Geçtiğimiz akşam, Bursa’nın modern yüzünü temsil eden PodyumPark’ın ışıltılı atmosferinde, şehrin sadece damağına değil, ruhuna da hitap eden çok özel bir buluşmaya tanıklık ettik. GASTRODER Gastronomi Kültür ve Seyahat Derneği tarafından düzenlenen ve THE NAKKACH Restaurant’ın ev sahipliği yaptığı bu gece, bir akşam yemeğinden çok daha fazlasıydı. Bursa’nın iş dünyasından basınına, akademisinden sivil toplum kuruluşlarına kadar şehrin tüm dinamiklerini aynı masa etrafında toplayan bu organizasyon, "ortak akıl" ve "ortak lezzet" paydasında birleşmenin ne kadar kıymetli olduğunu bir kez daha hatırlattı.
Gecenin açılışında GASTRODER Yönetim Kurulu Başkanı Ramazan Başan’ın altını çizdiği bir cümle, aslında yazımın da çıkış noktasını oluşturuyor: “Gastronomi yalnızca bir yemek deneyimi değil; farklı görüşleri, farklı hayatları ve farklı hikayeleri aynı masa etrafında buluşturan güçlü bir kültürel dildir.” Gerçekten de öyle... Masada kimlerin olduğuna baktığınızda; eski BTSO Başkanı İlhan Parseker’den Bursa Barosu eski Başkanı Av. Gürkan Altun’a, akademik dünyadan Prof. Dr. Mustafa Tayar ve Doç. Dr. Emel Adamış’tan turizm profesyoneli Engin Balta’ya kadar çok geniş bir yelpaze görüyordunuz. Bu denli farklı disiplinlerden gelen insanların aynı neşeyle kadeh kaldırması, aynı lezzet üzerine sohbet etmesi, gastronominin şehir kültürünü derinleştiren en naif gücü olsa gerek.
Mekanın ev sahipliğine ayrıca bir parantez açmak gerekiyor. Kurucuları Çisel ve Bülent Demir, THE NAKKACH’ı kurgularken sadece bir restoran değil, bir "yaşam alanı" hedeflediklerini belirttiler. Mekana girdiğiniz andan itibaren hissettiğiniz o zarif atmosfer, aslında Bursa’nın gastronomi turizmindeki modernleşme ihtiyacına verilmiş çok güçlü bir cevap. Lounge, pub ve restoran konseptinin bu denli nitelikli bir mimariyle birleşmesi, PodyumPark’ın dinamizmine tam anlamıyla uyum sağlamış.
Gecenin gastronomik mimarı ise Türkiye’nin en saygın Executive Chef’lerinden Aydın Demir’di. Chef Demir’in mutfak felsefesi, aslında Bursa’nın kurtuluş reçetesi gibi: Osmanlı’nın köklü mirasını reddetmeden, onu dünya mutfağının modern teknikleriyle modernize etmek.
Tabağımıza gelen her lezzette Bursa Ovası’nın bereketini hissettik. Menüde yer alan "Trüflü ballı çıtır börek" ezber bozan bir ara sıcakken, ana yemekte sunulan "Uzun pişmiş dana kaburga", sabrın ve doğru tekniğin bir ete nasıl karakter katabileceğinin kanıtıydı. Özellikle coğrafi işaretli ürünlerin ve yerel malzemelerin modern sunumlarla birleşmesi, Bursa mutfağının sadece "geleneksel" kalıplara hapsolmaması gerektiğini bizlere gösterdi.
Gecenin en unutulmaz anlarından biri de diplomasi ve sanatın iç içe geçmesiydi. Bursa Çin Fahri Konsolosu Nejat Yahya’nın seslendirdiği Türk musikisi eserleri, masadaki sohbetin tınısını bir anda değiştirdi. Ardından Ecem Boyacı’nın akustik gitarı eşliğindeki vokal performansı, gecenin modern gastronomi kimliğiyle muazzam bir uyum yakaladı. Gastronomi, müzik ve sanatın bu denli organik bir şekilde birbirine bağlanması, davetin kalitesini bir üst seviyeye taşıdı.
Geceden ayrılırken zihnimde kalan en net duygu, Bursa’nın sahip olduğu devasa potansiyeldi. GASTRODER’in bu tür buluşmaları geleneksel hale getirme kararlılığı, şehrin gastronomi turizmi vizyonu için umut verici. Çünkü bir şehri "marka" yapan şey sadece binaları değil, o şehrin insanlarını bir araya getiren sofraları ve o sofralarda konuşulan geleceğidir.
THE NAKKACH’ın zarif ev sahipliği, Chef Aydın Demir’in vizyonu ve GASTRODER’in birleştirici gücüyle Bursa, gastronomi dünyasında "ben de varım" dediği çok önemli bir geceyi geride bıraktı. Gecenin sonunda masadan kalkarken aklımda kalan sadece o nefis tatlar değildi; eski dostlarla tazelenen bağlar ve Bursa’nın gastronomi vizyonuna dair duyulan heyecandı.
Bir sonraki lezzet durağında buluşmak dileğiyle...
Teşekkürler GASTRODER, teşekkürler THE NAKKACH. Bursa’nın bir sofrada buluşmaya her zaman ihtiyacı var.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Sibel BARUTCU
GASTRODER ve THE NAKKACH ile Kültür Yolculuğu
Geçtiğimiz akşam, Bursa’nın modern yüzünü temsil eden PodyumPark’ın ışıltılı atmosferinde, şehrin sadece damağına değil, ruhuna da hitap eden çok özel bir buluşmaya tanıklık ettik. GASTRODER Gastronomi Kültür ve Seyahat Derneği tarafından düzenlenen ve THE NAKKACH Restaurant’ın ev sahipliği yaptığı bu gece, bir akşam yemeğinden çok daha fazlasıydı. Bursa’nın iş dünyasından basınına, akademisinden sivil toplum kuruluşlarına kadar şehrin tüm dinamiklerini aynı masa etrafında toplayan bu organizasyon, "ortak akıl" ve "ortak lezzet" paydasında birleşmenin ne kadar kıymetli olduğunu bir kez daha hatırlattı.
Gecenin açılışında GASTRODER Yönetim Kurulu Başkanı Ramazan Başan’ın altını çizdiği bir cümle, aslında yazımın da çıkış noktasını oluşturuyor: “Gastronomi yalnızca bir yemek deneyimi değil; farklı görüşleri, farklı hayatları ve farklı hikayeleri aynı masa etrafında buluşturan güçlü bir kültürel dildir.” Gerçekten de öyle... Masada kimlerin olduğuna baktığınızda; eski BTSO Başkanı İlhan Parseker’den Bursa Barosu eski Başkanı Av. Gürkan Altun’a, akademik dünyadan Prof. Dr. Mustafa Tayar ve Doç. Dr. Emel Adamış’tan turizm profesyoneli Engin Balta’ya kadar çok geniş bir yelpaze görüyordunuz. Bu denli farklı disiplinlerden gelen insanların aynı neşeyle kadeh kaldırması, aynı lezzet üzerine sohbet etmesi, gastronominin şehir kültürünü derinleştiren en naif gücü olsa gerek.
Mekanın ev sahipliğine ayrıca bir parantez açmak gerekiyor. Kurucuları Çisel ve Bülent Demir, THE NAKKACH’ı kurgularken sadece bir restoran değil, bir "yaşam alanı" hedeflediklerini belirttiler. Mekana girdiğiniz andan itibaren hissettiğiniz o zarif atmosfer, aslında Bursa’nın gastronomi turizmindeki modernleşme ihtiyacına verilmiş çok güçlü bir cevap. Lounge, pub ve restoran konseptinin bu denli nitelikli bir mimariyle birleşmesi, PodyumPark’ın dinamizmine tam anlamıyla uyum sağlamış.
Gecenin gastronomik mimarı ise Türkiye’nin en saygın Executive Chef’lerinden Aydın Demir’di. Chef Demir’in mutfak felsefesi, aslında Bursa’nın kurtuluş reçetesi gibi: Osmanlı’nın köklü mirasını reddetmeden, onu dünya mutfağının modern teknikleriyle modernize etmek.
Tabağımıza gelen her lezzette Bursa Ovası’nın bereketini hissettik. Menüde yer alan "Trüflü ballı çıtır börek" ezber bozan bir ara sıcakken, ana yemekte sunulan "Uzun pişmiş dana kaburga", sabrın ve doğru tekniğin bir ete nasıl karakter katabileceğinin kanıtıydı. Özellikle coğrafi işaretli ürünlerin ve yerel malzemelerin modern sunumlarla birleşmesi, Bursa mutfağının sadece "geleneksel" kalıplara hapsolmaması gerektiğini bizlere gösterdi.
Gecenin en unutulmaz anlarından biri de diplomasi ve sanatın iç içe geçmesiydi. Bursa Çin Fahri Konsolosu Nejat Yahya’nın seslendirdiği Türk musikisi eserleri, masadaki sohbetin tınısını bir anda değiştirdi. Ardından Ecem Boyacı’nın akustik gitarı eşliğindeki vokal performansı, gecenin modern gastronomi kimliğiyle muazzam bir uyum yakaladı. Gastronomi, müzik ve sanatın bu denli organik bir şekilde birbirine bağlanması, davetin kalitesini bir üst seviyeye taşıdı.
Geceden ayrılırken zihnimde kalan en net duygu, Bursa’nın sahip olduğu devasa potansiyeldi. GASTRODER’in bu tür buluşmaları geleneksel hale getirme kararlılığı, şehrin gastronomi turizmi vizyonu için umut verici. Çünkü bir şehri "marka" yapan şey sadece binaları değil, o şehrin insanlarını bir araya getiren sofraları ve o sofralarda konuşulan geleceğidir.
THE NAKKACH’ın zarif ev sahipliği, Chef Aydın Demir’in vizyonu ve GASTRODER’in birleştirici gücüyle Bursa, gastronomi dünyasında "ben de varım" dediği çok önemli bir geceyi geride bıraktı. Gecenin sonunda masadan kalkarken aklımda kalan sadece o nefis tatlar değildi; eski dostlarla tazelenen bağlar ve Bursa’nın gastronomi vizyonuna dair duyulan heyecandı.
Bir sonraki lezzet durağında buluşmak dileğiyle...
Teşekkürler GASTRODER, teşekkürler THE NAKKACH. Bursa’nın bir sofrada buluşmaya her zaman ihtiyacı var.