SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

İki seçeneğe hapsolmak!

Yazının Giriş Tarihi: 07.03.2022 10:42
Yazının Güncellenme Tarihi: 07.03.2022 10:42

Ülke içinde ve dışında hangi olay/gelişme olursa olsun, hemen iki seçenekten birini tercih edip, kendimizi sınırlandırıyor ve devamında da ayrışıyoruz.

Siyaset kurumlarında siyasetçilerde gazetecilerde aydınlarda ve milletimizde nerdeyse karakteristik bir özellik haline geldi bu durum.

Ya şu ya da bu.

Yani kazan/kaybet mantığı.

Ve arkasından ‘’şu’’ ya da ‘’bu’’ya haklılık ve meşruluk kazandırmak için mutlak doğru kabul edilene odaklanmış bir gözlük ve bu gözlükle üretilen bir sürü zorlama gerekçeler.

Tarih okuması, yaşanılanlar, mukayese, dengeler, analitik düşünme yok.

Bu temeller olmayınca da gelişmelere ilişkin üçüncü, dördüncü yol olabileceği ya da ‘’hem şu hem de bu’’ yaklaşımıyla herkesin fayda sağlayabileceği bir yol oluşmuyor.

Sanki önümüze konulan, bize sunulan iki seçenekten birinin kabulü algısı bilinçli yapılıyor. 

Mesela iç siyasete bakıldığında, milletin önüne iki seçenek konuluyor.

Ya şunun yanındasın ya da bunun.

Birine bakıyorsun ülkeyi yönetemez hale gelmiş, kontrol yok, kural yok, düzeltme yok, umut yok, zenginlerin/market zincirlerinin taktığı yok ama savurganlık, vurdumduymazlık had safhada.

Milletin zengin ve yoksul olarak ikiye ayrılmasına ve bir avuç insanın ‘’oligark’’ haline gelmesine sebep olan vahşi neoliberal politikalarda hala ısrar ediliyor, hatadan dönüş yok.

Diğerine bakıyorsun, birisi, ülkemize yakın gelecekte ciddi güvenlik problemleri yaşatacak olan (örnek; Ukrayna-Donbas) ve demografik yapıyı altüst eden sığınmacılar meselesinin sorumlusu ve federalizmin savunucusu.

Bir diğeri, dünyada paranın bol olduğu zamanda ülkeyi ithalata bağımlı hale getirerek, yaşadığımız ekonomik sıkıntıların baş sorumlularından olmasına rağmen yeniden tedavüle sürülen ve parlatılan neoliberalist prens. Uluslararası gıda şirketlerine tanınan imtiyazlarla ülkede tarım ve hayvancılığı çökertenlerden. Ve de federalist.

Ve bu ikisi yaptıklarından dolayı bu millete hesap verecekleri yerde önümüze sunulan ikinci seçeneğin yani 6’lı ittifakın içinde pir-ü pak kabul edilip aklanarak meşrulaştırıldı, hiçbir şey olmamış gibi.

Diğerleri ise küresel vampirlere tam teslimi ifade eden ekonomik programları ve küreselcilerin yönetim içindeki uzantılarıyla başka bir alem.

Ama gel gör ki, ikisinden birine mahkûmsun adeta. 

Üçüncü, dördüncü seçenek arayışı yok.

Dış siyasete bakacak olursak; ülkenin önünde yine iki seçenek var:

Ya Rusçusun ya da Batıcı.

Varlık sebebi, Sovyetlere karşı denge oluşturmak olan ancak SSCB’nin dağılmasıyla varlık sebebi ortadan kalkmasına rağmen hala devam eden ve devam etmesi için başta İslam olmak üzere düşmanlar üreten,

Aynen Türkiye gibi tarihten gelen kuşatılma travmasına sahip Ruslara doğru ve Rusların 30 yıldır uyarısına rağmen durmaksızın genişleyip tedirgin eden,

Rusların zayıf zamanında yangından mal kaçırır gibi birçok Doğu Avrupa ülkesini NATO’ya alıp, Rus’ları çaktırmadan, sinsice ve sözünde durmayarak sürekli kışkırtan NATO ile

Devlet ve tarih tecrübesi olmayan ama oligarkların oyuncağı olan adamı, tepeden inme ülke yönetimine getirip gaz veren ve sonrasında yüzüstü bırakan (ki sürpriz değil, genetikleri böyle), o çok öykünülen çoğulcu demokratik(!) yapısıyla, gelen sığınmacıları geldiği ülkeye göre (din ve etnik köken gözeterek) ayrıma tabi tutan çifte standartlı, riyakâr Batı, iki seçeneğimizden ilki olacaksa biz kimiz, tercihimizin kriteri ne (ikiyüzlü, ırkçı Batı demokrasisi ise), bu dünyada ne ifade ediyoruz? Renksizlik, kişiliksizlik değil mi bunun adı?

Bir üçüncü yol, dördüncü yol yok mu?

Niye Batıcı ya da Rusçu olalım?

Batı’nın Doğu’yu anlama bilimi olan oryantalizme (şarkiyatçılık) karşılık olarak, Batı’nın zihin kodlarını çözecek oksidentalist (garbiyatçılık) çalışmalar bizde hala yoksa daha çoook bugün Avrupa, ABD, Rusya yarın da Batı ve Çin arasında yaprak gibi savruluruz.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..