Asuman Kurt Öge, Bursa'nın deprem riskini, şehirdeki yapı stokunun durumunu ve neler yapılması gerektiğini Mimarlar Odası'nın gözü kara Bursa Şube Başkanı Şirin Rodoplu Şimşek'e sordu. Bursa'ya ortak akıl ve işbirliği çağrısı yapan Şimşek, "Lafta konuşuyor herkes ama pratikte yoklar... Bursa elden gidiyor" dedi.
Haber Giriş Tarihi: 07.02.2025 14:29
Haber Güncellenme Tarihi: 07.02.2025 14:53
Kaynak:
Asuman Kurt Öge
Asrın felaketi olarak nitelendirilen 6 Şubat Kahramanmaraş depremlerinin üzerinden 2 yıl geçti. Bu süre içerisinde Bursa’nın depremselliği konuşuldu, olası bir felaketin sonuçları tartışıldı. Bursa Büyükşehir’in dirençli şehir, sürdürülebilir şehir, kentsel dönüşüm ihtiyacı olan alanlarda bu ihtiyacın bir an önce eyleme dönüştürülmesi ve kentin modern şehirleşme açısından sorunlarının giderilmesi konularının ortak akılla çözülebileceği noktasında paydaşlarla hareket edilmesi kararı Bursa için umut oldu. Şehrin 1/100 binlik çevre düzeni planı gündeme geldi. Kentin Anayasası olarak ifade edilen bu planın bir an önce hayata geçirilmesi beklentisi devam ediyor.
Vatandaşın, şehrin sorunlarına dair kesin çözüm beklediği Bursa’da, çevre düzeni planı, dirençli ve sürdürülebilir şehir, büyükşehir olmanın getirdiği sorunlar ve çözümleri konusunda TMMOB Mimarlar Odası Bursa Şube Başkanı Şirin Rodoplu Şimşek’le konuştuk.
“BERABER MÜCADELE EDELİM”
Öncelikle akademik odaların, şehrin menfaatine iş birliği ve oluşturdukları refleksin yeterli olup olmadığını sorduğumuz Başkan Şimşek şöyle konuştu:
“Benim bir kamu görevlisi görevini yerine getirmiyor diye Ankara'yı harekete geçirmem, ona müfettiş atanması bile aslında o işin burada durmasına sebep olabilen bir şey. Ben bütün mücadeleme girişmeden önce ilgili odalara gidiyorum. Beraber mücadele edelim… TMMOB İKK İl Koordinasyon Sekreteri oldum burada. Tamam dedim hani odaların sekreteryasını yürütüyorum. Nilüfer’deki hormonlu yapılar konusunu İKK’ya taşıdım, ‘arkadaşlar mücadele edelim’ dedim. Fark etmez hangi siyasi parti olduğu. Orada bir iç tepki çıktı. ‘Başka yer yapmıyor mu?’ denildi. Hatta kişiselleştirdin bile dediler. Neden kişiselleştireyim? Olabilir mi? Ben mimar olduğum için alan hesabı ve benzeri konular önce benim önüme düşüyor. Ben görüyorum, sürecin içindeyim, sektörün içindeyim. Bakın birçok kararda basın açıklaması yapıyoruz, herkes geliyor. Sorunlarla gerçek mücadele lazım. Bursa elden gidiyor. O kadar azız ki… Lafta konuşuyor herkes ama pratikte yoklar. Bazen artık şu noktaya geldim; bana argüman versin de varsın konuşmasın, yeter ki çalışsın.”
“HER SORUNA DUYARLIYIZ”
Başkan Şimşek, Mimarlar Odası Bursa Şubesi olarak Bursa’nın her türlü konusuna, sorununa duyarlılık gösterdiklerini ve açıklamada bulunduklarını da ifade ederek “Akademik odalarda, kendine dokunduğu noktada bir hareket oluyor…
Bakın bizden sonra böyle bir refleks yok. Şu dinamizmi kaybetmemek, genç meslektaşlarımızla etkileşim içinde olmak, onlara az bir şey anlatabilmek için her gün odaya uğruyorum… Yanı sıra diğer yönetim kurulu üyelerimiz de geliyor. Gençlere anlatıyoruz. Burası sadece meslek alanı için çalışmaz. Bursa, ülke, bunlar hepimizin gündemi. Birçok arkadaşımızı bu noktada farkındalığa itiyoruz. Komite ve komisyonlarımızı hareketli tutmak, aktif etmek için çok büyük enerji sarf ediyoruz. Sizin enerjinizin yüksek olması onları da tetikler, bunun çok olumlu etkileri olur. Benim mizacım bu. Bir proje gelsin, orda bir zarar göreyim, yerimde duramıyorum. Bir vatandaş gelsin, bana bir konu getirsin. Ben seferber olurum. Her yere ulaşırım, kaynak ararım. Ankara'dan lazımsa Ankara'ya yazarım, telefon açarım, bilmem ne personel alamazsa o telefonu ben alırım, ‘nasıl vermiyorsunuz, bilgi edinmek istiyorum’ derim. Bir de rahat konuştuğum için bu kamuoyu bir şekilde Mimarlar Odası’nı gündem ediniyor.”
“ULAŞIM, EN BÜYÜK SORUN”
Şehrin bütün paydaşlarının kent sorunları çözümünde yapabilecekleri var. Akademik odaların bu anlamda çalışmaları kıymetli. Ancak gidişat Bursa açısından iyi görünmüyor. Ulaşımdan hava kirliliğine, kentsel dönüşümden trafiğe her gün Bursa’nın sorunları konuşuluyor. Çözümler için hareketler kısıtlı kalıyor. O zaman Bursa’nın sağlıklı kentleşme noktasında temel problemleri neler? Başkan Şimşek’e sorduk:
“Bugün artık herkesin dilinde, uzman olsun olmasın. Bursa'da aklınıza gelen en olumsuz şey ne? Ulaşım. Herkesin de ulaşımla ilgili, kafasına göre birtakım tasarrufları var. Kimisi diyor ki ilave yol açalım. Bilimsel yöntemde, teknik yöntemde ilave yol açmak en son çarelerden bir tanesi. Şimdi sadece bu iş yol meselesi değil. Siz istediğiniz yolu yapın, ana arterler hiçbir zaman tıkanıklığa sebep olacak hareketlerin kurbanı olmamalı” dedi ve konuya bakışını örneklerle açıkladı:
“HASTANE AÇILSIN BURASI BİTTİ”
“Bursa’da en kaybettiğimiz yer İzmir Yolu’ndaki stadyum ve yeni yapılan hastane (Ali Osman Sönmez Devlet Hastanesi). Hastane devreye girmedi. O hastane yapılmasın derken biz, birileri ‘vay sen yatırıma karşı mı çıkıyorsun?’ dedi. Arkadaş bu iş hepimize hançer. Hastane elbette olsun ama yeri burası değil! Bakın şu an altını çizerek söylüyorum. Hastane açılsın, burası bitti. Çünkü Dikkaldırım çok kaotik bir bölge. Nüfus olarak, trafik olarak zaten çok büyük bir yükü var. Hastane açıldığında alternatif yol vesaire hiç kalmayacak. Hastanenin termininin yetişmemesi çok büyük bir şans aslında. Çünkü bu arada biz bir çözüm yapalım. Yoksa o bölgede kilitleneceğiz. Bir kere ana arterleri tıkayacak hiçbir hamle yapmamak lazım.”
“TOPLU ULAŞIMI TERCİH ETMİYORUZ”
Konuya yönelik olarak açıklamasına devam eden Başkan Şimşek ikinci olarak şehrin toplu ulaşımını masaya yatırdı ve şu görüşleri paylaştı:
“Gerçek toplu ulaşımı bu şehirde harekete geçirmek lazım. Hiçbirimiz, ben dahil bir yere gideceğimiz zaman toplu ulaşımı tercih etmiyoruz. Çünkü hiçbir şekilde rantabl değil, yararlanmak adına rantabl değil. Bursa'da özel aracımızla çıkmadan iş göremiyoruz. İş dünyasında çalışan hiç kimse toplu ulaşımla işyerine erişemiyor. Fabrika işçisi bile tercih etmiyor ki saati belli çıkışı belli. Ama neden? Yeterli değil. Besleyicileri yeterli değil. Yeraltından, yerüstünden gitmesi büyük hata. Şimdi metroyu, rayı komple iptal edip yer altına almak bu şehre de zarar. Olması gereken bu ama çok büyük bütçeler. Aynı yola zaten yetmiyorken bir de tren hattı geçirdiniz…”
“RADİKAL KARARLAR ALALIM”
Haliyle konunun çözümü olarak çevre yolları, paralel yollar etkili olur mu diye sorduğumuz Başkan Şimşek konuya bakışını şu cümlelerle paylaştı:
“Ana arterin geçilmesini engelleyecek şekilde çevre yollarıyla beslemek lazım şehri. Mesela şehir merkezine işi olmayan ama Doğu bölgesinden Batı’ya gideceklerin bir şekilde mutlaka transferini çevre yollarıyla rantabl sağlamak lazım. Belediye diyor ki Ulaşım Master Planı’nı yaptık. Peki kim yaptı? Belediyedeki bürokratlar yaptı. Kaç tane uzmandan destek alındı? Sadece bürokrat kafasıyla gidecek kurgular değil bunlar. Gerçekten çok önemli çalışmalara ihtiyaç var. Nasıl ki bir hata bundan sonraki 20 seneyi etkiliyorsa ki bunlar ana hatalar, o zaman bizim riske etme lüksümüz yok. Olabildiğince aç, tartışalım ama sadece tartışmakla da kalmayalım, sonuca da bağlayalım. Radikal kararlar alalım. Bu şehrin gerçekten alternatif yatırımlarını yapacak bütçesi yok mu? Elbette var. Doğru yere kanalize edelim. Toplu ulaşımı revize etmeden istediğimiz kadar çevre yolu yapalım. Bu nüfusa zaten o çevre yolları yetmez. Ne kadar çevre yolu yapacağız, çiçek gibi çoğaltacak mıyız?”
“KONU SADECE 0,50 DEĞİL, ÜSTÜNE HORMONLAR BİNDİ”
Şehirleşmede planlamanın öneminin çok konuşulduğunu, ulaşım master planından da bahsetmişken Ataevler Mahallesi’ndeki dönüşümü nasıl değerlendirdiğini, oradaki planlamanın nasıl yapıldığını sorduk Başkan Şimşek’e.
“Ataevler’in nasıl dönüştüğünü söyleyeyim. Eski haliyle en yükseği 5 katlı olan sitelerin zamanında planlanmış yolu kaldırımı, altyapısı neyse, aynı kurgu içine binalar yükseltildi, deli nüfus geldi o bölgeye” dedi ve şu açıklamayı yaptı.
“Normal 0,50 emsal uygulaması ile önce yükseltildi. Plansız hesapsız. 0,50’nin üstüne 3 tane daha 0,50. İşte bu hormonlu dediğimiz esas krizi yaratan şey oldu. 400 daire oldu bin daire. 100 daire oldu 300 daire. Zaten normalde 0,50 dediğimiz o konuyu doğru hesapla yapmadık. Bir de üstüne 0,50’ler ekledik. Aynı proje için konu zannedildi ki sadece 0,50. Hayır üstüne hormonlar da bindi. Biz dava ettik. 300 dava var. Ne oldu sonra biliyor musunuz? Bütün davalar durdu. Ruhsatlar iptal oldu, yeniden bütün projeler yapıldı bu esnada. Dava geç sonuçlanıyor ya. Dava sonuçlanana kadar inşaatlar bitti. Malikler de yerleşti içine. Sonra malikler de geldi buraya, yönetim de geldi. Belediye yöneticileri de geldi. Ya ne olur biz yeniden planını yapalım. Daha artık itiraz etmeyin, insanlar yaşıyor.
Önceki Başkan Alinur Aktaş son 2-3 yıl kentsel dönüşümde hiç 0,50'yi kolay kılmadı mesela. Bizim baskımızdan mı oldu yoksa inisiyatif mi, bilemem. Hani ne iyi yaptı diye sorarsanız o, 0,50'yi bu kadar hareketli tutmadı. Vermeyeceğim dedi. En kıymetli şeylerinden biri bu. Yoksa biz yeni bir kaosu tekrar yaşayacaktık şehir olarak.”
“YÜZDE 85’İ HORMONLU”
Nilüfer’deki yüksek binaları, yoğun yapılaşmanın durumunu da sorduğumuz Başkan Şimşek bu bölgedeki binaların yüzde 85’inin hormonlu olduğunu belirterek “Son 5 senede Nilüfer sınırında, 23 Nisan, Özlüce, Kayapa, İhsaniye gibi, Beşevler hariç, yeni yapılaşan her yerde yapılan bütün inşaatların yüzde 85'i hormonlu. Bir kent görünüyor ya aslında 3 kent yarattık orada. Ben niye bağırıyorum bu kadar, neden yaygara koparıyorum. Müteahhit geliyor bana ‘neden sen bu kadar yaygara koparıyorsun?’, mimar geliyor ‘niye bu kadar yaygara koparıyorsun?’ diyor. Ya gitti gitti, Nilüfer, Nilüfer olmaktan çıktı. Bu kadar düzenli bir yer… Özlüce’si Kayapa’sı, yeni planlanan bölgeler, şu an parkı yok, devlet okulu yok, hiçbir şey yok” dedi.
“Peki olası bir depremde kaos bölgesi olur mu?” diye sorduğumuzda ise şöyle konuştu:
“Aslında yeni bölge, kimsenin belki gözüne batmıyor ama aslında çok büyük bir kaos. En son dava açtığım yer: Babylon projesi. 420 tane bağımsız bölüm hakkı varken bin 640 tane yapılmış. Şimdi düşünsenize o binanın yıkıldığını. Ana arter İzmir yolu, içeriyi besleyen bütün yollar, Bursa için kapalı! Bursa'ya giriş yok! Bunun hesabını kim verecek? Bugün ilgilisi de arıyor, yerin sahibi de arıyor. ‘Sen niye uğraşıyorsun?’ Ben Uğraşmıyorum. Ben yanlışı durdurmaya çalışıyorum. Oranın vebalini kim ödeyecek?”
“ŞEHİRCİLİK BİR DİSİPLİNDİR”
Şehirleri planlamanın öneminin altını çizerek, yanlışlarla mücadelede herkesin taşın altına elini koyması gerektiğini vurgulayan Mimarlar Odası Bursa Şube Başkanı Şirin Rodoplu Şimşek, kentin hakkı olana kavuşması açısından ellerinden geleni yaptıklarına değindi:
“Bu kadar yolsuzluk, bu kadar açlık, bu kadar fütursuzluğu yapmak normal oldu maalesef. Defalarca söyledik. Valiye de gittik. Tarım alanlarında kaçak yapılara müsaade etmeyin diye. Plansız yaptığınız her şey ya da plana uygun olmadan yaptığınız her yapılaşma, her işletme, üretim yeri, ticarethane hiç fark etmeksizin tüm yapılaşma size yeni kaoslar yaratıyor. Yani siz istediğiniz kadar mevcut kabullerle kağıt üstünde biz hep beraber planlayalım deyin. Mevcut kabulde orada beş katlı yapılar var, burada fabrika bölgesi, sanayi bölgesi var, burada parklar, okullar var diyelim. Siz bunları gerçekte yapamadığınız sürece 5 kat konutlar oluyor 10 kat. Burası sanayi oluyor, başka bir kaos. Okullar iptal ediliyor, konuta açılıyor. Şehircilik bir disiplindir. Bir yerde bir yapılaşma yaparken onu besleyecek ulaşım, yollar olmak üzere, parkı, sağlık ocağı, okulu paralel planlanır. Herhangi bir yerde toprak parçanız varsa kamuya terklerini yapmadan bir şey yapamazsınız…”
“ÖNCE ÇÖKÜNTÜ YERLERİ TOPARLAMAK LAZIM”
Peki Bursa’da neden rant bu kadar çok konuşuluyor? Başkan Şimşek bu konudaki görüşlerini de paylaştı ve yapılan yanlışları anlattı:
“Çünkü biz konuları yanlış yönettik, kentsel dönüşümü bu kadar özel sektörün eline bırakmamak lazım. Özel sektörden destek almak lazım. Evet müteahhit de kazanacak. Elbette biz kalkınmayı yani ekonomiyi durdurmak istemiyoruz…
Nilüfer diğer bölgelere göre rantı daha kıymetli toprak parçası itibariyle. Haliyle kentsel dönüşümde Ankara yolu altı dururken, Beşevler, İhsaniye konu oldu mesela. Hala Beşevler ve İhsaniye'de kentsel dönüşüm hamleleri nasıl yaparız diye konuşuluyor. Bence Beşevler’e en son gitmek lazım. Önce şehrin bütün çöküntü yerlerini toparlamak lazım. Önce Bağlarbaşı, Emek… Hele Emek! Bazen proje yaparken şahit oluyoruz bodrumu olmayan, temeli olmayan, en ufak proje sürecinden geçmemiş, kolonu olmayan, 7 katlı binalar var orada. Yani bir deprem olsun, Davutkadı, Emek gibi belli bölgeler hakikaten çok büyük zarar görecek. Çok kötü. Bunlar alçak binalar da değil. Çocuğu gelmiş üstüne bir kat yapmış, akrabası gelmiş bir kat yapmış, hakikaten kaçak. 7 katlı, 8 katlı eğreti yapılar var. Sokaklar 6 metre, 3 metre çıkmaz yollar. Müthiş bir plansızlık, yığmışız. Ben diyorum ki insanlar mezarlarında yaşıyor, net yani. Birçok bölgesi böyle Bursa’nın. Şimdi orası dururken, Emek dururken, Davutkadı dururken, Yeşilyayla dururken, birçok atıl yer dururken, çöküntü yer dururken, biz Beşevler, Ataevler, FSM… Ya bu artık çocuğun bile güldüğü noktaya geldi. Dairemizin yenilenmesi kişisel de çok hoşumuza gidiyor. Oh mutfağım yenilenecek, evim yenilenecek çok güzel ama nasıl bir şehirde yaşayacaksın? O şehirde mutlu olmadıktan sonra, mutfağın iyi olsa ne olacak, bina yenilense ne olacak? O şehirde bir deprem olduğunda, kaoslar yaşandığında, senin binanın en lüks bina olması neye yarar?”
“KAMU, HİZMET ETMEKLE MÜKELLEF”
Bursa’da yürütülen kentsel dönüşüm hamlelerinin doğru olup olmadığı da sorularımız arasında. İşte Başkan Şimşek’in anlattıkları:
“Sadece parsel odaklı konuya bakmamak gerektiğini düşünüyoruz. Bazen çok yönetmeliğe, mevzuata takılıyoruz. Gerçek iyi niyetle, gerçek bir vatan sevdalısı, şehir sevdalısı bir idareci ne yapar, ne olur, kamu menfaatine ne projeler üretebilir? Hiç zor bir şey değil. Çok uzmanı var bu şehrin. Mimarı, plancısı, mühendisi, çevre mühendisi, ziraat mühendisi, çok uzmanı var. Bakın biz ne kadar gönüllüyüz. Danışma kurullarında yer alıyoruz, koştur koştur gidiyoruz ve bunlardan 1 lira almıyoruz. Neden? Kente zarar vermeyelim, bu misyon bizim. 70 yıllık TMMOB tarihinin bize öğrettiği ve burada yönetici olmaya herkesin bilerek geldiği konu kamu yararı. Meslek yararı ve kamu yararı. Ben dışarıda ne iş yaparsam yapayım, buraya geldiğimde bu koltuğun bana yüklediği sorumluluk bu. Kamu yararına bakmak durumundayım. Hakikaten istense yapılabilir. Çok yavaş gidiyor kentsel dönüşüm hamleleri, bütüncül planlama yapılmalı. Birkaç tane bütüncül plan yapıldı. Biz birkaçına dava açtık. ‘Gene niye açtınız?’ Ama sen o bütüncül planı yaparken, orada kamu da kazanmanın derdine düşüyor. Kazanma arkadaş, sen kazanma. Zaten sen de kendine bir şey yapmaya çalışıyorsun, gene kaos oluyor, gene kalabalık oluyor. Herkesin kazanacağı bir sistem olmaz. Kamu hizmet etmekle mükellef. Kazanmak durumunda değil. Hizmet et. Vatandaşın 4 katlı yeri varsa 4 daire alamaz, kötüyse yapısı, ruhsatsız, çöküntü ise ‘4 katlı kaçak yapım var’ diye meşru sayamayız. İnsanların çok hoşuna gitmiyor ama ederini bulmak zorundayız.”
“VERİ TOPLAMA AŞAMASI DEVAM EDİYOR”
Bursa’nın çok konuştuğu 1/ 100 binlik Çevre Düzeni Planı’nın kente ne faydası olacak ve ne zaman tamamlanmış olur? Bu süreci de konuştuk Sayın Başkanla:
“Normal şartlarda Belediye Başkanımız Mustafa Bozbey dedi ki 2025 sonuna yetiştirmek istiyoruz. Ama danışma kurulu olarak da içinde yer alırken bizim gördüğümüz kadarıyla 2025'e o planın bitmesi imkânsız. Çünkü kış dönemi, hadi randımanlı çalıştınız. Yazın insan bulamazsınız çalıştırmaya. Bahara kadar ne yaptınız yaptınız. En son gittiğimiz danışma kurulu toplantısında verileri nasıl toplayacaklarını anlattı hocalarımız. Daha veri yok yani. Halbuki daha önce de çalışıldı çevre düzeni. 2020’de çalışıldı. Birtakım veriler var zaten. Al o verilerin bir kısmını, eksik gördüklerini de istişare et danışma kuruluyla, onların üstüne yürü. Hani bir öncekini yok sayıp, yeniden sil baştan yapmak hem yük hem zaman kaybı. İkincisi, süreci ne kadar doğru yürüttüğünüz önemli. Ne kadar doğru ilerlediğinin denetlenmesi de lazım. Biz daha süreç devam ederken başladık homurdanmaya. Yani bizimle bir şey paylaşmıyorlar diye. Sonra, neyse dedik veriler toplansın da bir değerlendirelim. Toplantıya gittik, bizimle hiçbir veri paylaşılmadan, birkaç tablo sunuldu slayttan. Orada sadece slayt izlemeye gitmiyoruz. Biz zaten çalışmış gitmek istiyoruz. Yani bize gönderilse, biz bir baksak çalışmalara, orada önersek, biz sadece bize sundukları kadarıyla yöntemlerine laf edebildik. Bu şehir zor bir şehir. Sadece Teknoloji Bakanlığı’ndaki veriler yeterli olmaz veya Büyükşehir’in daha önceki verileri yeterli olmaz. Birçok veriyi kaynaklardan toplayıp doğru birleştirmek lazım. Öyle gitmiyor. Yani hala veri toplama aşaması devam ediyor. Daha hararetli kısmı hiç başlamadı.”
“ŞEHRİN TÜM STRATEJİSİ BU PLANIN İÇİNDE”
Çevre Düzeni Planı çalışması tamamlandıktan sonra şehre kazanımının ne olacağı hakkında ise Başkan Şimşek şu bilgileri paylaştı:
“Şehrin 2050'ye kadar ki tüm hikayesi, tüm stratejisi bu planın içinde olacak. Başkan da ısrarla söylüyor, hakikaten kentin anayasası. Tüm şehrin hareketi, stratejisi, konut, ulaşım politikası, kentsel dönüşüm politikası, sanayi politikası, her şey o stratejinin içinde yer alıyor olacak. Tüm belediyeler alt planlarını yaparken o üst plana göre bakacak. Üst karar merciidir o. Stratejisidir işin. Doğru yapılırsa elbette.”
“HER ŞEYİ VAR BURSA’NIN”
Bursa'da bugüne kadar yapılan tüm hatalara rağmen, bundan sonrasını nasıl toparlayabiliriz diye konuşulması gerektiğini ifade eden Başkan Şimşek sanayi ve turizm konularında da önemli şeyler söyledi:
“Artık dünya sürdürülebilir kalkınmayı konuşuyor. Sanayi derken beş kere düşüneceğiz, o sanayiyi teknolojik tarafa itmeye çalışacağız. Kirletici, Bursa'yı talan eden, değerlerini yok eden, zarar veren, zehirleyen bir sanayiden kurtaralım. Silikon vadi gibi sanayilerden bahsedelim artık. Mesela sanayiye yüklenmek yerine; Eskişehir bakın dümdüz bir yerken nasıl turist çeken bir şehre dönüştü. Akın akın turist gidiyor. Okullar seferler düzenliyor. Eskiden Bursa’ya olurdu. Değerlerimiz var bizim. Eski eser, tarihi mirasımız, denizimiz, dağımız var. Burası turistten müthiş kazanabilecekken... Bursa’da turizme yatırım da yapılmıyor. Bakın her şeyi var Bursa'nın. İznik’imiz var başlı başına. Kültürel miras açısından ayrı bir zengin. Dağımız var her şeyden önce. Ondan sonra, akın akın dağcıların geldiği, fotoğrafçıların geldiği bir şehir olma lüksünüz var. Biz kültürel değerlerimizi koruyamadığımız için İznik dosyasını Bakanlığın kendisi çekti, biliyorsunuz. Unesco'dan daha elenmeden bakanlığın kendisi dosyayı vermekten vazgeçti. Biz o heyetin içindeydik. Unesco’dan bir kadın uzman geldi. İznik’in hiç iyi korunmadığına atıfta bulundu. Siz istediğiniz kadar dosyayı hazırlayın. Diyor ki koruma eylem planınız var mı? Bunlarla ilgili envanteriniz var mı, arşiviniz var mı? Yok. E diyor bir deprem olduğunda yıkılacak. Çünkü birçok şehir yıkıldı ama elinde envanter olduğu için aynısı inşa edilebildi. Siz o kültürü yok edeceksiniz. Depremle birlikte tuz buz olacak. Şimdi Hatay’ın olduğu gibi. Veri yok ki, hiçbir şey arşivlenmiyor. Bir de vandalizm var, tahribat var. Eski esere sahip çıkma zaten yok. Biz yangın atıp ahşap evleri yakan bir milletiz. Bursa'da bir sürü değer var. Hisar bölgesi kaç medeniyete ev sahipliği yapmış. Sadece Hisar'ın kendisi o kadar çok değerli bir yer ki. Düşünsenize o kalıntılar arasında açık senfoni orkestralarının yapıldığı sahneler olsa, caz müziği yapılan açık meydanlar olsa, o surların içinde öyle bir şehir yatıyor ki… Bursa’da kocaman bir Arkeopark var, Akçalar tarafında. Kimse bilmiyor. Bursalı farkında değil bir Arkeoparkının olduğundan.”
“ULUDAĞ ALAN BAŞKANLIĞI’NI KURMAYIN DEDİK”
Söz konusu turizm olunca Uludağ Alan Başkanlığı ile alakalı görüşlerini de merak ettiğimiz Başkan Şimşek bu konuda da çarpıcı açıklamalar yaptı:
“Biz TMMOB İl Koordinasyon Sekreterliği’ni yürütürken, 20 küsür odayı temsilen o dönem Hakan Çavuşoğlu'na gittik Meclis’te. Kurmayın bunu dedik, Bursa'ya zarar dedik. Çok iyi niyetle kuruyoruz dediler. Ya hayır dedik, turizmciler burada asla bu işe koruma kafasıyla bakmazlar. Daha çok nasıl kazanırız diye bakarlar. Milli Park statüsünü kaldırmayın. Burası çok değerli. Birçok medeni ülkede oteller eteklerde, tepede değil. Oradan bir transferle gidiliyor vesaire. Dağın tepesine bunu kurmak zorunda değilsiniz ve otel yerleşimlerinin olduğu yer endemik türlerin ağırlıkta olduğu, yüzde 100 korunması gereken mutlak alanlar. Oradan zamanla bitki örtüsü kayboluyor. Hayvan dokusu kayboluyor. Her şey kayboluyor. Siz orada gerçek ekosistemi yok ettiğiniz zaman, kar da düşmez oluyor. Yani o kadar bozuyoruz ki oradaki klimayı, gerçek ekosistemi bozuyoruz ve ondan sonra saçma sapan çözümler düşünüyorsun. Bir de onu Alan Başkanlığı deyip ticaretten daha da tahrip edilecek bir yere dönüştüreceğiz. Zamanla Uludağ, Uludağ olmaktan çıkacak. Zaten eteklerinde kaçak yapının haddi hesabı yok. Kaçak bungalovlar, villalar, şunlar bunlar. Ya biz bu kadar vandalizmin içinde… Bir sürü değerimiz var. Koru, insan aksın buraya. Herkes kazanacak, esnaf kazanacak, Bursa kazanacak.”
“IRAP DENEN BİR PLANI VAR BURSA’NIN”
Bursa fay hatları üzerinde yer alan coğrafyası ile deprem olasılıklarının çok konuşulduğu bir şehir. Özellikle 6 Şubat depremlerinin ardından şehrimiz de hop oturdu, hop kalktı. Hatay’da, Kahramanmaraş’ta yaşanan felaketin bir benzerinin yaşanmaması için neler yapılmalıydı? Kent paydaşları bu konuda pek çok görüş dile getirdi, çözüm önerdi. Peki iş konuşmakla mı kaldı? Yoksa bu şehrin afete karşı ortak bir çalışma planı var mıydı? Başkan Şirin Rodoplu Şimşek’in bu konuda söyledikleri de çok önemli ve üzerinde durulması gereken detaylardı:
“Ben şimdi şunu anlatacağım. IRAP denen bir planı var Bursa'nın. Her il için var. Depreme karşı eylem planı var. Devlet, AFAD Başkanlığı üzerinden valiliklere görev verdi ve bu tüm illerde yapılsın dedi. IRAP ne biliyor musunuz? Şehrin deprem öncesi, deprem anı ve deprem sonrasını tanımlayan tüm eylemleri ile kurumlara görev yükleyen bir rapor. Burada devletin birçok kamu kurumu ve sivil toplum kuruluşlarının birtakım görevleri ve misyonları var. Aynı zamanda Bursa'da bir olası deprem olduğunda kaç kişi hayatını kaybedecek, kaç ev yıkılacak, öngörüler de var, raporlar da var. Şubemizde bir komisyon kuruldu, sadece bunu çalışmak için. IRAP raporu açıldı, tek tek bakıldı. Bütün kurumlara hangi görevler verilmiş, yapması gerekenler vs… İtfaiyenin yapması gereken belli, belediyelerin yapması gerekenler, sanayilerin yapması gerekenler belli. Depremin hem öncesi hem anı hem sonrasında bunları yapmaları lazım. Hani hiçbir şey yapmıyorsa bile bir kurumun bilgilendirme eğitimi yapması lazım. Aslında teoride çok iyi bir rapor. Arkasından dediler ki arkadaşlarımız; üniversite hocamız var, belediyede çalışanımız var, yıllarca bu işlere kafa yormuş uzman arkadaşlarımız var. Kurumlara bir yazalım bakalım, onlara tanımlı bu görevlerden hangilerini yapmışlar diye. Yaklaşık 300 tane kuruma yazdık. Aslında sorması gereken biz değiliz, Valiliğin sorması lazım bütün kurumlara. Biz diyoruz ki IRAP programı kapsamında size tanımlanan bu görevlerden kaçını ne şekilde yaptınız? Yani ya 10, ya 15 kurumdan geri dönüş oldu. Kurumlarda, içeride çalışan bazen tanıdık oluyor. Ne oluyor, Mimarlar Odası niye bunu soruyor diye bir şaşkınlık. Çünkü herkes öyle bir raporda görev atfedildiğini o an fark ediyor. Haberleri bile yok. Yöneticisinin vardır da personelin yok. Aslında bu bir eylem planı. Devletin zorunlu koyduğu bir eylem planı. Devlet afete karşı AFAD diye bakanlık kurdu ve bakanlığa bu çalışmaları verdi.
“IRAP’IN YÜRÜTÜCÜSÜ DEVLET”
“Sonra çalıştay ve paneller yaptık. Biz İl koordinasyon Kurulu’na bağlı olarak deprem paneli, kentsel dönüşüm paneli… Hep bunları söyledik. Vali beye de söyledik. Sayın Vali, IRAP raporu çok eksik, kurumlar görevlerini yapmamışlar. IRAP’ın ne olduğunu çok iyi biliyor. Bir de yürütücüsü Vali, Devlet. Dedik ki bunun eksikleri var, revize olması lazım, veriler doğru değil. Burada yanlışlar var, eksikler var, hadi onu geçtim kurumların görevlerini lütfen kontrol edin. Bu hazırlıklar olmayınca panik oluruz, deprem olsa biteriz. Bu hazırlıklar bağlamında sadece bilinçlendirme eğitimleri diye gerçek hamleler de var IRAP programın içinde. Ne olursunuz el atın. ‘Tamam ben bir bakayım’ dediler. Önceki iki Valiye de gittik. Yeni Valimizden de randevu istiyoruz ama henüz alamadık…
Ama maalesef o kadar büyük sayımız var ki IRAP raporunda ölüm ve yıkım konusunda. Bizi hiç iyi bir senaryo beklemiyor. İşte bu depremi gören illerdeki kayıplar, özellikle Kahramanmaraş, IRAP’ta öngörülenin üstünde 3 misli oldu kayıplar. Yani bu ne demek oluyor? Esas gerçek, 3 misli kayba uğrayacağımız. Ne büyük bir trajedi olacak. Gerçekten müthiş bir trajedi. Yüzde 65'i niteliksiz yapı stoku, organize olmamışız ve ulaşım çok kötü. Bir de zaten olası depremde şehir giriş çıkışları da yok…”
“BİZDE DE DERT ÇOK”
Bursa’nın dertlerini konuştuğumuz Şirin Rodoplu Şimşek’e son olarak mimarların derdi var mı diye sorduk:
“Bizde de tabi dert çok. Şöyle; bu koşullarda, tüm mimar, mühendisler ve akademik oda üyeleri maalesef iyi koşullarda çalışmıyor. Özellikle deprem gibi büyük afetlere gebe bir ülkede, mühendis ve mimarların hakikaten el üstünde tutulması gerekiyor. Her şeyden önce eğitim politikalarının bir kere çok başka olması gerekiyor. Bizim üniversite sınavına girdiğimiz koşullarda mimarlık ve mühendislik çok zor kazanılan bir meslekken, bugün 300 bininci sırada bile olsanız mühendis ve mimar olabiliyorsunuz ve maalesef hiç olmaması gereken birçok insan bu meslekte varlık gösteriyor… Dolayısıyla arkadaşlarımız iyi koşullarda çalışamıyor. E bir mimardan vazgeçerse işveren, kapıda 5 mimar var diye bakıyor. Ne yazık ki hiçbir üniversite mezununa yakışmayacak rakamlarla çalışmak zorunda kalıyorlar, imzacılık yapıyorlar. Yapı denetimlere diplomalarını veriyorlar. Yani bir dejenerasyon var...
Elbette iyi koşullarda değiliz ama mimarlar odası olarak Mimarlık Meslek Yasası’nın hayata geçmesi için uzun yıllardır çalışma yapıyoruz. Bunun yanı sıra meslek ortamını ve niteliğini arttıracak çalışmalar yapıyoruz, üyelerimizin eksik kaldığı yerleri eğitimlerle telafi etmeye çalışıyoruz. Program öğretiyoruz, niteliklerini artırmaya çalışıyoruz. Uzmanlık alanlarına dair eğitimler vermeye çalışıyoruz. Meslektaşlarımızı elbette destekliyoruz ama iyi koşullarda değiliz. Geleceğe dair maalesef ülkenin gençliği ne hissediyorsa meslektaşlarımız da bu noktada… Dolayısıyla genel bir umutsuzluk var. Yine de umut dağıtmaya çalışıyoruz biz de meslek odaları olarak.”
Bursa hakkında görüş ve düşüncelerini bizimle paylaşan TMMOB Mimarlar Odası Bursa Şube Başkanı Şirin Rodoplu Şimşek’e teşekkür ediyoruz.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Şirin Rodoplu Şimşek'ten "radikal" çağrı!
Asuman Kurt Öge, Bursa'nın deprem riskini, şehirdeki yapı stokunun durumunu ve neler yapılması gerektiğini Mimarlar Odası'nın gözü kara Bursa Şube Başkanı Şirin Rodoplu Şimşek'e sordu. Bursa'ya ortak akıl ve işbirliği çağrısı yapan Şimşek, "Lafta konuşuyor herkes ama pratikte yoklar... Bursa elden gidiyor" dedi.
Asrın felaketi olarak nitelendirilen 6 Şubat Kahramanmaraş depremlerinin üzerinden 2 yıl geçti. Bu süre içerisinde Bursa’nın depremselliği konuşuldu, olası bir felaketin sonuçları tartışıldı. Bursa Büyükşehir’in dirençli şehir, sürdürülebilir şehir, kentsel dönüşüm ihtiyacı olan alanlarda bu ihtiyacın bir an önce eyleme dönüştürülmesi ve kentin modern şehirleşme açısından sorunlarının giderilmesi konularının ortak akılla çözülebileceği noktasında paydaşlarla hareket edilmesi kararı Bursa için umut oldu. Şehrin 1/100 binlik çevre düzeni planı gündeme geldi. Kentin Anayasası olarak ifade edilen bu planın bir an önce hayata geçirilmesi beklentisi devam ediyor.
Vatandaşın, şehrin sorunlarına dair kesin çözüm beklediği Bursa’da, çevre düzeni planı, dirençli ve sürdürülebilir şehir, büyükşehir olmanın getirdiği sorunlar ve çözümleri konusunda TMMOB Mimarlar Odası Bursa Şube Başkanı Şirin Rodoplu Şimşek’le konuştuk.
“BERABER MÜCADELE EDELİM”
Öncelikle akademik odaların, şehrin menfaatine iş birliği ve oluşturdukları refleksin yeterli olup olmadığını sorduğumuz Başkan Şimşek şöyle konuştu:
“Benim bir kamu görevlisi görevini yerine getirmiyor diye Ankara'yı harekete geçirmem, ona müfettiş atanması bile aslında o işin burada durmasına sebep olabilen bir şey. Ben bütün mücadeleme girişmeden önce ilgili odalara gidiyorum. Beraber mücadele edelim… TMMOB İKK İl Koordinasyon Sekreteri oldum burada. Tamam dedim hani odaların sekreteryasını yürütüyorum. Nilüfer’deki hormonlu yapılar konusunu İKK’ya taşıdım, ‘arkadaşlar mücadele edelim’ dedim. Fark etmez hangi siyasi parti olduğu. Orada bir iç tepki çıktı. ‘Başka yer yapmıyor mu?’ denildi. Hatta kişiselleştirdin bile dediler. Neden kişiselleştireyim? Olabilir mi? Ben mimar olduğum için alan hesabı ve benzeri konular önce benim önüme düşüyor. Ben görüyorum, sürecin içindeyim, sektörün içindeyim. Bakın birçok kararda basın açıklaması yapıyoruz, herkes geliyor. Sorunlarla gerçek mücadele lazım. Bursa elden gidiyor. O kadar azız ki… Lafta konuşuyor herkes ama pratikte yoklar. Bazen artık şu noktaya geldim; bana argüman versin de varsın konuşmasın, yeter ki çalışsın.”
“HER SORUNA DUYARLIYIZ”
Başkan Şimşek, Mimarlar Odası Bursa Şubesi olarak Bursa’nın her türlü konusuna, sorununa duyarlılık gösterdiklerini ve açıklamada bulunduklarını da ifade ederek “Akademik odalarda, kendine dokunduğu noktada bir hareket oluyor…
Bakın bizden sonra böyle bir refleks yok. Şu dinamizmi kaybetmemek, genç meslektaşlarımızla etkileşim içinde olmak, onlara az bir şey anlatabilmek için her gün odaya uğruyorum… Yanı sıra diğer yönetim kurulu üyelerimiz de geliyor. Gençlere anlatıyoruz. Burası sadece meslek alanı için çalışmaz. Bursa, ülke, bunlar hepimizin gündemi. Birçok arkadaşımızı bu noktada farkındalığa itiyoruz. Komite ve komisyonlarımızı hareketli tutmak, aktif etmek için çok büyük enerji sarf ediyoruz. Sizin enerjinizin yüksek olması onları da tetikler, bunun çok olumlu etkileri olur. Benim mizacım bu. Bir proje gelsin, orda bir zarar göreyim, yerimde duramıyorum. Bir vatandaş gelsin, bana bir konu getirsin. Ben seferber olurum. Her yere ulaşırım, kaynak ararım. Ankara'dan lazımsa Ankara'ya yazarım, telefon açarım, bilmem ne personel alamazsa o telefonu ben alırım, ‘nasıl vermiyorsunuz, bilgi edinmek istiyorum’ derim. Bir de rahat konuştuğum için bu kamuoyu bir şekilde Mimarlar Odası’nı gündem ediniyor.”
“ULAŞIM, EN BÜYÜK SORUN”
Şehrin bütün paydaşlarının kent sorunları çözümünde yapabilecekleri var. Akademik odaların bu anlamda çalışmaları kıymetli. Ancak gidişat Bursa açısından iyi görünmüyor. Ulaşımdan hava kirliliğine, kentsel dönüşümden trafiğe her gün Bursa’nın sorunları konuşuluyor. Çözümler için hareketler kısıtlı kalıyor. O zaman Bursa’nın sağlıklı kentleşme noktasında temel problemleri neler? Başkan Şimşek’e sorduk:
“Bugün artık herkesin dilinde, uzman olsun olmasın. Bursa'da aklınıza gelen en olumsuz şey ne? Ulaşım. Herkesin de ulaşımla ilgili, kafasına göre birtakım tasarrufları var. Kimisi diyor ki ilave yol açalım. Bilimsel yöntemde, teknik yöntemde ilave yol açmak en son çarelerden bir tanesi. Şimdi sadece bu iş yol meselesi değil. Siz istediğiniz yolu yapın, ana arterler hiçbir zaman tıkanıklığa sebep olacak hareketlerin kurbanı olmamalı” dedi ve konuya bakışını örneklerle açıkladı:
“HASTANE AÇILSIN BURASI BİTTİ”
“Bursa’da en kaybettiğimiz yer İzmir Yolu’ndaki stadyum ve yeni yapılan hastane (Ali Osman Sönmez Devlet Hastanesi). Hastane devreye girmedi. O hastane yapılmasın derken biz, birileri ‘vay sen yatırıma karşı mı çıkıyorsun?’ dedi. Arkadaş bu iş hepimize hançer. Hastane elbette olsun ama yeri burası değil! Bakın şu an altını çizerek söylüyorum. Hastane açılsın, burası bitti. Çünkü Dikkaldırım çok kaotik bir bölge. Nüfus olarak, trafik olarak zaten çok büyük bir yükü var. Hastane açıldığında alternatif yol vesaire hiç kalmayacak. Hastanenin termininin yetişmemesi çok büyük bir şans aslında. Çünkü bu arada biz bir çözüm yapalım. Yoksa o bölgede kilitleneceğiz. Bir kere ana arterleri tıkayacak hiçbir hamle yapmamak lazım.”
“TOPLU ULAŞIMI TERCİH ETMİYORUZ”
Konuya yönelik olarak açıklamasına devam eden Başkan Şimşek ikinci olarak şehrin toplu ulaşımını masaya yatırdı ve şu görüşleri paylaştı:
“Gerçek toplu ulaşımı bu şehirde harekete geçirmek lazım. Hiçbirimiz, ben dahil bir yere gideceğimiz zaman toplu ulaşımı tercih etmiyoruz. Çünkü hiçbir şekilde rantabl değil, yararlanmak adına rantabl değil. Bursa'da özel aracımızla çıkmadan iş göremiyoruz. İş dünyasında çalışan hiç kimse toplu ulaşımla işyerine erişemiyor. Fabrika işçisi bile tercih etmiyor ki saati belli çıkışı belli. Ama neden? Yeterli değil. Besleyicileri yeterli değil. Yeraltından, yerüstünden gitmesi büyük hata. Şimdi metroyu, rayı komple iptal edip yer altına almak bu şehre de zarar. Olması gereken bu ama çok büyük bütçeler. Aynı yola zaten yetmiyorken bir de tren hattı geçirdiniz…”
“RADİKAL KARARLAR ALALIM”
Haliyle konunun çözümü olarak çevre yolları, paralel yollar etkili olur mu diye sorduğumuz Başkan Şimşek konuya bakışını şu cümlelerle paylaştı:
“Ana arterin geçilmesini engelleyecek şekilde çevre yollarıyla beslemek lazım şehri. Mesela şehir merkezine işi olmayan ama Doğu bölgesinden Batı’ya gideceklerin bir şekilde mutlaka transferini çevre yollarıyla rantabl sağlamak lazım. Belediye diyor ki Ulaşım Master Planı’nı yaptık. Peki kim yaptı? Belediyedeki bürokratlar yaptı. Kaç tane uzmandan destek alındı? Sadece bürokrat kafasıyla gidecek kurgular değil bunlar. Gerçekten çok önemli çalışmalara ihtiyaç var. Nasıl ki bir hata bundan sonraki 20 seneyi etkiliyorsa ki bunlar ana hatalar, o zaman bizim riske etme lüksümüz yok. Olabildiğince aç, tartışalım ama sadece tartışmakla da kalmayalım, sonuca da bağlayalım. Radikal kararlar alalım. Bu şehrin gerçekten alternatif yatırımlarını yapacak bütçesi yok mu? Elbette var. Doğru yere kanalize edelim. Toplu ulaşımı revize etmeden istediğimiz kadar çevre yolu yapalım. Bu nüfusa zaten o çevre yolları yetmez. Ne kadar çevre yolu yapacağız, çiçek gibi çoğaltacak mıyız?”
“KONU SADECE 0,50 DEĞİL, ÜSTÜNE HORMONLAR BİNDİ”
Şehirleşmede planlamanın öneminin çok konuşulduğunu, ulaşım master planından da bahsetmişken Ataevler Mahallesi’ndeki dönüşümü nasıl değerlendirdiğini, oradaki planlamanın nasıl yapıldığını sorduk Başkan Şimşek’e.
“Ataevler’in nasıl dönüştüğünü söyleyeyim. Eski haliyle en yükseği 5 katlı olan sitelerin zamanında planlanmış yolu kaldırımı, altyapısı neyse, aynı kurgu içine binalar yükseltildi, deli nüfus geldi o bölgeye” dedi ve şu açıklamayı yaptı.
“Normal 0,50 emsal uygulaması ile önce yükseltildi. Plansız hesapsız. 0,50’nin üstüne 3 tane daha 0,50. İşte bu hormonlu dediğimiz esas krizi yaratan şey oldu. 400 daire oldu bin daire. 100 daire oldu 300 daire. Zaten normalde 0,50 dediğimiz o konuyu doğru hesapla yapmadık. Bir de üstüne 0,50’ler ekledik. Aynı proje için konu zannedildi ki sadece 0,50. Hayır üstüne hormonlar da bindi. Biz dava ettik. 300 dava var. Ne oldu sonra biliyor musunuz? Bütün davalar durdu. Ruhsatlar iptal oldu, yeniden bütün projeler yapıldı bu esnada. Dava geç sonuçlanıyor ya. Dava sonuçlanana kadar inşaatlar bitti. Malikler de yerleşti içine. Sonra malikler de geldi buraya, yönetim de geldi. Belediye yöneticileri de geldi. Ya ne olur biz yeniden planını yapalım. Daha artık itiraz etmeyin, insanlar yaşıyor.
Önceki Başkan Alinur Aktaş son 2-3 yıl kentsel dönüşümde hiç 0,50'yi kolay kılmadı mesela. Bizim baskımızdan mı oldu yoksa inisiyatif mi, bilemem. Hani ne iyi yaptı diye sorarsanız o, 0,50'yi bu kadar hareketli tutmadı. Vermeyeceğim dedi. En kıymetli şeylerinden biri bu. Yoksa biz yeni bir kaosu tekrar yaşayacaktık şehir olarak.”
“YÜZDE 85’İ HORMONLU”
Nilüfer’deki yüksek binaları, yoğun yapılaşmanın durumunu da sorduğumuz Başkan Şimşek bu bölgedeki binaların yüzde 85’inin hormonlu olduğunu belirterek “Son 5 senede Nilüfer sınırında, 23 Nisan, Özlüce, Kayapa, İhsaniye gibi, Beşevler hariç, yeni yapılaşan her yerde yapılan bütün inşaatların yüzde 85'i hormonlu. Bir kent görünüyor ya aslında 3 kent yarattık orada. Ben niye bağırıyorum bu kadar, neden yaygara koparıyorum. Müteahhit geliyor bana ‘neden sen bu kadar yaygara koparıyorsun?’, mimar geliyor ‘niye bu kadar yaygara koparıyorsun?’ diyor. Ya gitti gitti, Nilüfer, Nilüfer olmaktan çıktı. Bu kadar düzenli bir yer… Özlüce’si Kayapa’sı, yeni planlanan bölgeler, şu an parkı yok, devlet okulu yok, hiçbir şey yok” dedi.
“Peki olası bir depremde kaos bölgesi olur mu?” diye sorduğumuzda ise şöyle konuştu:
“Aslında yeni bölge, kimsenin belki gözüne batmıyor ama aslında çok büyük bir kaos. En son dava açtığım yer: Babylon projesi. 420 tane bağımsız bölüm hakkı varken bin 640 tane yapılmış. Şimdi düşünsenize o binanın yıkıldığını. Ana arter İzmir yolu, içeriyi besleyen bütün yollar, Bursa için kapalı! Bursa'ya giriş yok! Bunun hesabını kim verecek? Bugün ilgilisi de arıyor, yerin sahibi de arıyor. ‘Sen niye uğraşıyorsun?’ Ben Uğraşmıyorum. Ben yanlışı durdurmaya çalışıyorum. Oranın vebalini kim ödeyecek?”
“ŞEHİRCİLİK BİR DİSİPLİNDİR”
Şehirleri planlamanın öneminin altını çizerek, yanlışlarla mücadelede herkesin taşın altına elini koyması gerektiğini vurgulayan Mimarlar Odası Bursa Şube Başkanı Şirin Rodoplu Şimşek, kentin hakkı olana kavuşması açısından ellerinden geleni yaptıklarına değindi:
“Bu kadar yolsuzluk, bu kadar açlık, bu kadar fütursuzluğu yapmak normal oldu maalesef. Defalarca söyledik. Valiye de gittik. Tarım alanlarında kaçak yapılara müsaade etmeyin diye. Plansız yaptığınız her şey ya da plana uygun olmadan yaptığınız her yapılaşma, her işletme, üretim yeri, ticarethane hiç fark etmeksizin tüm yapılaşma size yeni kaoslar yaratıyor. Yani siz istediğiniz kadar mevcut kabullerle kağıt üstünde biz hep beraber planlayalım deyin. Mevcut kabulde orada beş katlı yapılar var, burada fabrika bölgesi, sanayi bölgesi var, burada parklar, okullar var diyelim. Siz bunları gerçekte yapamadığınız sürece 5 kat konutlar oluyor 10 kat. Burası sanayi oluyor, başka bir kaos. Okullar iptal ediliyor, konuta açılıyor. Şehircilik bir disiplindir. Bir yerde bir yapılaşma yaparken onu besleyecek ulaşım, yollar olmak üzere, parkı, sağlık ocağı, okulu paralel planlanır. Herhangi bir yerde toprak parçanız varsa kamuya terklerini yapmadan bir şey yapamazsınız…”
“ÖNCE ÇÖKÜNTÜ YERLERİ TOPARLAMAK LAZIM”
Peki Bursa’da neden rant bu kadar çok konuşuluyor? Başkan Şimşek bu konudaki görüşlerini de paylaştı ve yapılan yanlışları anlattı:
“Çünkü biz konuları yanlış yönettik, kentsel dönüşümü bu kadar özel sektörün eline bırakmamak lazım. Özel sektörden destek almak lazım. Evet müteahhit de kazanacak. Elbette biz kalkınmayı yani ekonomiyi durdurmak istemiyoruz…
Nilüfer diğer bölgelere göre rantı daha kıymetli toprak parçası itibariyle. Haliyle kentsel dönüşümde Ankara yolu altı dururken, Beşevler, İhsaniye konu oldu mesela. Hala Beşevler ve İhsaniye'de kentsel dönüşüm hamleleri nasıl yaparız diye konuşuluyor. Bence Beşevler’e en son gitmek lazım. Önce şehrin bütün çöküntü yerlerini toparlamak lazım. Önce Bağlarbaşı, Emek… Hele Emek! Bazen proje yaparken şahit oluyoruz bodrumu olmayan, temeli olmayan, en ufak proje sürecinden geçmemiş, kolonu olmayan, 7 katlı binalar var orada. Yani bir deprem olsun, Davutkadı, Emek gibi belli bölgeler hakikaten çok büyük zarar görecek. Çok kötü. Bunlar alçak binalar da değil. Çocuğu gelmiş üstüne bir kat yapmış, akrabası gelmiş bir kat yapmış, hakikaten kaçak. 7 katlı, 8 katlı eğreti yapılar var. Sokaklar 6 metre, 3 metre çıkmaz yollar. Müthiş bir plansızlık, yığmışız. Ben diyorum ki insanlar mezarlarında yaşıyor, net yani. Birçok bölgesi böyle Bursa’nın. Şimdi orası dururken, Emek dururken, Davutkadı dururken, Yeşilyayla dururken, birçok atıl yer dururken, çöküntü yer dururken, biz Beşevler, Ataevler, FSM… Ya bu artık çocuğun bile güldüğü noktaya geldi. Dairemizin yenilenmesi kişisel de çok hoşumuza gidiyor. Oh mutfağım yenilenecek, evim yenilenecek çok güzel ama nasıl bir şehirde yaşayacaksın? O şehirde mutlu olmadıktan sonra, mutfağın iyi olsa ne olacak, bina yenilense ne olacak? O şehirde bir deprem olduğunda, kaoslar yaşandığında, senin binanın en lüks bina olması neye yarar?”
“KAMU, HİZMET ETMEKLE MÜKELLEF”
Bursa’da yürütülen kentsel dönüşüm hamlelerinin doğru olup olmadığı da sorularımız arasında. İşte Başkan Şimşek’in anlattıkları:
“Sadece parsel odaklı konuya bakmamak gerektiğini düşünüyoruz. Bazen çok yönetmeliğe, mevzuata takılıyoruz. Gerçek iyi niyetle, gerçek bir vatan sevdalısı, şehir sevdalısı bir idareci ne yapar, ne olur, kamu menfaatine ne projeler üretebilir? Hiç zor bir şey değil. Çok uzmanı var bu şehrin. Mimarı, plancısı, mühendisi, çevre mühendisi, ziraat mühendisi, çok uzmanı var. Bakın biz ne kadar gönüllüyüz. Danışma kurullarında yer alıyoruz, koştur koştur gidiyoruz ve bunlardan 1 lira almıyoruz. Neden? Kente zarar vermeyelim, bu misyon bizim. 70 yıllık TMMOB tarihinin bize öğrettiği ve burada yönetici olmaya herkesin bilerek geldiği konu kamu yararı. Meslek yararı ve kamu yararı. Ben dışarıda ne iş yaparsam yapayım, buraya geldiğimde bu koltuğun bana yüklediği sorumluluk bu. Kamu yararına bakmak durumundayım. Hakikaten istense yapılabilir. Çok yavaş gidiyor kentsel dönüşüm hamleleri, bütüncül planlama yapılmalı. Birkaç tane bütüncül plan yapıldı. Biz birkaçına dava açtık. ‘Gene niye açtınız?’ Ama sen o bütüncül planı yaparken, orada kamu da kazanmanın derdine düşüyor. Kazanma arkadaş, sen kazanma. Zaten sen de kendine bir şey yapmaya çalışıyorsun, gene kaos oluyor, gene kalabalık oluyor. Herkesin kazanacağı bir sistem olmaz. Kamu hizmet etmekle mükellef. Kazanmak durumunda değil. Hizmet et. Vatandaşın 4 katlı yeri varsa 4 daire alamaz, kötüyse yapısı, ruhsatsız, çöküntü ise ‘4 katlı kaçak yapım var’ diye meşru sayamayız. İnsanların çok hoşuna gitmiyor ama ederini bulmak zorundayız.”
“VERİ TOPLAMA AŞAMASI DEVAM EDİYOR”
Bursa’nın çok konuştuğu 1/ 100 binlik Çevre Düzeni Planı’nın kente ne faydası olacak ve ne zaman tamamlanmış olur? Bu süreci de konuştuk Sayın Başkanla:
“Normal şartlarda Belediye Başkanımız Mustafa Bozbey dedi ki 2025 sonuna yetiştirmek istiyoruz. Ama danışma kurulu olarak da içinde yer alırken bizim gördüğümüz kadarıyla 2025'e o planın bitmesi imkânsız. Çünkü kış dönemi, hadi randımanlı çalıştınız. Yazın insan bulamazsınız çalıştırmaya. Bahara kadar ne yaptınız yaptınız. En son gittiğimiz danışma kurulu toplantısında verileri nasıl toplayacaklarını anlattı hocalarımız. Daha veri yok yani. Halbuki daha önce de çalışıldı çevre düzeni. 2020’de çalışıldı. Birtakım veriler var zaten. Al o verilerin bir kısmını, eksik gördüklerini de istişare et danışma kuruluyla, onların üstüne yürü. Hani bir öncekini yok sayıp, yeniden sil baştan yapmak hem yük hem zaman kaybı. İkincisi, süreci ne kadar doğru yürüttüğünüz önemli. Ne kadar doğru ilerlediğinin denetlenmesi de lazım. Biz daha süreç devam ederken başladık homurdanmaya. Yani bizimle bir şey paylaşmıyorlar diye. Sonra, neyse dedik veriler toplansın da bir değerlendirelim. Toplantıya gittik, bizimle hiçbir veri paylaşılmadan, birkaç tablo sunuldu slayttan. Orada sadece slayt izlemeye gitmiyoruz. Biz zaten çalışmış gitmek istiyoruz. Yani bize gönderilse, biz bir baksak çalışmalara, orada önersek, biz sadece bize sundukları kadarıyla yöntemlerine laf edebildik. Bu şehir zor bir şehir. Sadece Teknoloji Bakanlığı’ndaki veriler yeterli olmaz veya Büyükşehir’in daha önceki verileri yeterli olmaz. Birçok veriyi kaynaklardan toplayıp doğru birleştirmek lazım. Öyle gitmiyor. Yani hala veri toplama aşaması devam ediyor. Daha hararetli kısmı hiç başlamadı.”
“ŞEHRİN TÜM STRATEJİSİ BU PLANIN İÇİNDE”
Çevre Düzeni Planı çalışması tamamlandıktan sonra şehre kazanımının ne olacağı hakkında ise Başkan Şimşek şu bilgileri paylaştı:
“Şehrin 2050'ye kadar ki tüm hikayesi, tüm stratejisi bu planın içinde olacak. Başkan da ısrarla söylüyor, hakikaten kentin anayasası. Tüm şehrin hareketi, stratejisi, konut, ulaşım politikası, kentsel dönüşüm politikası, sanayi politikası, her şey o stratejinin içinde yer alıyor olacak. Tüm belediyeler alt planlarını yaparken o üst plana göre bakacak. Üst karar merciidir o. Stratejisidir işin. Doğru yapılırsa elbette.”
“HER ŞEYİ VAR BURSA’NIN”
Bursa'da bugüne kadar yapılan tüm hatalara rağmen, bundan sonrasını nasıl toparlayabiliriz diye konuşulması gerektiğini ifade eden Başkan Şimşek sanayi ve turizm konularında da önemli şeyler söyledi:
“Artık dünya sürdürülebilir kalkınmayı konuşuyor. Sanayi derken beş kere düşüneceğiz, o sanayiyi teknolojik tarafa itmeye çalışacağız. Kirletici, Bursa'yı talan eden, değerlerini yok eden, zarar veren, zehirleyen bir sanayiden kurtaralım. Silikon vadi gibi sanayilerden bahsedelim artık. Mesela sanayiye yüklenmek yerine; Eskişehir bakın dümdüz bir yerken nasıl turist çeken bir şehre dönüştü. Akın akın turist gidiyor. Okullar seferler düzenliyor. Eskiden Bursa’ya olurdu. Değerlerimiz var bizim. Eski eser, tarihi mirasımız, denizimiz, dağımız var. Burası turistten müthiş kazanabilecekken... Bursa’da turizme yatırım da yapılmıyor. Bakın her şeyi var Bursa'nın. İznik’imiz var başlı başına. Kültürel miras açısından ayrı bir zengin. Dağımız var her şeyden önce. Ondan sonra, akın akın dağcıların geldiği, fotoğrafçıların geldiği bir şehir olma lüksünüz var. Biz kültürel değerlerimizi koruyamadığımız için İznik dosyasını Bakanlığın kendisi çekti, biliyorsunuz. Unesco'dan daha elenmeden bakanlığın kendisi dosyayı vermekten vazgeçti. Biz o heyetin içindeydik. Unesco’dan bir kadın uzman geldi. İznik’in hiç iyi korunmadığına atıfta bulundu. Siz istediğiniz kadar dosyayı hazırlayın. Diyor ki koruma eylem planınız var mı? Bunlarla ilgili envanteriniz var mı, arşiviniz var mı? Yok. E diyor bir deprem olduğunda yıkılacak. Çünkü birçok şehir yıkıldı ama elinde envanter olduğu için aynısı inşa edilebildi. Siz o kültürü yok edeceksiniz. Depremle birlikte tuz buz olacak. Şimdi Hatay’ın olduğu gibi. Veri yok ki, hiçbir şey arşivlenmiyor. Bir de vandalizm var, tahribat var. Eski esere sahip çıkma zaten yok. Biz yangın atıp ahşap evleri yakan bir milletiz. Bursa'da bir sürü değer var. Hisar bölgesi kaç medeniyete ev sahipliği yapmış. Sadece Hisar'ın kendisi o kadar çok değerli bir yer ki. Düşünsenize o kalıntılar arasında açık senfoni orkestralarının yapıldığı sahneler olsa, caz müziği yapılan açık meydanlar olsa, o surların içinde öyle bir şehir yatıyor ki… Bursa’da kocaman bir Arkeopark var, Akçalar tarafında. Kimse bilmiyor. Bursalı farkında değil bir Arkeoparkının olduğundan.”
“ULUDAĞ ALAN BAŞKANLIĞI’NI KURMAYIN DEDİK”
Söz konusu turizm olunca Uludağ Alan Başkanlığı ile alakalı görüşlerini de merak ettiğimiz Başkan Şimşek bu konuda da çarpıcı açıklamalar yaptı:
“Biz TMMOB İl Koordinasyon Sekreterliği’ni yürütürken, 20 küsür odayı temsilen o dönem Hakan Çavuşoğlu'na gittik Meclis’te. Kurmayın bunu dedik, Bursa'ya zarar dedik. Çok iyi niyetle kuruyoruz dediler. Ya hayır dedik, turizmciler burada asla bu işe koruma kafasıyla bakmazlar. Daha çok nasıl kazanırız diye bakarlar. Milli Park statüsünü kaldırmayın. Burası çok değerli. Birçok medeni ülkede oteller eteklerde, tepede değil. Oradan bir transferle gidiliyor vesaire. Dağın tepesine bunu kurmak zorunda değilsiniz ve otel yerleşimlerinin olduğu yer endemik türlerin ağırlıkta olduğu, yüzde 100 korunması gereken mutlak alanlar. Oradan zamanla bitki örtüsü kayboluyor. Hayvan dokusu kayboluyor. Her şey kayboluyor. Siz orada gerçek ekosistemi yok ettiğiniz zaman, kar da düşmez oluyor. Yani o kadar bozuyoruz ki oradaki klimayı, gerçek ekosistemi bozuyoruz ve ondan sonra saçma sapan çözümler düşünüyorsun. Bir de onu Alan Başkanlığı deyip ticaretten daha da tahrip edilecek bir yere dönüştüreceğiz. Zamanla Uludağ, Uludağ olmaktan çıkacak. Zaten eteklerinde kaçak yapının haddi hesabı yok. Kaçak bungalovlar, villalar, şunlar bunlar. Ya biz bu kadar vandalizmin içinde… Bir sürü değerimiz var. Koru, insan aksın buraya. Herkes kazanacak, esnaf kazanacak, Bursa kazanacak.”
“IRAP DENEN BİR PLANI VAR BURSA’NIN”
Bursa fay hatları üzerinde yer alan coğrafyası ile deprem olasılıklarının çok konuşulduğu bir şehir. Özellikle 6 Şubat depremlerinin ardından şehrimiz de hop oturdu, hop kalktı. Hatay’da, Kahramanmaraş’ta yaşanan felaketin bir benzerinin yaşanmaması için neler yapılmalıydı? Kent paydaşları bu konuda pek çok görüş dile getirdi, çözüm önerdi. Peki iş konuşmakla mı kaldı? Yoksa bu şehrin afete karşı ortak bir çalışma planı var mıydı? Başkan Şirin Rodoplu Şimşek’in bu konuda söyledikleri de çok önemli ve üzerinde durulması gereken detaylardı:
“Ben şimdi şunu anlatacağım. IRAP denen bir planı var Bursa'nın. Her il için var. Depreme karşı eylem planı var. Devlet, AFAD Başkanlığı üzerinden valiliklere görev verdi ve bu tüm illerde yapılsın dedi. IRAP ne biliyor musunuz? Şehrin deprem öncesi, deprem anı ve deprem sonrasını tanımlayan tüm eylemleri ile kurumlara görev yükleyen bir rapor. Burada devletin birçok kamu kurumu ve sivil toplum kuruluşlarının birtakım görevleri ve misyonları var. Aynı zamanda Bursa'da bir olası deprem olduğunda kaç kişi hayatını kaybedecek, kaç ev yıkılacak, öngörüler de var, raporlar da var. Şubemizde bir komisyon kuruldu, sadece bunu çalışmak için. IRAP raporu açıldı, tek tek bakıldı. Bütün kurumlara hangi görevler verilmiş, yapması gerekenler vs… İtfaiyenin yapması gereken belli, belediyelerin yapması gerekenler, sanayilerin yapması gerekenler belli. Depremin hem öncesi hem anı hem sonrasında bunları yapmaları lazım. Hani hiçbir şey yapmıyorsa bile bir kurumun bilgilendirme eğitimi yapması lazım. Aslında teoride çok iyi bir rapor. Arkasından dediler ki arkadaşlarımız; üniversite hocamız var, belediyede çalışanımız var, yıllarca bu işlere kafa yormuş uzman arkadaşlarımız var. Kurumlara bir yazalım bakalım, onlara tanımlı bu görevlerden hangilerini yapmışlar diye. Yaklaşık 300 tane kuruma yazdık. Aslında sorması gereken biz değiliz, Valiliğin sorması lazım bütün kurumlara. Biz diyoruz ki IRAP programı kapsamında size tanımlanan bu görevlerden kaçını ne şekilde yaptınız? Yani ya 10, ya 15 kurumdan geri dönüş oldu. Kurumlarda, içeride çalışan bazen tanıdık oluyor. Ne oluyor, Mimarlar Odası niye bunu soruyor diye bir şaşkınlık. Çünkü herkes öyle bir raporda görev atfedildiğini o an fark ediyor. Haberleri bile yok. Yöneticisinin vardır da personelin yok. Aslında bu bir eylem planı. Devletin zorunlu koyduğu bir eylem planı. Devlet afete karşı AFAD diye bakanlık kurdu ve bakanlığa bu çalışmaları verdi.
“IRAP’IN YÜRÜTÜCÜSÜ DEVLET”
“Sonra çalıştay ve paneller yaptık. Biz İl koordinasyon Kurulu’na bağlı olarak deprem paneli, kentsel dönüşüm paneli… Hep bunları söyledik. Vali beye de söyledik. Sayın Vali, IRAP raporu çok eksik, kurumlar görevlerini yapmamışlar. IRAP’ın ne olduğunu çok iyi biliyor. Bir de yürütücüsü Vali, Devlet. Dedik ki bunun eksikleri var, revize olması lazım, veriler doğru değil. Burada yanlışlar var, eksikler var, hadi onu geçtim kurumların görevlerini lütfen kontrol edin. Bu hazırlıklar olmayınca panik oluruz, deprem olsa biteriz. Bu hazırlıklar bağlamında sadece bilinçlendirme eğitimleri diye gerçek hamleler de var IRAP programın içinde. Ne olursunuz el atın. ‘Tamam ben bir bakayım’ dediler. Önceki iki Valiye de gittik. Yeni Valimizden de randevu istiyoruz ama henüz alamadık…
Ama maalesef o kadar büyük sayımız var ki IRAP raporunda ölüm ve yıkım konusunda. Bizi hiç iyi bir senaryo beklemiyor. İşte bu depremi gören illerdeki kayıplar, özellikle Kahramanmaraş, IRAP’ta öngörülenin üstünde 3 misli oldu kayıplar. Yani bu ne demek oluyor? Esas gerçek, 3 misli kayba uğrayacağımız. Ne büyük bir trajedi olacak. Gerçekten müthiş bir trajedi. Yüzde 65'i niteliksiz yapı stoku, organize olmamışız ve ulaşım çok kötü. Bir de zaten olası depremde şehir giriş çıkışları da yok…”
“BİZDE DE DERT ÇOK”
Bursa’nın dertlerini konuştuğumuz Şirin Rodoplu Şimşek’e son olarak mimarların derdi var mı diye sorduk:
“Bizde de tabi dert çok. Şöyle; bu koşullarda, tüm mimar, mühendisler ve akademik oda üyeleri maalesef iyi koşullarda çalışmıyor. Özellikle deprem gibi büyük afetlere gebe bir ülkede, mühendis ve mimarların hakikaten el üstünde tutulması gerekiyor. Her şeyden önce eğitim politikalarının bir kere çok başka olması gerekiyor. Bizim üniversite sınavına girdiğimiz koşullarda mimarlık ve mühendislik çok zor kazanılan bir meslekken, bugün 300 bininci sırada bile olsanız mühendis ve mimar olabiliyorsunuz ve maalesef hiç olmaması gereken birçok insan bu meslekte varlık gösteriyor… Dolayısıyla arkadaşlarımız iyi koşullarda çalışamıyor. E bir mimardan vazgeçerse işveren, kapıda 5 mimar var diye bakıyor. Ne yazık ki hiçbir üniversite mezununa yakışmayacak rakamlarla çalışmak zorunda kalıyorlar, imzacılık yapıyorlar. Yapı denetimlere diplomalarını veriyorlar. Yani bir dejenerasyon var...
Elbette iyi koşullarda değiliz ama mimarlar odası olarak Mimarlık Meslek Yasası’nın hayata geçmesi için uzun yıllardır çalışma yapıyoruz. Bunun yanı sıra meslek ortamını ve niteliğini arttıracak çalışmalar yapıyoruz, üyelerimizin eksik kaldığı yerleri eğitimlerle telafi etmeye çalışıyoruz. Program öğretiyoruz, niteliklerini artırmaya çalışıyoruz. Uzmanlık alanlarına dair eğitimler vermeye çalışıyoruz. Meslektaşlarımızı elbette destekliyoruz ama iyi koşullarda değiliz. Geleceğe dair maalesef ülkenin gençliği ne hissediyorsa meslektaşlarımız da bu noktada… Dolayısıyla genel bir umutsuzluk var. Yine de umut dağıtmaya çalışıyoruz biz de meslek odaları olarak.”
Bursa hakkında görüş ve düşüncelerini bizimle paylaşan TMMOB Mimarlar Odası Bursa Şube Başkanı Şirin Rodoplu Şimşek’e teşekkür ediyoruz.
Kaynak: Asuman Kurt Öge
En Çok Okunan Haberler
YAZARLARIMIZ Tüm Yazarlarımız