SON DAKİKA
Hava Durumu

Leyleklerin gölgesinde bir gelecek muhasebesi

Yazının Giriş Tarihi: 12.06.2026 13:40
Yazının Güncellenme Tarihi: 12.06.2026 13:44

Dün, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir’in ev sahipliğinde; Nilüfer Belediye Başkan Yardımcıları, NOSAB Başkanı Erol Gülmez, Fadıllı Mahalle Muhtarı Nail Gülmez ve Bursa basınının yoğun katılımıyla Fadıllı Mahallesi’nin o muhteşem doğasında, yeni açılan NİLBEL Leylek Kafe ve Restoran’daydık. Kent dinamiklerini ve karar vericileri aynı masada buluşturan bu geniş katılımlı "Kent Buluşması", alışılagelmiş belediye sunumlarının çok ötesinde, bu kentin geleceğine dair çok ciddi bir "varoluş" tartışmasına sahne oldu.

Şadi Başkan’ın ağzından dökülen şu cümle, aslında toplantının da, Bursa’nın da özetidir:“Her yerde konut yapabiliriz, her yerde sanayi kurabiliriz ama her yerde tarım yapamayız.”

Nilüfer, Bursa’nın göz bebeği. Ancak bu cazibe, beraberinde devasa bir tehdidi de getiriyor: Kontrolsüz büyüme ve sanayi baskısı. Başkan Özdemir, rakamlarla konuştu: Nilüfer’in yüzde 74,5’i hala tarım, orman ve mera alanı. Buna karşın ilçede 6 organize sanayi bölgesi ve 5 binin üzerinde küçük işletme var. Karacabey Ovası’na ve Bandırma aksına doğru genişleyen sanayi dalgası, Nilüfer’in verimli topraklarını adeta yutmak üzere.

Özdemir’in TEKNOSAB projesine yönelik çıkışı ise gecikmiş bir hakikatin haykırışıydı: “Yüksek teknoloji yazılımdır. Bunun için on binlerce dönüm araziye ihtiyaç yoktur.” Çok doğru. Biz yüksek teknolojiyi katma değer üretsin diye desteklerken, binlerce dönüm birinci sınıf tarım arazisini fabrikalara feda ediyorsak, burada bir planlama hatası var demektir. Yeni sanayi; yeni göç, yeni konut, yeni trafik ve kaçınılmaz olarak tarım alanlarının daha da yağmalanması anlamına geliyor. 5-10 yıl sonra Bursa'nın en büyük ilçesi olmaya aday bir Nilüfer, eğer plansız büyürse, kendi kalitesinin altında ezilecek.

Toplantının en çarpıcı ve can acıtan uyarısı ise Hasanağa enginarı üzerinden geldi. Geçmişte bin dönüm olan üretim alanı, bir dönem 280 dönüme kadar düşmüş. Girdi maliyetleri tırmanırken, geçen yıl 80 lira olan enginar bu yıl 40-50 liralara gerilemiş. Çiftçi kazanamıyor. Çiftçi kazanamayınca, tarım nüfusunun yaş ortalaması 60’ın üzerine çıkıyor ve gençler toprağı terk ediyor.

Şadi Başkan haksız mı? Köylü topraktan para kazanamazsa, o arazileri müteahhitlere ya da sanayicilere satıp gitmesini nasıl engelleyeceğiz? İşte bu noktada Özdemir, Hollanda modelini ve Urla Enginar Kooperatifi örneğini önümüze koydu. Örgütlenmek, markalaşmak ve fiyatı aracıların değil, kooperatif çatısı altında üreticinin belirlemesi şart. Aksi halde, Şadi Başkan'ın dediği gibi: Belki bizim çocuklarımız görür ama torunlarımız bu topraklarda enginar göremez.

Yazının başında Fadıllı’daki leyleklerin gölgesinde oturduğumuzu söylemiştim. Şadi Özdemir, tarım arazilerini korumanın yolunun sadece yasaklardan değil, köylüye alternatif gelir kapıları açmaktan geçtiğini çok iyi biliyor. İşte bu yüzden Fadıllı, Akçalar, Gölyazı ve Ayvaköy’ü kapsayan dörtlü bir turizm destinasyonu rotası çizilmiş.

Projeler heyecan verici:

*Gölyazı’daki antik amfitiyatronun konser alanına dönüştürülmesi,

*Gölyazı ile Fadıllı arasında yolcu taşıyacak bir yüzer iskele,

*Havacılık ve doğa sporları merkezinin geliştirilmesi,

Ve benim en çok önemsediğim; Ayvaköy’de kurulacak olan "Dijital Köy" projesi.

Dünyada artık bilgisayarını sırt çantasına koyup, geze geze çalışan milyonlarca "dijital göçebe" var. Ayvaköy’ü bu yeni nesil profesyoneller için bir çekim merkezi haline getirmek, bölgeye entelektüel ve ekonomik bir sermaye akışı sağlayacaktır. 4,5 kilometresi botla gezilebilen Ayvaini Mağarası’nın da bu aksa dahil edilmesi, Nilüfer’i sadece Bursa’nın değil, Türkiye’nin en özgün turizm rotalarından biri yapabilir.

Şadi Özdemir ve ekibi, iki yıldır bu bölge üzerine çalışıyor. Atılan adımlar, vizyoner ve ortak akla dayalı. Ancak bu mücadele sadece Nilüfer Belediyesi’nin omuzlarına bırakılamayacak kadar büyük. Akademik odalar, sanayiciler, siyasiler ve biz gazeteciler bu çığlığa kulak vermeliyiz.

Nilüfer, Bursa’nın sadece lüks konutlarının veya fabrikalarının yükseldiği bir yer olmamalı; nefes aldığı, ürettiği, doğasını koruduğu bir sığınak olarak kalmalı.

Çünkü Şadi Başkan’ın da vurguladığı gibi: Bu topraklar Nilüfer’in geleceği. Ve biz, koruyarak büyümek zorundayız.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.