SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Halimiz nicedir?

Yazının Giriş Tarihi: 06.11.2021 01:39
Yazının Güncellenme Tarihi: 06.11.2021 01:39

Yayına başladığı ilk gün olan 29 Ekim’in anlamı ile duruşu ve sorumluluğunun ne olduğunu ilan eden SözBursa’nın bu ilkesel çerçevesinde düşüncelerimi paylaşma fırsatı bulmak onur verici.

Türkiye’nin en iyi yerel tarih ve kültür dergisi Şehrengiz için hazırladığım söyleşiler ve Yenieksen sitesi yazılarından sonra, Öge Yayıncılık Danışmanlık’la ikinci buluşmamız.

Yeri gelmişken, meramımız ve bakışımızın ne olması gerektiği ile ilgili bir cümleyi paylaşmak istiyorum.

Rahmetli Mehmed Alagaş bir söyleşisinde; ‘’Yazmak veya yazar olmak kendi başına bir değer değildir. Çünkü doğruları yazmak değil, yaşamak yiğitliktir. İnsan, Allah’ın karşısına okur-yazar olarak değil, okur-yaşar olarak çıkmaya çalışmalı’’ demişti.

Asıl olan da bu değil mi?

***

İlginç bir zamanı yaşıyoruz.

Bu zamanın en belirgin vasfı, toplum olarak edilginliğe mahkûm olmamız. 

Yani, olayların, yaşamın gidişini ve geleceğin şekillenmesini etkilemeye ve denetlemeye yönelik dişe dokunur bir çabanın gösteril(e)memesi.

İnsanların, olaylar karşısında kendini aciz hissettiği ama başkaları da aciz olduğu için tahammül ettikleri ya da başkaları da öyle yapıyor diye davranışımızı onlara uydurduğumuz bir hal.

Yoğun propaganda ve bilgi akışı ile aklı bulandırılarak, aynileştirilmeye çalışılan toplumlarda “neyin gerçek neyin yalan olduğu” öğrenilemese de her alanda yozlaşma olduğu sırıtıyor.

Bizzat şahit olmasak da duyduklarımız, gördüklerimiz, yaşadıklarımız, bilebildiklerimiz ama özellikle anormalliklerin olağanlaşması, çürümenin normal karşılandığı bir durumu yaşamıyor muyuz sizce?

Adeta el attığımız her şey kirleniyor ama içimiz de bundan payını alıyor.

Hiç bu kadar yalanlarla, sahteliklerle, tapınmacılıklarla kuşatılmış mıydık?

Her şey bir kuşku ve tedirginlik sebebi değil mi?

Böyle bir durumda nasıl akılcı ve sağlıklı düşünülebilir?

Neden böyle?

Sağlıklı akıl ve düşünce, insanın yaratılış(fıtrat) özellikleri ve yasaları doğrultusunda buluğa ermesi ve bu yasaların doğru bilgisiyle reşit hale gelerek yaşamını devam ettirmesi ile gerçekleşir.

Eğer buna izin verilmezse, engellenirse, saptırılırsa insan ve ait olduğu toplum da yozlaşma, bozulma kaçınılmaz olur.

Yani mesele, toplum düzenlemelerinin, insan yaratılışına ve yasalarına uygun doğru bilgiye dayalı değil de hurafelere ve başka toplumların kutsal zannedilen adetlerine göre yapılması adeta dayatılmasıdır.

Eğer bu hastalıklı durum düzeltilmezse, selim aklımızı kullanamazsak, başarısız olursak, Yunus Suresi’nin 49. Ayeti’ne muhatap oluruz…

 

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..