SON DAKİKA
Hava Durumu

Bu bizim kaderimiz mi?

Yazının Giriş Tarihi: 02.06.2024 19:36
Yazının Güncellenme Tarihi: 02.06.2024 19:36

Suriye’nin doğu ve kuzeyinde PKK terör örgütünün uzantısı olan YPG/PYD; “6 büyükşehir, 40 şehir ve 105 beldede 11 Haziran'da seçim yapılacağını, bu seçime toplam 30 siyasi partinin katılacağını ve 3 milyondan fazla seçmenin de oy kullanma hakkına sahip olduğunu” duyurdu.

Terör örgütü Demokratik Birlik Partisi (PYD) Eşbaşkanı Salih Müslim, ANF’ye yaptığı açıklamada; “Seçimlerin şeffaf bir ortamda geçeceğini” belirterek, böylesi bir seçimin ilk defa gerçekleşeceğini” dile getirmiş.

Seçim bölgesinin yaklaşık yüzde 75‘i yani büyük çoğunluğu Arap nüfustan oluşuyor ama ne gariptir ki YPG bölgede söz sahibi ve seçim yapma kararı alabiliyor.

Salih Müslüm de Esat Rejimi dönemine atıfta bulunarak, “şimdiye kadar böyle demokratik bir seçim olmadı” diyebiliyor.

***

Hatırlıyorum da 2017’de Münbiç'ten YPG’nin çıkarılması için şiddetli toplantılar yaptığımız dönemde muhatabımız ABD harika(!) bir teklifte bulunmuştu:

“SDF (yani YPG) bundan sonra Arap nüfustan oluşacağı için bunları PKK uzantısı saymamak gerekir, çok demokratik bir yapıya büründüler. Dolayısıyla biz DEAŞ ile mücadeleye bakalım...”

Bir müddet sonra da “Münbiç için müşterek gözlem gücü oluşturalım, Türk askeri ABD askeri ve YPG unsurlarıyla beraber devriye faaliyeti yapılsın” denildi.

Türkiye, YPG unsurlarını kabul etmedi ama Amerikan askeri ile yapılan birkaç devriye faaliyetinin de ABD kurnazlığından başka bir şey olmadığı anlaşıldı.

Velhasıl;

Amerika oldu bitti ile bize mevcut durumu kabullendirmeye çalıştı. Maalesef içimizdeki İrlandalılar da bu plana çanak tuttu.

Fakat vatanseverler bu tekere hep çomak soktuğu için hedeflerine henüz varamadılar.

Neticede bugünlere geldik.

***

Şimdi burnumuzun dibinde “illegal” bölgesel bir seçim hazırlığı yapılmakta.

Cumhurbaşkanımız da bu seçimlerin bölgede “teröristan” yaratacak bir süreç olduğunu ve buna müsaade edilemeyeceğini ifade etti.

Kesinlikle destekliyorum bu çıkışı...

Lakin tam da burada “Peki bu nasıl olacak?” sualini sormadan geçmek mümkün değil.

Biraz hafızamızı tazeleyelim mi?

Bundan 8 ay önce bazı TV kanallarında “Pençe Kilit Harekâtını stratejik ve taktik yönde eleştirerek yanlış olduğunu” söylemiştim.

“Irak’ın kuzeyine birliklerimizi kanalize etmek, Suriye'de yarım kalan işimizi tamamlamamıza engel oluyor. PKK’nın uzantısı YPG’nin Suriye’de devletleşme yolunda ilerlemesine sanki engel olunmasın diye çaba gösteriliyor...” demiştim.

Şimdi ise konuya zamanında reaksiyon göstermemenin ceremesini çekiyoruz.

Neden ilk hamleyi biz yapmıyoruz da;

Hep düşmanın yaptığı hamleleri boşa çıkarmak çabasına girişiyoruz.

Bu bizim kaderimiz mi?

Kaldı ki savunma yaparak hiçbir oyun kazanılmaz.

Şimdi seçim hamlesine yönelik bir hamle yapmaya çalışıyoruz.

Oysa aylar önce biz birliklerimizi Suriye’nin kuzeyinde yoğunlaştırıp, harekatlarımızı bu bölgede icra etmeye başlamış olsaydık, buna bir de Esat hükümetiyle görüşmeleri ilave etseydik böyle bir durumla karşılaşabilir miydik?

Tabi ki hayır...

Aksine; Suriye kuzeyinde hayata geçirilmeye çalışılan “Teröristan”ı değil, Suriye devletinin birlikleriyle bugün seçim yapılacağı söylenen illerde müşterek devriye faaliyetlerinin yapılmasını konuşuyor olurduk.

Türkiye Cumhuriyeti devletini yöneten akıl, vurguladığım gibi adımlar atmış olsaydı bugün ülkemizde bulunan Suriyelileri ait oldukları yer olan Suriye’nin kuzeyine güvenli bölgelere yerleştiriyor olurduk.

Üstelik bulunduğumuz coğrafyadan gerçekleştirebileceğimiz pek çok taarruzi hamle varken, hiçbirini yapmadık.

Şimdi oturmuş, “bize karşı yapılan hamleleri nasıl bertaraf ederiz” diye tartışıyor, olan biteni de öylece seyrediyoruz.

***

Tüm bunlar yetmiyormuş gibi, birkaç gündür yemeğe ekmeği olmayan Afrika’nın en fakir ülkelerinden Ruanda ile yaptığımız “Turizm Alanında İşbirliği Anlaşması”nı tartışıyoruz.

“Anlaşma kapsamında Ruanda’ya tanınacak vize serbestliği” doğruysa eğer, bu demektir ki turist süsü verilmiş yeni sığınmacılarımız da olacak artık!

Suriyeli, Afgan, Pakistanlı derken şimdi de Afrikalı sığınmacı sorunumuz olacak.

Gelsin tüm hastalıklar!

Sadece hastalık mı?

Eğer iddialar doğruysa:
İngiltere’nin Ruanda’ya deport ettiği büyük çoğunluğu, cinsel saldırı ve hırsızlık suçlarını bulaşmış kaçaklar için Türkiye bulunmaz bir cennet olacak.

Meseleyi bugüne kadar “Ensar-Muhacir” diyerek izah etmeye çalışanlar, bakalım bu yeni duruma nasıl bir kılıf uyduracak!

Ama şunu da net bir şekilde ifade edeyim:

Biz ırkçılık yapmıyoruz...

Yabancı düşmanlığı da yapmıyoruz...

Biz vatanseveriz...

Her karışı şehit kanlarıyla sulanan bu ülkenin, bugünlere nasıl geldiğini çok iyi biliyoruz.

Çocuklarımıza hür bağımsız ve kalkınmış bir Türkiye bırakabilmenin derdindeyiz.

Mehmet Akif’in dediği gibi “Allah bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın” diye mücadele veriyoruz...

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.