaşık 2 milyar liralık bir yatırım olduğunu ve belediye bütçesinden nakit çıkışı olmadan hayata geçirildiğini açıkladı. Mülkiyet süreçleri, takas ve imar uygulamalarıyla oluşturulan finansman modeliyle belediyeye ek bir maliyet yüklenmeden projenin gerçekleştirildiğini ifade etti.
Elbette bu modelin sonuçlarını zaman gösterecek. Ancak ekonomik koşulların belediyeler açısından kaynak yönetimini daha önemli hale getirdiği bir dönemde, bu tür modellerin gündeme gelmesi dikkat çekici.
Projeye baktığımızda ise klasik bir kültür merkezinden daha fazlasını görüyoruz.
Yaklaşık 36 bin metrekarelik kullanım alanına sahip olacak merkezde 800 kişilik konferans ve tiyatro salonu, iki ayrı salon, eğitim alanları, sergi ve fuaye alanları, iki nikah salonu, ofisler, ticari alanlar, yeme-içme mekanları ve 330 araçlık otopark bulunacak.
Üstelik merkezin metroya yakın konumu ve toplu ulaşım imkanları, buranın yalnızca Duaçınarı sakinlerinin değil, Yıldırım’ın farklı mahallelerinden ve Bursa’nın diğer bölgelerinden gelecek insanların da kullanabileceği bir merkez olmasını sağlayabilir.
Bence projenin en önemli taraflarından biri de burada.
Çünkü bir kültür merkezi yapmak kadar, onu insanların kolayca ulaşabileceği ve benimseyebileceği bir noktaya dönüştürmek de önemli.
Yıldırım denildiğinde çoğu zaman yoğun yapılaşma, nüfus ve ulaşım gibi sorunlar akla geliyor. Oysa Yıldırım, Bursa’nın tarihi ve kültürel kimliğinin önemli parçalarını barındıran bir ilçe.
Bu nedenle ilçenin geleceğini yalnızca yollar, binalar ve altyapı yatırımları üzerinden düşünmemek gerekiyor.
Bir şehrin gerçek zenginliği, insanlarının kültürle, sanatla, eğitimle ve sosyal yaşamla kurduğu bağda gizli.
Duaçınarı Kültür ve Yaşam Merkezi doğru işletildiğinde, bu bağın güçlenmesine katkı sağlayabilir.
Tiyatro salonunda perde açıldığında, bir sergide gençlerin eserleri sergilendiğinde, bir eğitim programında çocuklar yeni şeyler öğrendiğinde ya da farklı fikirler aynı salonda buluştuğunda, bugün atılan temel gerçek anlamını bulacaktır.
Başkan Oktay Yılmaz törende “Duaçınarı’nda nice dualı çınarlar yetiştireceğiz” dedi.
Aslında bu cümle, projenin beton ve mimarinin ötesinde taşıdığı anlamı da anlatıyor.
Çünkü bir şehrin en büyük eseri, yetiştirdiği insandır.
Bugün Duaçınarı’nda bir binanın temeli atıldı. Ama mesele yalnızca binanın ne zaman tamamlanacağı değil. Asıl mesele, tamamlandığında Yıldırım’ın sosyal ve kültürel hayatına ne katacağı.
Temel atma töreninden ayrılırken aklımda kalan da buydu.
Duaçınarı’nda yükselmeye başlayan yalnızca bir bina değil; Yıldırım’ın geleceğine dair yeni bir iddia.
Bunun nasıl bir karşılık bulacağını zaman gösterecek. Ancak bugün için şunu söylemek mümkün:
Yıldırım’da yeni bir başlangıcın temeli atıldı.