SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Hak için hukuk için!

Yazının Giriş Tarihi: 08.02.2022 20:34
Yazının Güncellenme Tarihi: 08.02.2022 08:34

Hatırlarsanız;

Aralık 2017’de çıkan 696 sayılı KHK ile Türkiye genelinde yaklaşık 1 milyon emekçi, taşeron firmalardan kamu kurumlarına aktarılmıştı. Yerinde ve doğru bir uygulamaydı ve nitekim bu düzenleme hem 2018’deki genel hem de 2019’daki yerel seçim sonuçlarını etkiledi.

Lakin söz konusu KHK’nın sadece belediyelere geçen taşeron emekçiye 657 Sayılı Kanun’un öngördüğü 4-D kadrolu, yani sürekli kamu işçisi hakkı tanımaması bugün çalışma hayatında önemli sorun başlıklarından biri haline geldi. Şöyle ki;

KHK’nın yürürlüğe girdiği Ocak 2018’den Temmuz 2021’e kadar geçen 2,5 yılda toplu sözleşme hakkından mahrum kalan, üstüne Yüksek Hakem Kurulu’nun da zam oranlarını 4+4 şeklinde karara bağladığı belediye iktisadi teşebbüslerine aktarılan taşeron işçiler; ekonomik ve sosyal haklar açısından ciddi kayıplar yaşadı.  Aynı yerel yönetimde 4-D’li de olsa, belediye şirketinde de çalışsa sonuçta kamu görevi yapan işçiler arasında ciddi maaş farkları oluştu.

***

Neredeyse geçen 3 yıllık süreçte maaşlarına enflasyon farkı yansıtılamayan, yine 52 günlük ilave tediye hakkından istifade edemeyen, birçok kurumda günü geldiğinde emekliliğe zorlanan belediye taşeron işçilerinin derdine, üyesi oldukları sendikalar da KHK’nın sunduğu koşullardan ötürü çare olamadı. Sendikaların gayreti, yerel yönetimlerin iyi niyeti çerçevesinde geçen yılki toplu sözleşmede 120 güne kadar varan ikramiye yani ilave tediye hakkının yanı sıra son dönemde imzalanan ek protokollerle taban ücreti biraz olsun iyileştirilen taşeron işçi, mart ayında maaşlara yansıtılacak enflasyon farkını bekliyor. Ancak eşit işe eşit ücret ilkesi çerçevesinde; bu farkın yansıtılması bile belediyelerin 4-D’li işçiyle taşeron işçisi arasındaki maaş farkını kapatamayacak.

***

Türk-İş ve DİSK gibi konfederasyonların da yakındığı bu durum ile ilgili geçtiğimiz aylarda Hak-İş Genel Başkanı Mahmut Arslan, sorunu bir dosya ile Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a aktardı.

Ankara kulislerinde bu kapsamdaki işçilerin önümüzdeki temmuz ayında 4-D kadrosuna alınacağına dair söylentiler var lakin, şimdilik söz konusu mağduriyetin giderilmesinde belediye yönetimlerinin de inisiyatif alması gerektiğini düşünüyorum.

Bursa’da bu kapsamda 12 bin işçi var ve söz konusu kardeşlerimizin 7 bin kadarı Büyükşehir Belediyesi’nin şirketlerinde görevli. Hemen burada “İyi de Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin yeterince borç yükü var. Bu maliyete nasıl katlansın” diyebilirsiniz.

Valla kusura bakmayın ama Bursa Büyükşehir’i hesap uzmanı ve işinin ehli tecrübeli bir belediye başkanı yönetiyor. 2019’da 6 milyar TL borçla devraldığı Büyükşehir Belediyesi’nin borcunu 2 milyar TL tepeleyen Alinur Aktaş’tan bahsediyoruz. Bugün itibariyle Büyükşehir Belediyesi’nin 2032 yılına kadar eritmesi gereken borç stoku da 3,9 milyar TL artık…

Dolayısıyla Bursa Büyükşehir Belediyesi’ni borç batağında görmediğim gibi, bu yönde ahkam kesenleri, eleştiri getirenleri de geçen 2 yıllık süredeki idari, mali ve yatırım başarısını görmezden gelen inkarcılar olarak ilan ediyorum.

Hanlar Bölgesi’nin etrafını açan, Hisar bölgesine ulaşan güzergahtaki engelleri kaldıran, Tower Plaza’yı tıraşlayan, 30 yıldır atıl halde duran Çelik Palas Oteli ek binalarının yıkımına başlayan, pandemi koşullarına rağmen 17 ilçede ulaşımdan sağlığa her başlıkta birbirinden önemli hizmetlere imza atan ve 2022’yi de “Yatırım Yılı” ilan eden Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş’ı bu performansından ötürü alkışlıyorum.

Benzer bir övgüyü de iki yılda 600 milyon TL tutarındaki borcu 400 milyon TL’ye indirdiği gibi ilçesinde yatırımdan da geri durmayan, kuruma mali açıdan nefes aldıran Yıldırım Belediye Başkanı Sayın Oktay Yılmaz’a da yapıyorum…

***

Evet, “Önümüz seçim. O yüzden belediye iktisadi teşebbüslerinde kadrolu binlerce işçinin durumları iyileştirilmeli” gibi basit bir politik menfaat planıyla değil!

“Hak için, hukuk için” geçen yıl temmuz ayında toplu sözleşme masasında yaptığı gibi Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Alinur Aktaş’ın taşeron işçilerle ilgili örnek ve cesur bir adım daha atacağına inanıyorum…

***

Dipnot:

Konuyla ilgili görüşlerine başvurduğum Türk-İş 8. Bölge Başkanı Ruhi Biçer ile DİSK’e bağlı Genel İş Sendikası Bursa Şube Başkanı Selahattin Atak, “Yerel yönetimlerin, şirket personeli de dahil yıllık toplam personel giderleri, idarenin gerçekleşen en son yıl bütçe gelirleri toplamının 213 sayılı Vergi Usul Kanununa göre belirlenecek yeniden değerleme katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak miktarın yüzde kırkını aşamaz. Bu oran büyükşehir belediyelerinde yüzde otuz olarak uygulanır” şeklindeki genel esasa vurgu yapıyor.

Her iki başkan da işçi gibi belediyelerin de cendere altına alındığını, dolayısıyla hükümetin konuyla ilgili yerel yönetimleri rahatlatacak adımlar atmasının şart olduğuna değiniyor.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..