SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Kırk uçurmak   

Yazının Giriş Tarihi: 24.01.2022 13:39
Yazının Güncellenme Tarihi: 24.01.2022 01:41

İlkbahar geldi mi, çiçeklerin kokuları kuşların şarkılarına karışıyordu. Her gün süpürdüğüm balkonda ertesi sabah çam dalları, pürleri daha olmadı strafor parçaları bulmaya başladım.

Hadi küçük dalları diyelim ki rüzgârla sürüklendi, strafor parçaları nereden geldi diye düşünürken balkonun diğer katla birleşen kısmında, dışarıda bir kuş yuvası olduğunu fark ettim. Baktım kuşun ağzında strafor parçası yuvaya girdi. Zamane kuşları yuvalarında yalıtım yapıyorlardı!

Böylece straforun kerameti de anlaşılmıştı. Her sene ilkbaharda inşaata başlıyorlardı. Çer çöp, dal parçaları, iplikler ve daha neler neler…

Her gün ya sabır çekip balkonu süpürüyordum. Doğanın kanununu bozmamak için elimden gelen çabayı sarf ediyordum. Bir süre sonra müteahhitlik faslı bitince kuşların ana baba olma vakti geliyordu.

Yuvadaki sesler arınca biliyordum ki hane sayısı çoğalmış. Anne ve baba sırayla yiyecek taşıyor, çığlık kıyamet beslenme saati bitiyordu.

Bir sabah arkası dönük tüylü bir şey gördüm balkonda. Balkon kapısı açılınca paniğe kapıldı.

Minicik bir kuş yavrusuydu. Benden kaçacağım diye kendini yerden yere çarpmaya başladı. Sakinleşsin diye sessizce bekledim. Elime almaya çekindim. Gittim kocaman kalın mavi bulaşık eldivenlerini ellerime geçirdim. Şimdi tam teçhizatlıydım!

Bu sefer yavru kuş daha fazla korktu. Düşünsenize kocaman mavi elleri olan bir şey size doğru geliyor. Mecburen üzerine atlayıp yakaladım. Küçücük kalbi avuçlarımda atıyordu. Balkonun kenarına koydum. Bir iki gezindi baktı fayda yok küçücük kanatlarını açıp boşluğa süzüldü gitti. Sonra fark ettim ki benim balkonu apron olarak kullanıyordu kuşların anneleri. Muhtemelen yiyip içip tembellik yapan yavruları anaları uçmaya teşvik ederken yavrular bizim balkona yumuşak iniş yapıyorlardı. Küçücük yuvadan kocaman bir balkona iniş yapan yavrular minicik ayaklarıyla bir süre balkonu arşınlıyor ama uçmaya cesaret edemedikleri için mavi elleri olan benimle karşılaşıyorlardı!

Başka bir sabah ayakları havada sırt üstü yatan başka bir yavru kuşla karşılaştım. Ayakları havada, gözleri kapalı öylece yatıyordu.

Öldüğünü zannettim. İçimi bir hüzün kapladı.

Gittim mavi tören eldivenlerimi giydim!

Üzerine gölgem düşünce tek gözünü açıp bana baktı. Şimdi göz göze kesişiyorduk. Oldukça ehl-i keyf olduğu için telaşını sadece ayaklarını sallayarak gösteriyordu. Korkuyor ama kımıldamıyordu. Belli ki anası bakıp beslemekten usanmış ve kapıyı göstermişti. Eldivenlerden korktuğu için sonunda kımıldayıp bir koşu kopardı. O önde ben arkada epeyce kovalamaca oynadık balkonda. Sonunda yakaladım. Bir süre debelendi ve avucumdan uçup gitti. Bahçeye konduğunda halâ yürüyordu. Tembellik ruhuna işlemişti bir kere.

Kuşlar kadar radikal olamayan insanoğlu ise çocuklarını zamanı gelse de koruyorum kisvesi altında yuvadan bir türlü uçuramıyor.

Çoğunlukla kimliğini, kişiliğini ezip kendi istediği gibi bir robota dönüştürüyor. İstediği gibi hizaya getiremediği çocuklarına ise öfke ve kin biriktiriyor ve diğer itaatkârlar kadar sevmiyor.

Ben ilkbaharda yumurtadan çıkacak yeni torunlarımı bekliyorum. Yine mavi eldivenlerimle balkonda yavru kuş kovalayıp, kırk uçuracağım.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..