SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Cumhuriyet bu aydınlara(!) kaldıysa!

Yazının Giriş Tarihi: 13.06.2022 11:45
Yazının Güncellenme Tarihi: 13.06.2022 07:01

Bazen gündemdeki konular ve özellikle de kişiler hakkında yorum yapmak istemezsiniz.

Eliniz kâğıt kaleme veya çağımızın ifadesiyle klavyeye varmaz, varmak istemez!

Lakin sözüm ona aydın geçinen bazı tiplerin, sökük çoraptan çıkan parmak hallerini unutup, her zamanki gibi “aykırılığı örtü yap” tekniğine başvurmaları ister istemez yazı tembelliğini ortadan kaldırıyor.

Hele;

Niyetin, sinsi bir zihin dönüştürücülük ve hakikati örtme misyonuna hizmet ettiğini fark ettiğinizde yazmak; milleti uyarmak zorunluluk haline geliyor.

***

Bu bağlamda, zaman zaman yaptıkları çıkışlarla adlarından söz ettiren ve yaptıkları kısa/vurucu/etkili ve ‘’hah işte budur’’ dedirten tespitleri, sosyal medya başta olmak üzere her daim manşete çekilen, genelde sağcıların/ solcuların ama özelde ortalama Cumhuriyetçilerin sempati ile baktıkları titr sahibi iki kişi var:

Celal Şengör ve İlber Ortaylı.

Prof. Dr. İlber Ortaylı, kendi alanında önemli bir kişidir.

Türkiye’nin sayılı tarihçilerinden Halil İnalcık’ın talebesidir. Yurt dışında da öğretim üyeliği yapmış ve kendi alanında aldığı yurtiçi/dışı ödüllerle ve kitaplarıyla alanında bir otoritedir.

Prof. Dr. Celal Şengör de jeoloji ve doğa bilimleri konusunda son derece yetkindir ve alanında çok değerli bilgiler vermektedir.

Zaten kimse bu bilim adamlarının kendi uzmanlık alanlarıyla ilgili açıklamalarına bir şey diyemez.

Ancak kendileri ‘’aydın’’ kabul edilse de “aydın olmak, seçkin bir tarihçi veya mükemmel bir jeolog olmak” demek değildir.

Aydın olmak bir tutumdur.

Aydın, nabza göre şerbet vermez. Aydın, gerçekleri açıklamak için ‘’doğru zaman bu zamandır’’ hesabı yapmaz.

Aydın, içinde yaşadığı toprağın değerlerini, ilmi gerekçelere dayalı olarak sorgulayabilir, bulduğu, tespit ettiği gerçekleri aktararak, toplumu aydınlatma-İslam’da Salat- görevini yerine getirebilir/getirmelidir de ancak bunu yaparken saygılı olmak zorundadır.

***

Ama bakıyorsunuz açıklamalarına ve yaptıklarına!

“Cumhuriyeti bunlar mı savunuyor ya da bunlar Cumhuriyetçi aydın mı?” diye soruyorsunuz.

Önce Celal Şengör’den başlayalım:

Celal Şengör, çıktığı bir kanalda yaptığı “Biz hala Roma’yız. Her şey hala Roma. Senin yaptığın her şey Roma. Osmanlı’dan ne kaldı zaten? Hiçbir şey” şeklindeki açıklamasının devamında Osmanlı devleti için de ‘’Türk tarihinin dibi’’ ifadesini kullandı.

Her ne kadar Ortaylı’nın, Şengör için ‘’tarihi ve bilim tarihini, çok iyi biliyor’’ deyip, onun bu açıklamasından sonra ‘’…Osmanlı’yı anlamayanın İskenderiye hamalı kadar değeri yoktur’’ ifadesi Şengör’ün tarihi ne kadar bildiğini ortaya koyuyor.

Osmanlıyı severiz sevmeyiz, kızarız kızmayız!

İslami bulur bulmayız ama gerçeklerin arayıcısı isek, meselelere dürüst yaklaşmak ve bugüne dair ders çıkarabilmek adına, duygusal değil objektif bir tutum içinde olmak hem akademik açıdan hem de aydın insan olabilmek için bir zorunluluktur.

Bir kere, Osmanlı düzeninin ilk ortaya çıktığı günden bugüne kadar geçen tarihsel süreç, hiçbir dünya görüşü tarafından (Mesela; Marksist, Kapitalist ve İslamcı v.b.) açık ve seçik çözümlenememiştir.

Çünkü her zaman için bu bakış açılarına uymayan pek çok veriyle karşılaşılmıştır.

Kaldı ki ne feodalite ne kapital anlayış ne sınıfsal yapıdaki belirsizlik ne beylik/uç beyliğin kökenleri tam olarak biliniyor.

***

En basitinden ‘’Potlaç’’ kültürünü biliyor muyuz?

Yok.

Biz, birtakım nedenlerden dolayı Osmanlı ile kültürel bağlılık kuramıyoruz. Kurmaya kalktığımız zaman da hayallerimizin istediği biçimde yani iç siyaset rantına yönelik hamasi slogan veya nutuk argümanı olarak kullanıyoruz.

Gerçekten objektif olamıyoruz çünkü mekanizmasını bilmiyoruz.

Ama jeolog Şengör biliyor ki;

Üst perdeden hem de kesin hükümlü konuşuyor.

Biz de toplum olarak bazılarını baş tacı ettiğimiz için onlara toz kondurmuyoruz!

***

O yüzden bu yazıyla yapmaya çalıştığım şey, veriler ve açıklamalar ekseninde, tutarsızlığa, haliyle sinsi zihin dönüştürücülüğüne ayna tutmaya çalışmak ve kim olursa olsun herkesin sorgulanabileceğini göstermek.

Çünkü yanlışların, doğruların ya da kendilerini doğru gösterenlerin içine monte edildiği bir süreci yaşıyoruz.

Çünkü yutturulmaya çalışılan fikrin/ideolojinin/inancın/tavrın çekirdeğine haklı bir duyarlılık ya da gerekçe yerleştirdiğinizde aklı felç edersiniz.

Şengör ve Ortaylı ile ilgili tespit/tutarsızlıklara devam edeceğim.

Ama Gölge Oyunları ve STK/vakıflar konuları unutmuş değilim.

Ayrıca ‘egemenlerin pişkinlik/duyarsızlıklarının nedenleri’ ile’ İslam olmayı Araplaşma zannetme’ konularına ilişkin düşüncelerimi de sırası geldikçe paylaşmaya çalışacağım.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..