SON DAKİKA
Hava Durumu

#Gastronomi

Söz Bursa - Gastronomi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Gastronomi haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Cantığın hikayesi: Bursa’nın "Milli" pizzası Haber

Cantığın hikayesi: Bursa’nın "Milli" pizzası

Cantık, aslında bir Kırım Tatar lezzeti. 19. yüzyılda Kırım’dan Bursa’ya göç eden Tatarların şehre mirası. İsmi Tatarca "kenar" anlamına gelen "cantık" kelimesinden geliyor. Bursa'da bu lezzet öyle bir sahiplenilmiş ki, Tatar mutfağından çıkıp "Bursa fırın kültürü"nün baş tacı olmuş. Eskiden düğünlerde, mevlitlerde ve Cuma çıkışlarında dağıtılması bir gelenekti. Pideler gibi uzun değil, küçük ve yuvarlak olması ise "paylaşım" kolaylığından geliyor. SÖZ BURSA USULÜ CANTIK TARİFİ Bu tarif, evde fırıncı ustalığını konuşturmak isteyen okurlarımız için: Malzemeler: Hamuru İçin: 500g un, 1 paket yaş maya, 1 tatlı kaşığı tuz, 1 tatlı kaşığı şeker, ılık su. İç Harcı (Klasik Kıyma): 300g orta yağlı kıyma, 2 adet domates (küp doğranmış), 3 adet sivri biber, 1 adet soğan, yarım demet maydanoz, tuz, karabiber. Yapılışı: Hamur Hazırlığı: Unu geniş bir kaba al, ortasını aç. Mayayı şeker ve ılık suyla eritip unla karıştır. Kulak memesi yumuşaklığında bir hamur elde edene kadar yoğur ve 1 saat dinlendir. Harcın Sırrı: Soğanı, biberi ve domatesi çok ince doğra. Kıyma ve baharatlarla iyice yoğur. (İpucu: Domatesin suyu hamuru yumuşatır, sakın süzme!) Şekil Verme: Hamurdan mandalina büyüklüğünde parçalar kopar. Elinle ortasını çukurlaştır, kenarlarını yüksek bırak (işte o "cantık" kenarı). Pişirme: Hazırladığın harcı ortasına bolca koy. Kenarlarına yumurta sarısı sür. 220°C önceden ısıtılmış fırında kenarları kızarana kadar pişir.

Bu yemeğin hazırlığı saatler sürüyor! İftarın yeni favorisi: Palu Tava Haber

Bu yemeğin hazırlığı saatler sürüyor! İftarın yeni favorisi: Palu Tava

Elazığ'ın eşsiz lezzetlerinden biri olan ve geçtiğimiz ay tescillenen 'Palu Tava', Ramazan ayında iftar sofralarında yoğun ilgi görüyor. Elazığ'ın Palu ilçesine özgü Palu Tava, ocak ayında Türk Patent ve Marka Kurumu'nca tescil edilerek coğrafi işaret aldı. Tescil sürecinin ardından Ramazan ayının gelmesiyle birlikte, ilçedeki kasaplarda ve fırınlarda bu yemeğe olan talep artış gösterdi. Geleneksel yöntemlerle hazırlanan yemek, içeriğindeki özel malzemeler ve pişirme tekniğiyle ilçenin gastronomi kültüründe önemli bir yer tutuyor. "BİR DİĞER ÖZELLİĞİ İSE UZUN SÜREDE PİŞMESİDİR" Palu Tava hazırlayan kasap Mahmut Güneş, yemeğin tescil süreci ve içeriği hakkında bilgiler vererek, "Öncelikle tüm İslam aleminin Ramazan-ı Şerif'ini mübarek ederim. Bugün Palu Tava yaptık. Palu Tavanın içerisinde sebze olarak sadece biber bulunur. Baharat olarak ise tuz ve karabiber kullanılır. Tercihe göre tereyağı ya da kuyruk yağı kullanılabilir. Palu Tavanın en önemli özelliklerinden biri, sadece küçükbaş hayvandan yapılmasıdır. Ya çepiçten ya da kuzudan hazırlanır. Zaten bir ay öncesine kadar da Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından tescilini almış bulunmaktayız. Bu da bizler için büyük bir sevinçtir. Bir diğer özelliği ise uzun sürede pişmesidir. Halkımız, müşterilerimiz, yemek siparişlerini ya bir gün öncesinden ya da sabahın erken saatlerinde versinler ki iftar sofralarına daha lezzetli, daha iyi pişmiş ve daha güzel Palu Tava sunabilelim. Şimdiden afiyet olsun diyorum" dedi.

AB Tescilli Suruç Narından ilk kez kebap yapıldı Haber

AB Tescilli Suruç Narından ilk kez kebap yapıldı

Şanlıurfa'nın Suruç ilçesinde, Avrupa Birliği (AB) tarafından coğrafi işaretle tescillenen "Suruç Narı" ilk kez farklı bir lezzetle gündeme geldi. İlçede Suruç narından ilk kez kebap hazırlanarak vatandaşların beğenisine sunuldu. Bölgenin bereketli topraklarında yetişen ve aromasıyla öne çıkan Suruç narı, ustaların elinde mangalla buluşarak özgün bir kebap çeşidine dönüştü. Hem yöresel ürünü tanıtmak hem de farklı bir tat ortaya koymak amacıyla hazırlanan nar kebabı, kısa sürede ilgi odağı oldu. "NARIN EKŞİLİĞİ VE AROMASI ETE FARKLI BİR LEZZET KATIYOR" İlk kez nar kebabı hazırladıklarını belirten kebap ustası Mehmet Ay, hem yapım sürecini hem de içeriğini anlattı. Deneme yanılma usulüyle bu noktaya kadar geldiklerini belirten Ay, "Kebap ustasıyım, bugün misafirlerimize Suruç'un meşhur ve tescilli narından sebzeli nar kebabı yaptık, kendileri de çok beğendi. İçeriğinde tuz, pul biber, Urfa isotu, bol nar taneleri var. Kuzu kıyma kullanıyoruz ve yarı yarıya oranda kuyruk yağı ekliyoruz. İki ayrı ürün hazırlıyoruz, biri kuzu kıymadan, diğeri tavuk kıymadan. Aslında birçok deneme yanılma yöntemiyle bu aşamaya geldik. Kabuklu denedik, suyuyla kebap yapmayı düşündük. En son nar tanelerini etin içine hapsedip o şekilde pişirdik ve ortaya muazzam bir tat çıktı" dedi. Ay, narın doğal ekşiliğinin, kuyruk yağıyla harmanlanan kıyma ile dengelendiğini, Urfa isotunun ise kebaba yöresel karakter kattığını ifade etti. "HEM TATLI HEM ACI DENGESİ ÇOK GÜZEL" Nar kebabını ilk kez deneyen Ferhat Ada isimli müşteri ise lezzetten etkilendiğini belirterek, "Sebzeli nar kebabını tavsiye üzerine denedim. Daha doğrusu tavsiye üzerine geldim. İlk önce önyargılıydım ama tadına bakınca narın aromasıyla etin birleşimi gerçekten güzel. Özellikle tatlı ve acı dengesi çok iyi ayarlanmış. Arkadaşlarıma da tavsiye ediyorum" dedi. Siverek'ten özel olarak geldiğini söyleyen Hasan Altındağ da, "Suruç'un narı zaten meşhur. Nar kebabı için geldim, gayet güzel bir lezzet olmuş" ifadelerini kullandı. AB TESCİLLİ İLK VE TEK ÜRÜN Suruç narı için ilk olarak 2020 yılında Suruç Belediyesi tarafından Türk Patent ve Marka Kurumuna başvuru yapıldı. 2021 yılında coğrafi işaret tescil belgesi alınan ürün, 2023 yılında Avrupa Birliği nezdinde de tescillenerek uluslararası koruma altına alındı. Böylece Suruç Narı, Şanlıurfa'da Avrupa Birliği tarafından tescillenen ilk ürün olma özelliğini kazandı. Gastronomi alanında yeni bir yorum olarak ortaya çıkan nar kebabı, hem bölgenin marka değerini artırması hem de yöresel ürünlerin farklı sunumlarla tanıtılması açısından önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. İlçede esnaf ve vatandaşlar, nar kebabının Suruç'a özgü yeni bir lezzet olarak menülerde kalıcı yer edinmesini bekliyor.

Bursa’nın ‘Zaman Kapısı’ açılıyor: Hisar Arkeopark’ta 3 bin yıllık tarih gün sayıyor! Haber

Bursa’nın ‘Zaman Kapısı’ açılıyor: Hisar Arkeopark’ta 3 bin yıllık tarih gün sayıyor!

Binlerce yıllık geçmişiyle medeniyetlerin izini taşıyan Osmangazi’de, tarih bir kez daha gün yüzüne çıkıyor. Bu kapsamda Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, kentin tarihsel belleğini güçlendirecek alanlardan biri olan Arkeopark’ta incelemelerde bulundu. Osmanlı’dan kalan eşsiz miras, gönül dünyasında iz bırakan manevi duraklar ve Cumhuriyet’in ilk yıllarını yansıtan köklü mahalleleriyle Bursa; Bizans, Prusa ve Bitinya uygarlıklarına uzanan tarihsel birikimiyle çok katmanlı bir kültür hafızası sunuyor. Bu zengin geçmişe, milattan önce 3 bin yıl öncesine uzanan izleri gün yüzüne çıkaracak ‘Arkeopark’ ekleniyor. “Proje Yüzde 98 Bandına Ulaştı” ‘Zamanın Kapısı’ olarak tanımlanan ve Bursa’nın tarihini daha derin bir perspektifle ele alan Arkeopark’ı ziyaret eden Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, bu özel projenin yalnızca bir arkeoloji noktası değil; eğitim, kültür ve turizm açısından da önemli bir merkez olacağını söyledi. Hisar Arkeopark Projesi’nin çok kısa sürede önemli bir aşamaya geldiğini belirten Başkan Aydın, “Göreve geldiğimizde yüzde 5’ler seviyesinde olan proje, bugün yüzde 98 bandına ulaştı. İnşallah birkaç ay içerisinde yerli ve yabancı turistlerin ziyaretine açacağız” dedi. “Yaşar Kemal Medeniyetler Kütüphanesi Açılacak” Arkeopark alanında yaklaşık 3 bin yıllık zodyak mozaiklerinin bulunduğunu ifade eden Başkan Erkan Aydın, sözlerinde şu ifadelere yer verdi: “Buraya gelen ziyaretçiler, 3 bin yıl önce insanların nasıl yaşadığını ve bu alanın hangi amaçlarla kullanıldığını çok daha net hissedebilecek. Tanıtım merkezimiz, bilgilendirme alanlarımız, karekodlar ve broşürlerle bu tarih daha görünür hale gelecek. Bursa’nın kadim bir şehir olduğu duygusu burada çok daha güçlü yaşanacak. Proje kapsamında ‘Yaşar Kemal Medeniyetler Kütüphanesi’ adını verdiğimiz bir kütüphane ile konferans salonu da yer alacak. Roma dönemine ait inanç ile yaşam kültürünü maketler ve anlatımlarla aktaracağız. Savaş öncesi askerlerin burada dua ettiği alanlara ilişkin hikayeleri ziyaretçilerle paylaşacağız. Hisar bölgesi yalnızca tarih anlatan bir alan değil, aynı zamanda sosyal yaşamın da merkezi olacak. Gençlere yönelik kafe, yeme-içme noktaları ve dinlenme alanlarını projeye dahil ettik. Restoranları, butik otelleri, kafeteryaları ve el emeği ürünlerin sunulacağı alanlarıyla Hisar’ı, ‘Old City’ dediğimiz yaşayan bir merkez haline getirmek istiyoruz. Bu çalışmalar Bursa turizmine ciddi katkı sağlayacak.” “İpekyolu Aks Projesi’nin Kalbi Hisar’da Atacak” Bunun yanı sıra Başkan Aydın, “Panorama’dan başlayarak Kayhan, Hanlar Bölgesi, Alaaddin Camii, Üftade ve Ulu Camii ile kamuoyunda Kolsuz Faik İpek Fabrikası olarak bilinen tarihi Romangal Fabrikası’nı kapsayan; kültür, gastronomi ve inanç duraklarıyla entegre bir turizm rotası oluşturduk. İpekyolu Aks projemizin önemli bir ayağını burada hayata geçiriyoruz. Hedefimiz, Bursa’ya gelen yerli ve yabancı turistlerin üç-dört gün boyunca kenti yaşayarak gezmesi. Bu süreçte emeği geçen akademisyenlerimize, Anıtlar Kurulu’na ve tüm çalışma arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum. Hisar Arkeopark’ın Osmangazi’nin kültürel belleğinde kalıcı ve güçlü bir yer edineceğine inanıyorum” açıklamalarında bulundu. Arkeoparkların temel amacının içerdiği kalıntıları insanlara doğru şekilde anlatmak olduğunun altını çizen Hisar Bölgesi Kentsel Tasarım Projesi’nin müellifi Prof. Dr. Nevzat Oğuz Özer ise, “Bu yapıların anlamını, fiziksel özelliklerini ve tarihsel gerekçelerini ortaya koymak gerekir. Biz Hisar Arkeopark’ı da tam olarak bu anlayışla tasarladık. Bu alanda yaklaşık iki, iki buçuk metrelik bir dolgu toprağı bulunuyor ve farklı kültürlere ait izler zaman içerisinde bu katmanların içine girip çıkmış durumda. Bu nedenle alanda ciddi bir tahribat söz konusu. Biz de parçalanmış bu bütünlüğü, burada ziyaretçilere anlatmaya çalışıyoruz. Zodyak mozaiği dünyada çok nadir bulunan bir örnek. Bizler, dört-beş adet tespit edebildik. Bu mozaik ilk olarak 2002 yılında müzede tespit ediliyor, daha sonra ortasındaki motifi çalınıyor ve mozaik müzeye taşınıyor. O dönemin ruhunu, anlamını ve yaşam biçimini bu alanda yeniden canlandırarak, bu mozaikleri gerçek hayatlarına döndürmeyi hedefliyoruz. Hayırlı olmasını diliyorum” diye konuştu.

Lezzetin şifresi tabakta saklı Haber

Lezzetin şifresi tabakta saklı

Yemeğin tadını yalnızca kullanılan malzemeler değil tabağın rengi, dokusu, formu ve hatta ağırlığı da etkiliyor. Yaşar Üniversitesi Endüstriyel Tasarım Bölümü Başkanı Doç. Dr. Selin Gençtürk'ün yürüttüğü araştırma, gastronomide çoklu duyusal tasarımın yemek deneyimine etkilerini bilimsel olarak ortaya koydu. Yaşar Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi Endüstriyel Tasarım Bölümü Başkanı Doç. Dr. Selin Gençtürk, Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Seramik ve Cam Bölümü'nden Prof. Efe Türkel ve Yaşar Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Sanatta Yeterlilik Programı öğrencisi Gözde Ecem Atıcı ile birlikte yürüttüğü çalışmada, Türkiye'nin farklı şehirlerinde füzyon mutfak üzerine çalışan şefler ve seramik tasarımcılarıyla detaylı görüşmeler yaptı. Çalışma, tabakların yalnızca bir sunum nesnesi değil, lezzetin algısında belirleyici bir araç olduğunu kanıtladı. Araştırma, Türkiye'de bu kapsamda yapılan ilk detaylı çalışma olarak dikkat çekerken, gastronomi ve tasarım alanlarına yeni bir perspektif sundu. Bu çalışmanın gastronomi ve tasarım literatürüne yeni bir pencere açtığını söyleyen Doç. Dr. Selin Gençtürk, "Yemek deneyimi artık çoklu duyusal bir tasarım meselesi. Biz bu çalışmayla, tabakların lezzeti bilimsel olarak nasıl değiştirdiğini ortaya koyduk ve gastronomi ile endüstriyel tasarım arasında güçlü bir köprü kurduk" dedi. TASARIM ÖN PLANDA Farklı kültürlerin birleştiği füzyon mutfakların tüm dünyada yükselişte olduğunu belirten Doç. Dr. Selin Gençtürk, konuyu şöyle özetledi: "Füzyon mutfak, duyusal tasarımı zorunlu kılıyor. Bugün iyi bir yemeği öne çıkaran şey sadece tat değil tabakla, atmosferle ve malzemeyle kurulan bütüncül bir duyusal deneyim. Şefler artık yemeğin estetiğini, dokusunu ve psikolojik etkilerini de tasarlamak zorunda. Araştırma, Türkiye'de ilk kez bu kapsamda yapılan çalışma olma özelliğini taşıyor. Gastronomi alanında artan rekabetin, tasarım odaklı düşünme ve duyusal inovasyonla birleştiğinde nasıl yeni bir değer oluşturduğunu somut sonuçları ortaya koydu." YEMEĞİN YÜZDE 30'U TAT Araştırmaya katılan şeflerin tamamı, yemeğin algılanan lezzetinin sadece kullanılan teknik ve malzemelerle sınırlı olmadığını belirtti. Katılımcı şeflerden biri, "Yemeğin sadece yüzde 30'u tat, geri kalanı mekân, tabak, ışık ve atmosfer" diyerek tabak tasarımının deneyimdeki gücünü vurguladı. TABAKLAR ALGIYI ETKİLİYOR Araştırmada elde edilen sonuçlara göre beyaz ve yuvarlak tabaklar tatlılık algısını artırırken, siyah tabaklar yemeği daha az tatlı ve daha yoğun hissettiriyor. Çalışma ayrıca mat tabakların sosyal medyada daha estetik bulunduğunu, tabak dokusunun yiyeceğin algılanan kıtırlık ve yumuşaklığını etkilediğini, ağır tabakların ise kalite algısını yükseltmesine rağmen kullanımda en çok servis personelini etkilediğini ortaya koydu.

Bursa Kebap Evi'ne ‘Hizmet İhracatı Şampiyonu' ödülü Haber

Bursa Kebap Evi'ne ‘Hizmet İhracatı Şampiyonu' ödülü

13 ülkede 150'nin üzerinde şubesiyle Türk mutfağını dünyaya taşıyan restoran zinciri Bursa Kebap Evi, küresel yaygınlığı ve yurt dışı operasyonlarıyla HİB tarafından Gastronomi kategorisinde üçüncülük ödülü aldı. Ticaret Bakanı Ömer Bolat'ın katılımıyla düzenlenen törende ödülü BKE Yönetim Kurulu Üyesi Caner Helvacı aldı. Ödül töreninin ardından değerlendirmede bulunan Yönetim Kurulu Üyesi Caner Helvacı, gastronomi kategorisinde üçüncülük elde etmekten dolayı gurur duyduklarını belirterek, yaklaşık 2 milyon dolarlık hizmet ihracatı hacmiyle ulaşılan başarının arkasında güçlü bir organizasyon yapısı olduğunu vurguladı. Bu ödülün çok sayıda markanın yarıştığı önemli bir platformda kendilerine değerli bir konum kazandırdığını dile getiren Helvacı, şu açıklamalarda bulundu: "Tüm ekiplerimiz için hem motivasyon kaynağı hem de gurur verici bir sonuç oldu. Merkez organizasyonumuzun özverili çalışmaları, yurt dışında istihdam ettiğimiz 100'ün üzerindeki çalışanımız, global büyüme performansımız ve gelir artırıcı satış stratejilerimiz bu başarının temelini oluşturuyor. Kalite, sürdürülebilirlik, lojistik ve tedarik süreçlerini yüksek verimlilikle yöneten yapımız da başarımızın en önemli unsurları arasında yer alıyor." 2026 için hedef: Daha güçlü küresel büyüme Caner Helvacı, markanın Almanya, İngiltere, Kanada, Suudi Arabistan, Irak, İran, Katar, Azerbaycan, Kuzey Makedonya, Birleşik Arap Emirlikleri, Hollanda ve Pakistan'ın da aralarında bulunduğu geniş bir coğrafyada faaliyet gösterdiğini söyledi. Yurt dışı operasyonları her geçen yıl daha da güçlendireceklerini dile getiren Helvacı, sözlerini şöyle tamamladı: "Mevcut pazarlardaki büyümemizi sürdürürken yeni pazarlara açılmaya da devam ediyoruz. Bu yatırımlar, markamıza önemli bir birikim sağlarken ülkemizin hizmet ihracatına da değerli katkılar sunuyor. 2026'da hedefimiz, yakaladığımız güçlü ivmeyi daha da artırarak ihracat hacmimizi yükseltmek, global performansımızı ileri taşımak ve sürdürülebilir büyümemizi kararlılıkla devam ettirmektir."

Mudanya’nın turizmi ortak akılla şekilleniyor Haber

Mudanya’nın turizmi ortak akılla şekilleniyor

Mudanya Belediyesi’nin, “Geçmişin İzleri, Geleceğin Turizmi” temasıyla düzenlediği ve ilçenin turizm vizyonunu ortak akılla belirleyecek “Mudanya Turizm Çalıştayı” tamamlandı. Tirilye Taş Mektep’te üç gün süren çalıştayda akademisyenler, işletmeciler, turizm profesyonelleri ve sivil toplum temsilcileri Mudanya’nın turizm geleceğini bütüncül bir bakışla ele aldı. “Doğa ve Ekoturizm”, “Gastronomi ve Kültürel Miras”, “Yerel Ekonomi ve Girişimcilik” ile “Deniz Turizmi ve Kıyı Kimliği” başlıklarında düzenlenen tematik oturumlarda; halkın turizme katılımı, tarihi mirasın korunması, teknolojinin sektöre etkisi, kooperatiflerin ve esnafın kalkınmadaki rolü gibi başlıklar tartışıldı. Çalıştayda, Mudanya’nın somut ve somut olmayan kültürel mirasının turizme kazandırılmasının yolları da masaya yatırıldı. DALGIÇ: MUDANYA KENDİ HİKAYESİNİ YAZIYOR Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç, çalıştayın ardından yaptığı değerlendirmede, Mudanya’nın artık kendi turizm hikayesini yazdığını söyledi. Dalgıç, “Akademisyenlerden turizm profesyonellerine, üreticilerden genç girişimcilere kadar çok geniş bir katılım vardı. Ortaya çıkan fikirler, Mudanya’nın doğasına, tarihine ve üretken insanına yakışan bir vizyon çizdi.” dedi. Dalgıç, şöyle konuştu: “Mudanya’nın geleceğini, kimliğini, değerlerini konuştuk. Bu süreç, sürdürülebilir ve katılımcı bir turizm anlayışını kalıcı hale getirmenin başlangıcıdır. Her oturumda, yerel zenginliklerimizi koruyarak büyümenin mümkün olduğunu gördük. Şimdi bu fikirleri, Mudanya Turizm Vizyon Planı ile kalıcı bir stratejiye dönüştürme zamanı.” “MUDANYA’NIN GELECEĞİNİ BİRLİKTE PLANLIYORUZ” Yıl boyuna yayılacak tematik buluşmalarla Mudanya Turizm Stratejisi ve Master Planının oluşturulacağını belirten Dalgıç, çalıştayın bu sürecin önemli bir dönüm noktası olduğunu söyledi. Başkan Dalgıç, sürecin bir başlangıç olduğuna vurgu yaparak, sözlerini şöyle tamamladı: “Bu plan, ‘Mudanya nasıl bir turizm kenti olmalı?’ sorusuna ortak akılla yanıt verecek uzun soluklu bir sürecin ürünü olacak. Doğa ve deniz turizmi, gastronomi, yerel üretim ve kültürel miras başlıklarında somut bir yol haritası oluşturuyoruz. Böylece Mudanya hem kimliğini koruyan hem de sürdürülebilir kalkınmayı hedefleyen bir turizm modeliyle geleceğe hazırlanacak. Bu bir başlangıç. Mudanya’nın turizm vizyonunu herkesin katkısıyla yazıyoruz. Her fikir, her öneri bu yolculuğun parçası olacak. Mudanya’nın geleceğini birlikte planlıyoruz.”

Şifa deposu beyran ve kelle paçaya ilgiyi arttırdı Haber

Şifa deposu beyran ve kelle paçaya ilgiyi arttırdı

UNESCO'nun gastronomi dalında geliştirici şehirler ağında olan Gaziantep'in önemli lezzetleri arasında yer alan beyran ve kelle paça, her mevsim yoğun talep görüyor. Havaların bazen serin seyretmesi ve ani sıcaklık değişimleri, bağışıklık sistemini zayıflatırken vatandaşlar vücut direncini artırmak için geleneksel lezzetler olan beyran ve kelle paçaya yöneliyor. Beyran ve kelle paça, içerdiği kolajen, kemik suyu, sarımsak ve acı biberle adeta doğal bir ilaç görevi görüyor. "BEYRAN VE PAÇA ÇORBASINA OLAN TALEP ARTMIŞ DURUMDA" Havaların dengesiz seyretmesi nedeniyle vücut direncini arttırmak isteyen vatandaşların beyran ve paçaya ilgi gösterdiğini söyleyen lokanta işletmecisi İbrahim Çadır, "Evet, bu yıl yaz mevsimi biraz geç geliyor gibi görünüyor; havalar hala tam ısınmadı. Ancak soğuk veya serin havalarda da beyran tüketilir. İnsanlar, bağışıklık sistemlerini düzenlemek, sağlıklı kalmak ve aynı zamanda lezzetli olduğu için beyrana yoğun ilgi gösteriyor. Ani sıcaklık değişimleri enfeksiyonlara yol açabiliyor. Bu nedenle, vücudu toparlamak amacıyla beyran ve paça çorbasına olan talep artmış durumda" dedi. "KELLE PAÇA VE BEYRAN DOĞAL BİR İLAÇ ETKİSİ OLUŞTURUYOR" Beyran ve kelle paça ile ilgili bilgi veren Çadır, "Bu bölgede genellikle kuzu eti kullanılır. Biz de kuzu kellesini pişirip, kemik suyuyla birlikte servis ediyoruz. Kuzu kellesindeki kolajen ve kemik suyundaki öz, içine eklediğimiz sarımsak ve acı biberle birleşince adeta doğal bir ilaç etkisi oluşturuyor. Eskiden bu kadar yoğun bir talep yoktu. Son zamanlarda insanlar bu tür ürünlere daha fazla ilgi göstermeye başladı. Bu da beyran ve paçaya olan talebin artmasına neden oldu" şeklinde konuştu. "ŞU ANDA PAÇA VE BEYRANIN PORSİYONU 240 TL" Beyran ve kelle paça fiyatları ile ilgili bilgi veren Çadır, "Gaziantep ve çevresinde paça ve beyran, sabah kahvaltısında da, öğle ya da akşam yemeklerinde de tüketilebilir. Bu da halkımız için büyük bir memnuniyet kaynağı. Tabii talep artınca fiyatlar da bir miktar yükseldi. Özellikle kelleye olan ilginin artması, çiğ kelle fiyatlarını da etkiledi. Önceden daha uygundu. Şimdi ise talep nedeniyle fiyatlar biraz yükseldi. Biz yine de mümkün olan en uygun fiyatla satmaya çalışıyoruz. Şu anda paça ve beyranın porsiyonu 240 TL" ifadelerini kullandı. "GAZİANTEPLİLER İÇİN KELLE PAÇA VE BEYRAN VAZGEÇİLMEZDİR" İsmail Kaya isimli vatandaş ise "Gaziantepliler için kelle paça ve beyran vazgeçilmezdir, bu bir gerçektir. Ben genellikle beyranı tercih ediyorum. Elbette zevke göre değişir ama genel olarak beyran ve kelle paça daha sağlıklı ve besleyicidir. İçeriğindeki sarımsak sayesinde özellikle soğuk algınlığı durumlarında tüketildiğinde faydasını hissediyoruz. İnsan gerçekten rahatladığını fark ediyor" diye konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.