SON DAKİKA
Hava Durumu

Anmalar bitti, acı taze: Peki ya şimdi ne yapacağız?

Yazının Giriş Tarihi: 08.02.2026 00:45
Yazının Güncellenme Tarihi: 08.02.2026 00:51

Dün, takvimler yine o kara günü, 6 Şubat’ı gösterdi. Türkiye’nin dört bir yanından yükselen ağıtları dinledik, dualara eşlik ettik, acılarımızı tazeledik. Bugün 8 Şubat... Yani büyük felaketin yıl dönümünün hemen ertesindeyiz. Anmalar bitti, törenler sona erdi; peki şimdi ne yapacağız?

Geçtiğimiz gün Bursa Akademik Odalar Birliği (BAOB) salonunda Jeoloji Mühendisleri Odası Güney Marmara Şube Başkanı Mehmet Yıldız’ı dinlerken, aslında her şeyin ne kadar net ama bir o kadar da ihmal edilmiş olduğunu bir kez daha iliklerimize kadar hissettik. Yıldız, Bursa’dan tüm Türkiye’ye o can alıcı soruyu sordu: "Bugün 6 Şubat, Peki Ya Sonra?.."

Mehmet Yıldız’ın basın toplantısındaki en çarpıcı tespiti şuydu: "Deprem, sel, heyelan; bunlar gezegenin doğal süreçleridir. Bu olayları afete dönüştüren şey toplumların kırılganlıklarıdır." Yani suçlu doğa değil, suçlu bizim hazırlıksızlığımız. Yıldız, mevcut imar, planlama ve afet mevzuatının büyük ölçüde kağıt üzerinde kaldığını açık yüreklilikle yüzümüze vurdu. İster kabul edelim ister etmeyelim; bugün bizi koruduğunu sandığımız o yapı üretim ve denetim yasaları, maalesef direnç değil, kırılganlık üretiyor.

Toplantının en dikkat çeken ve bence üzerinde en çok durulması gereken başlığı "Afet Hukuku" çağrısıydı. Eğer bir binanın yanlış zemine yapılmasına göz yumanlar, denetimi suistimal edenler veya bilimsel gerçekleri rant uğruna görmezden gelenler Türk Ceza Kanunu’nda ağır yaptırımlarla karşılaşmazsa, biz bu döngüyü asla kıramayız.

Mehmet Yıldız’ın Bursa’dan yaptığı çağrı nettir: Uzmanlaşmış "Afet Mahkemeleri" kurulmalı ve "Afet Suçları" için özel, ağır düzenlemeler yapılmalıdır. İmar aflarını birer "müjde" olarak gördüğümüz sürece, doğaya karşı verdiğimiz bu savaşı kaybetmeye mahkumuz.

Bir binanın sağlamlığı temelden, yani topraktan başlar. Ancak sahada gördüğümüz tablo acı; zemin ve temel etüt çalışmaları hala birer "yük" veya "gereksiz maliyet" olarak görülüyor. Jeoloji mühendisliğinin o bilimsel çığlığına kulak tıkandığı sürece, inşa edilen her bina kağıttan bir kule olmaya adaydır.

Sonuç Olarak...

Artık parça parça kurumlarla, günü kurtaran projelerle bu yükü yönetemeyiz. Acilen "Afet, Acil Durum ve İklim Değişikliği Bakanlığı" kurulmalıdır. Afet yönetimi bir sosyal yardım faaliyeti değil, bir ülkenin geleceğine yapılan en büyük yatırımdır.

Bugün 8 Şubat. 6 Şubat’ın üzerinden üç koca yıl geçti. Acımızı paylaştık, şimdi ise icraat vaktidir. Mehmet Yıldız ve ekibinin Bursa’dan yükselttiği bu bilimsel sese kulak verip; şeffaf, hesap verebilir ve ranttan uzak bir sistemi inşa etmek zorundayız.

Unutmayalım; doğa olayları tesadüftür ama tedbirli olmak bizim tercihimizdir. Bir sonraki yıl dönümünde yine "keşke" dememek için, o soruyu bir kez daha soralım: Peki ya şimdi ne yapacağız?

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.