SON DAKİKA
Hava Durumu

Şirazemiz kaydı mı ya da dibe vurduk mu?

Yazının Giriş Tarihi: 24.01.2023 11:15
Yazının Güncellenme Tarihi: 24.01.2023 11:15

Sisteme, kibirli bürokrasiye, statik devlet anlayışına karşı yaptığı sert çıkışları, sıra dışı fikirleri ve halka dönük projeleriyle ‘’Efsane Vali’’ olarak bilinen rahmetli Recep Yazıcıoğlu bir söyleşisinde şöyle demişti:

‘’…Biz hep ihale ve havale Mehdi bekliyoruz. Mehdi gelecek dertler bitecek, yok öyle dava, elimizi taşın altına koyacağız. Birileri bizi kurtarsın. Kurtar bizi baba diye diye ne oldu sonunda? Bir avuç insan kurtuldu. Bir ülkede fakirlik varsa zenginleşen var demektir. Üçkağıt ekonomisi için böyledir. Birisi döviz birisi borsa diğeri de faiz. Buna üçkâğıt ekonomisi denir. Sil baştan yapacağız. Siyasette, idarede ekonomide. Dibe vurmadan sil baştan olmaz, keşke dibe vurmasaydık maalesef dibe vurduk…”

Siyaset, ekonomi, sosyoloji, kayırmacılık ve din anlayışımızı bir paragrafta hem de 20 yıl öncesinde özetleyip, adeta bugünleri anlatmış.

***

Küresel hegemonyaya eklemlenmek hedefiyle dış merkezli bir operasyon olan 1980 darbesi ile vahşi neoliberal ‘’üçkağıt ekonomisi ve zihniyeti’’ ithal edilerek hem siyasi partilerin hem de milletin şirazesi kaydırıldı.

Kendilerinde mehdi özellikleri olduğu varsayılan ve kurtarıcılık misyonu ile donatılan -ama ne hikmetse yıllardır yoksulluk/yoksunluktan bir türlü kurtarılamadığımız- ‘’babalar/reisler’’ üretilerek zihinsel, ahlaksal ve maddesel olarak gerçekten dibe vuruldu.

Yani başta siyaset olmak üzere ekonomi, sosyal doku ve kültür hayatımızda artık bozulma değil, kokuları burnumuzun direğini sızlatan çürüme ile tanımlanabilecek dönüşümler sağlandı.

Anayasa’nın defalarca ve halen delik deşik edilerek, sadece etkisiz bir metne indirgendiği,

Bu ülkeye adını veren (ilginçtir, bu tanımlamayı da Avrupalılar yapmış) ve bunun dışında hiçbir artı kazanımları olmayan Türklerin adına ve diline tahammülsüzlüğün, sayıları gittikçe artan işbirlikçi devşirmelerce cesaretle dillendirildiği,  

Kuralların herkese eşit uygulanmasının teminatı olan kanunların kişi/zümreye göre uygulanarak kuralsızlığın egemen olduğu, 

Siyaset erbabının ağzına geleni söylediği, mafya-siyaset ilişkilerinin aleniyete döküldüğü,

Kayırmacılık merkezli rüşvet/haraç ve yolsuzluklarla erişilen zenginliklere utanmadan dini kılıfların uydurulduğu,

Yapılandırma adıyla çıkarılan sayısız vergi, ceza, imar afları ile hem dolaylı vergi zulmünün hem de adaletsizliğin tescil edildiği,

Böylece vergisini zamanında ödeyen, kurallara uyan dürüst vatandaşın enayi yerine konularak cezalandırıldığı,

Allah’ın, insanı var ettiği andan itibaren, insanlığı doğru yola kılavuzlayacak öğütleri içeren Kur’an’ın mehcur (terk edilmiş) bırakıldığı,

‘’Kur’an’ı, Kur’an’dan, Kur’an’ca’’ anlama çabaları gösterilmediği gibi aksine düzmece nakillerle sayısız din ve ruhban sınıfı icat(!) ederek, milletin istismarına/kandırılmasına kılıf oluşturulduğu bir ülkede kimin şirazesi kaymaz ki?

Kayar tabii.

***

Aslında iddia ettiklerinin aksine herhangi bir seküler ideolojiyi, değeri veya dini bir öğretiyi temsil etmeyen, etmediği de görülen, yerli/küresel azınlık güç merkezlerini arkasına alarak, kendi fantezilerine dayanak yapan ve hep söylediğim gibi aklı iptal eden, akletmeyi din dışılık görerek düşman muamelesi yapan, mutlak itaat/biat kültürüne dayalı sivil toplumda ki tarikat/cemaat, mürşit/mürid ilişkisinin siyasette ki yansıması olan ve adına siyasi parti denilen yapıların kendilerini kaybettiğini, varlık sebepleri olan ilkelerden uzaklaştığını ve tutarlılıklarının kalmadığını,

Kendilerine lider(!) denilmesinden hoşlanan başkanların, her gün hem sağcı hem solcu hem dinci hem Atatürkçü, hem şeriatçı hem laik, hem milliyetçi hem etnik bölücü, hem yerli/milli hem Batıcı/küreselci söylemlerinin siyasî ortamı tam bir tımarhaneye çevirdiğini görmeyip aksine tüm bunların bir türlü açıklanmayan beka gerekçesi yapılarak, her şeyin gayet normalmiş gibi sunulmasını kabul etmek, tartışmak, yorumlamak, savunmak nasıl bir aklın ve psikolojinin ürünü?

Tüm bu tutarsızlıkları, yalanları ve yanlışları düzeltmek ancak akli, programlı, düzenli, sürekli ama özellikle cesaretli bir tavırla mümkün.

Düzeltme iddiasında olan partilere/ ittifaklara cevabı, A. Einstein veriyor: ‘’ Sorunlar, onları yaratanların mantığı ile çözülmez.’’

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.