Alışılagelen bir mesajın başka bir okunuşunu buraya aktarmak istiyorum.
BM tarafından da kabul edilen Srebrenitsa Soykırımının yıl dönümündeyiz. Canlarını kaybedenleri saygıyla, rahmetle anıyorum
Srebrenitsa ve yakınlarında bulunan yerleşim yerlerinden binlerce insanın hayatını kaybettiği ve İkinci Dünya Savaşı sonrasında en büyük toplu katliam olarak kabul edilen bu soykırım aslında önü ve sonu belli olmayan katliamlardan biridir.
Gönül coğrafyamızı şöyle bir dolaşsak şunu görürüz ki “unutulan acıların, kabuk bağlayan acıların tekrarı ile hatırlatılması” değilmidir bugün Gazze’de yaşananlar, Suriye, Irak, İran ne farkeder ki.
Aynı hikaye. Birleşmiş Milletlerin gözetiminde yok oluş.
Grebene, Çamerya, Mora, Kaçanik, Kırım…
Onlarcasını sayarım. Bunlar hep unutulan katliamların bir sonra hatırlatılışı değilmidir.
Unutmayın ki hatırlatmasınlar. Soyadı Turkoviç olan binlerce masumun katledildiği Srebrenisa’yı salonlara ve siyasetin günübirlik anmasına bırakmayın ki yaşayın… Gönül köprülerini Anadolu ile koparmayın Balkanlar…
Gönül köprülerini Balkanlar ile koparmayın Anadolu.
Diyarbakır’ı, Elazığ’ı, Sivas’ı, Tutin’i, Plav’ı, İpek’i, Gorajde’yi yalnız bırakmayın.
Gönül köprülerini koparmayın.
Dilimiz bir köprüdür. Balkanlar’da kendini Türkiye’nin yanında hisseden herkes Türkçe bilmeli, öğrenmelidir. İnancımız bir köprüdür. Yüzyılların imbiğinden süzülerek gelen inancımızı yaşayın ve yaşatın. Kültürümüz bir köprüdür. Düğünümüz, ölümümüz aynı terennümle değil midir?
Köprüleri artıralım.
Hadi hayırlı Cumalar.
Hadi hayırlı toplanmalar.
Toplananların sayısını görelim.
Amasız ve fakatsız. İnananarak.
Belki bu son haykırışım olacak.
Srebrenitsa’ya görünmek için değil görmek için gidin.
Dün dündür, bugün bugün anlaşıyla dünü unutarak bugünden nimetlenen oporçinistlerden olmayın.
Srebrenitsa’yı bir de böyle okuyun.
Dün destan yazamayanların, korkakların, kaçakların yanında namaza durmak mı, yokluk içinde varlığını haykırmak mı?
Acısının unutma gayreti ile başka kimliklere sarılmakmı, yoksa ben buyum diye haykırmak mı?
Buyurun!
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Abdullah ULUYURT
Hayırlı Cumalar!
Alışılagelen bir mesajın başka bir okunuşunu buraya aktarmak istiyorum.
BM tarafından da kabul edilen Srebrenitsa Soykırımının yıl dönümündeyiz. Canlarını kaybedenleri saygıyla, rahmetle anıyorum
Srebrenitsa ve yakınlarında bulunan yerleşim yerlerinden binlerce insanın hayatını kaybettiği ve İkinci Dünya Savaşı sonrasında en büyük toplu katliam olarak kabul edilen bu soykırım aslında önü ve sonu belli olmayan katliamlardan biridir.
Gönül coğrafyamızı şöyle bir dolaşsak şunu görürüz ki “unutulan acıların, kabuk bağlayan acıların tekrarı ile hatırlatılması” değilmidir bugün Gazze’de yaşananlar, Suriye, Irak, İran ne farkeder ki.
Aynı hikaye. Birleşmiş Milletlerin gözetiminde yok oluş.
Grebene, Çamerya, Mora, Kaçanik, Kırım…
Onlarcasını sayarım. Bunlar hep unutulan katliamların bir sonra hatırlatılışı değilmidir.
Unutmayın ki hatırlatmasınlar. Soyadı Turkoviç olan binlerce masumun katledildiği Srebrenisa’yı salonlara ve siyasetin günübirlik anmasına bırakmayın ki yaşayın…
Gönül köprülerini Anadolu ile koparmayın Balkanlar…
Gönül köprülerini Balkanlar ile koparmayın Anadolu.
Diyarbakır’ı, Elazığ’ı, Sivas’ı, Tutin’i, Plav’ı, İpek’i, Gorajde’yi yalnız bırakmayın.
Gönül köprülerini koparmayın.
Dilimiz bir köprüdür. Balkanlar’da kendini Türkiye’nin yanında hisseden herkes Türkçe bilmeli, öğrenmelidir. İnancımız bir köprüdür. Yüzyılların imbiğinden süzülerek gelen inancımızı yaşayın ve yaşatın. Kültürümüz bir köprüdür. Düğünümüz, ölümümüz aynı terennümle değil midir?
Köprüleri artıralım.
Hadi hayırlı Cumalar.
Hadi hayırlı toplanmalar.
Toplananların sayısını görelim.
Amasız ve fakatsız. İnananarak.
Belki bu son haykırışım olacak.
Srebrenitsa’ya görünmek için değil görmek için gidin.
Dün dündür, bugün bugün anlaşıyla dünü unutarak bugünden nimetlenen oporçinistlerden olmayın.
Srebrenitsa’yı bir de böyle okuyun.
Dün destan yazamayanların, korkakların, kaçakların yanında namaza durmak mı, yokluk içinde varlığını haykırmak mı?
Acısının unutma gayreti ile başka kimliklere sarılmakmı, yoksa ben buyum diye haykırmak mı?
Buyurun!