Jeoloji Mühendisleri Odası’ndan 17 Ağustos mesajı: “1 ile önlemek mi, 6 ile ödemek mi?”
Jeoloji Mühendisleri Odası’ndan 17 Ağustos mesajı: “1 ile önlemek mi, 6 ile ödemek mi?”
TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Güney Marmara Şubesi, 17 Ağustos Marmara Depremi’nin 27’nci yıl dönümünde yaptığı açıklamada, deprem riskine karşı hazırlıkların hızlandırılması çağrısında bulundu. Oda, özellikle Bursa, Yalova, Balıkesir ve Çanakkale’deki riskli yapı stokuna dikkat çekerek “Önlemek mi, ödemek mi?” sorusunu gündeme taşıdı.
Haber Giriş Tarihi: 17.08.2026 11:53
Haber Güncellenme Tarihi: 17.08.2026 11:56
Kaynak:
Bülten
17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin üzerinden 27 yıl geçti. TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Güney Marmara Şubesi, depremin yıl dönümünde yaptığı açıklamada, Türkiye’nin deprem gerçeğiyle yüzleşmesi ve afet öncesi risk azaltma çalışmalarına ağırlık verilmesi gerektiğini vurguladı.
Saat 03.02’de Gölcük/Kocaeli merkezli meydana gelen 7,4 büyüklüğündeki depremin Kocaeli, Sakarya, Düzce, İstanbul, Yalova ve Bolu’da büyük yıkıma yol açtığı belirtilen açıklamada, resmi rakamlara göre 18 bin 373 kişinin hayatını kaybettiği, yaklaşık 50 bin kişinin yaralandığı ve 375 bin yapının hasar gördüğü hatırlatıldı.
“Depremin afete dönüşmesi kader değil”
Depremin doğal bir olay olduğu, ancak afete dönüşmesinin kaçınılmaz olmadığı belirtilen açıklamada; yanlış yer seçimi, plansız kentleşme, niteliksiz yapılaşma, denetimsizlik ve bilimsel mühendislik hizmetlerinin ihmal edilmesinin riskleri büyüttüğü ifade edildi.
Oda, deprem bilincinin yalnızca deprem sırasında yapılması gerekenleri bilmekten ibaret olmadığını belirterek, kentlerin jeolojik özelliklerinin, zemin davranışlarının ve yapı güvenliğinin önceden ortaya konulması gerektiğine dikkat çekti.
Açıklamada, afetlere dirençli kentler için mikrobölgeleme çalışmalarının tamamlanması, aktif faylar başta olmak üzere sıvılaşma, heyelan, kaya düşmesi, taşkın ve tsunami gibi tehlikelerin belirlenmesi gerektiği kaydedildi.
Bursa için dikkat çeken risk vurgusu
Açıklamanın en dikkat çekici bölümlerinden birini ise Bursa, Yalova, Balıkesir ve Çanakkale’nin riskli yapı stoku oluşturdu.
Jeoloji Mühendisleri Odası, kentsel dönüşüm kapsamında uygulanan “Yarısı Bizden” kampanyasına değinerek, İstanbul’da uygulanan finansal desteğin Güney Marmara’daki iller açısından da değerlendirilmesi gerektiğini savundu.
Açıklamada, kampanya kapsamında her bir konut için 875 bin TL hibe, 875 bin TL kredi ve 125 bin TL taşınma desteği sağlandığı, böylece konut başına toplam 1 milyon 875 bin TL finansman desteği sunulduğu belirtildi.
Oda, İstanbul’daki riskli yapı stokunun yaklaşık yüzde 17 olduğunu, buna karşılık Bursa, Yalova, Balıkesir ve Çanakkale’de riskli yapı stokunun yaklaşık yüzde 65 seviyesinde bulunduğunu ileri sürerek şu soruyu gündeme getirdi:
“Olası Marmara Depremi öncesi 1 birim maliyet ile ‘önlemek’ mi, yoksa afet sonrası 6 birim maliyet ‘ödemek’ mi?”
“Kentsel dönüşüm rant odaklı olmamalı”
Kentsel dönüşümün yalnızca yapı yenileme faaliyetlerine indirgenmemesi gerektiğini belirten Jeoloji Mühendisleri Odası, dönüşüm kararlarında deprem tehlikesi, zemin koşulları, yapı güvenliği ve toplumsal ihtiyaçların esas alınması gerektiğini bildirdi.
Açıklamada, riskli yapıların güçlendirilmesi veya yenilenmesinin yanı sıra riskli alanlarda yeni yapılaşmanın önlenmesinin de hayati önem taşıdığı vurgulandı.
“Yeni bir 27 yıl kaybedilmemeli”
TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Güney Marmara Şubesi, mevcut yapı stokunun risk önceliğine göre güvenli hale getirilmesi, yapı ve zemin denetim sistemlerinin bağımsız ve kamusal bir anlayışla güçlendirilmesi ve afet eğitimlerinin toplumun tüm kesimlerine yaygınlaştırılması çağrısında bulundu.
Oda ayrıca “Afet, Acil Durum ve İklim Değişikliği Bakanlığı” kurulmasını, ulusal bir afet risk yönetim sistemi oluşturulmasını ve afet suçlarına yönelik özel hukuki düzenlemeler yapılmasını talep etti.
Açıklamanın sonunda ise 17 Ağustos’un ardından geçen 27 yıla rağmen Türkiye’nin doğa olaylarının afete dönüşmesini önleme konusunda hâlâ yeterli hazırlığa sahip olmadığı belirtilerek, “Kaybedecek bir 27 yılımız daha olmamalı” mesajı verildi.
Jeoloji Mühendisleri Odası, afetlere dirençli yerleşimlerin mümkün olduğunu belirterek, güvenli yaşamın herkesin hakkı olduğunu ve afetlere hazırlıklı kentlerin bir tercih değil, kamusal bir zorunluluk olduğunu vurguladı.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Jeoloji Mühendisleri Odası’ndan 17 Ağustos mesajı: “1 ile önlemek mi, 6 ile ödemek mi?”
TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Güney Marmara Şubesi, 17 Ağustos Marmara Depremi’nin 27’nci yıl dönümünde yaptığı açıklamada, deprem riskine karşı hazırlıkların hızlandırılması çağrısında bulundu. Oda, özellikle Bursa, Yalova, Balıkesir ve Çanakkale’deki riskli yapı stokuna dikkat çekerek “Önlemek mi, ödemek mi?” sorusunu gündeme taşıdı.
17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin üzerinden 27 yıl geçti. TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Güney Marmara Şubesi, depremin yıl dönümünde yaptığı açıklamada, Türkiye’nin deprem gerçeğiyle yüzleşmesi ve afet öncesi risk azaltma çalışmalarına ağırlık verilmesi gerektiğini vurguladı.
Saat 03.02’de Gölcük/Kocaeli merkezli meydana gelen 7,4 büyüklüğündeki depremin Kocaeli, Sakarya, Düzce, İstanbul, Yalova ve Bolu’da büyük yıkıma yol açtığı belirtilen açıklamada, resmi rakamlara göre 18 bin 373 kişinin hayatını kaybettiği, yaklaşık 50 bin kişinin yaralandığı ve 375 bin yapının hasar gördüğü hatırlatıldı.
“Depremin afete dönüşmesi kader değil”
Depremin doğal bir olay olduğu, ancak afete dönüşmesinin kaçınılmaz olmadığı belirtilen açıklamada; yanlış yer seçimi, plansız kentleşme, niteliksiz yapılaşma, denetimsizlik ve bilimsel mühendislik hizmetlerinin ihmal edilmesinin riskleri büyüttüğü ifade edildi.
Oda, deprem bilincinin yalnızca deprem sırasında yapılması gerekenleri bilmekten ibaret olmadığını belirterek, kentlerin jeolojik özelliklerinin, zemin davranışlarının ve yapı güvenliğinin önceden ortaya konulması gerektiğine dikkat çekti.
Açıklamada, afetlere dirençli kentler için mikrobölgeleme çalışmalarının tamamlanması, aktif faylar başta olmak üzere sıvılaşma, heyelan, kaya düşmesi, taşkın ve tsunami gibi tehlikelerin belirlenmesi gerektiği kaydedildi.
Bursa için dikkat çeken risk vurgusu
Açıklamanın en dikkat çekici bölümlerinden birini ise Bursa, Yalova, Balıkesir ve Çanakkale’nin riskli yapı stoku oluşturdu.
Jeoloji Mühendisleri Odası, kentsel dönüşüm kapsamında uygulanan “Yarısı Bizden” kampanyasına değinerek, İstanbul’da uygulanan finansal desteğin Güney Marmara’daki iller açısından da değerlendirilmesi gerektiğini savundu.
Açıklamada, kampanya kapsamında her bir konut için 875 bin TL hibe, 875 bin TL kredi ve 125 bin TL taşınma desteği sağlandığı, böylece konut başına toplam 1 milyon 875 bin TL finansman desteği sunulduğu belirtildi.
Oda, İstanbul’daki riskli yapı stokunun yaklaşık yüzde 17 olduğunu, buna karşılık Bursa, Yalova, Balıkesir ve Çanakkale’de riskli yapı stokunun yaklaşık yüzde 65 seviyesinde bulunduğunu ileri sürerek şu soruyu gündeme getirdi:
“Olası Marmara Depremi öncesi 1 birim maliyet ile ‘önlemek’ mi, yoksa afet sonrası 6 birim maliyet ‘ödemek’ mi?”
“Kentsel dönüşüm rant odaklı olmamalı”
Kentsel dönüşümün yalnızca yapı yenileme faaliyetlerine indirgenmemesi gerektiğini belirten Jeoloji Mühendisleri Odası, dönüşüm kararlarında deprem tehlikesi, zemin koşulları, yapı güvenliği ve toplumsal ihtiyaçların esas alınması gerektiğini bildirdi.
Açıklamada, riskli yapıların güçlendirilmesi veya yenilenmesinin yanı sıra riskli alanlarda yeni yapılaşmanın önlenmesinin de hayati önem taşıdığı vurgulandı.
“Yeni bir 27 yıl kaybedilmemeli”
TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Güney Marmara Şubesi, mevcut yapı stokunun risk önceliğine göre güvenli hale getirilmesi, yapı ve zemin denetim sistemlerinin bağımsız ve kamusal bir anlayışla güçlendirilmesi ve afet eğitimlerinin toplumun tüm kesimlerine yaygınlaştırılması çağrısında bulundu.
Oda ayrıca “Afet, Acil Durum ve İklim Değişikliği Bakanlığı” kurulmasını, ulusal bir afet risk yönetim sistemi oluşturulmasını ve afet suçlarına yönelik özel hukuki düzenlemeler yapılmasını talep etti.
Açıklamanın sonunda ise 17 Ağustos’un ardından geçen 27 yıla rağmen Türkiye’nin doğa olaylarının afete dönüşmesini önleme konusunda hâlâ yeterli hazırlığa sahip olmadığı belirtilerek, “Kaybedecek bir 27 yılımız daha olmamalı” mesajı verildi.
Jeoloji Mühendisleri Odası, afetlere dirençli yerleşimlerin mümkün olduğunu belirterek, güvenli yaşamın herkesin hakkı olduğunu ve afetlere hazırlıklı kentlerin bir tercih değil, kamusal bir zorunluluk olduğunu vurguladı.
Kaynak: Bülten
En Çok Okunan Haberler
YAZARLARIMIZ Tüm Yazarlarımız